BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aile Bakanlığı

Aile Bakanlığı

“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı” ismi çok uzun. “Aile Bakanlığı” denmesi kâfi, iş tarifinin bakanlık isminde olmasına ihtiyaç yok. Bakanlığın hayr eli olan “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu” daha da uzun. Yaşlı vatandaşların akıllarında tutmaları kolay olmasa gerek. “Aile Yardımlaşma Vakfı” münasip olur.



“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı” ismi çok uzun. “Aile Bakanlığı” denmesi kâfi, iş tarifinin bakanlık isminde olmasına ihtiyaç yok. Bakanlığın hayr eli olan “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu” daha da uzun. Yaşlı vatandaşların akıllarında tutmaları kolay olmasa gerek. “Aile Yardımlaşma Vakfı” münasip olur. Aile Bakanlığı’nın başında başarılı bir isim var, Fatma Şahin. Dertlilerin derdine derman olma sancılarından olsa gerek, her ân ağladı-ağlayacak hüznüyle bakan bir bakan. Sayın Fatma Şahin’in bir haberini okudum: Kocası vefat etmiş olup da tutunacak dalı bulunmayan 228 bin 551 kadına Aile Yardımlaşma Vakfı vasıtasıyla 260 milyon TL yardım yapılmış. Allah razı olsun, birleri bin olsun. Belki inanılması güç olacaktır ama, emin olunuz bu haberden bir gece evvel “Aile Bakanlığına bağlı vakıflar, acaba bağış kabul ediyor mu?” diye düşünmüştüm... Bu Bakanlıktan dört şey bekliyoruz: Kendi adını ve vakıflarının adını kısaltmak, bağış kabul edilmiyorsa mevzuatta değişiklik yaparak bunu mümkün kılmak, ediliyorsa duyurmak ve dördüncüsü de bağışlarla da güçlenen vakıf eliyle bütün kimsesiz hanımlara destek olmak. Bunu yaparken “ailede sosyal haklara sahip birilerinin olmaması” gibi bir şart aranmamalıdır. Eşi vefat etmiş bir kadın, kızının veya oğlunun yanında kalsa da geliri olmayabilir. Çocuklarının eline bakmaya mecbur etmemeli. Dulunu yetimini, şehidinin emanetini ele-güne muhtaç etmeyen devlet, babadır. Hatta yaşı 40’ı geçmiş olup da evlenememiş ve bir geliri olmayan hanımları da bu çerçeveye almak gerekir... Bencilliği teşvik eden modern zamanlara rağmen milletimizin iyilik damarları dumura uğramadı. Ancak dedelerimiz, ninelerimiz kadar hayırsever ve hamiyetperver de değiliz. En nihayetinde sponsor olunabildi. Halbuki hayır ehli dedelerin, ninelerin geçilmesi lazım. İslâmiyet, milletimizin mevzubahis hasletlerini besleyen cevherdir. Bu hususta birçok âyet-i kerîmeler, hadis-i şerîfler ve kelâmı kibarlar vardır. Zekât, sadaka, sadakayı fıtr bizatihi bu maksada matuftur. Veren elin alan elden hayrlı olduğu, komşusu aç iken tok uyuyanın bizden olmadığı hadisleri hep bu cümledendir. Bizim medeniyetimiz bir hayr ve hasenat medeniyetidir. Mahallede muhtaç bırakılmaz. Mahalle bir kocaman ev gibidir. Çünkü Peygamberler Peygamberi -aleyhisselam- bir keresinde komşu hakkını o kadar titizlikle anlatırlar ki sahabiler, sözlerini “...komşu komşunun mirasçısıdır!” hükmüyle bitireceğini zannederler. Bu ahlâktır ki diğerkâmlık duygusunu beslemiştir. Bütün bunlardan dolayı İslam ve daha yakın çerçevede Osmanlı Coğrafyasında sivil medeniyet eserleri yükselmiştir. Aşevi, cami, sebil ve daha niceleri vakıf eserdir. Eski İstanbul’un yüzde 65’i vakıftır. Aile Bakanlığı, MEB kadar değerlidir. Bu Bakanlık yeniden donatılarak güçlendirilmelidir. Aileyi kaybetmezsek, devleti kaybetmeyiz. Devlet, yarın demektir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT