BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Patriotların hukuki zemini bilinmiyor mu?

Patriotların hukuki zemini bilinmiyor mu?

Patriotlar, 5. Maddede belirtilen bir silahlı saldırı vuku bulduğu için değil, Türkiye’nin güvenliği tehdit altında olduğundan yerleştirilmektedir... Buna karşı çıkacaklarına, Türkiye’nin neden milli füze savunma sistemini geliştirmemiş olduğunu gündeme taşısalar, daha çok ilgi toplarlar!



8 PATRİOT BATARYASI YETECEK Türkiye, NATO’ya yaptığı Patriot başvurusunda, korunması gereken bölgelerin listesini bildirdi. Ankara’nın listesine göre 20 Patriot gerekiyor. Almanya’dan sonra Hollanda da Türkiye’ye Patriot füzeleri yollamaya karar verdi. Türkiye topraklarını hedef alabilecek güdümlü füzeler Patriot bataryaları tarafından engellenecek. Patriotların Türkiye’ye yerleştirilmesinin söz konusu olmasından itibaren hem dış hem de iç siyasette bu hamleye karşı çıkanlar oldu. Rusya ve İran Patriotların Türkiye’ye yerleştirilmesinin “bölgede gerilimi daha da artıracak” bir davranış olduğu değerlendirmesini yaptılar. Hatta İran, Patriotlar ile Kürecik’teki radar arasında bağlantı kurarak -sanki Suriye’de hiçbir şey yaşanmıyormuş gibi- bu füzelerin İsrail’in İran’a yapacağı bir saldırının İran tarafından önlenmesini engellemek için yerleştirildiğini iddia etti. İçeride ise bazı siyasi partiler Türkiye’nin muhtemel bir saldırıya karşı savunulmasının bir gereği olarak gördükleri Patriot kararını desteklerlerken, bazı partiler ise Rusya ve İran’ın söylemlerine yakın bir tavır takınarak, Türkiye’yi neredeyse saldırıya hazırlanan bir devlet gibi nitelendirdiler. Bu tartışmalar yapılırken genellikle işin siyasi yönü üzerinde duruldu. Söz konusu füze savunma sistemlerinin Türkiye’ye yerleştirilmesinin hangi hukuki zemine oturduğu ise gözden kaçtı. Sanki Kuzey Atlantik Antlaşması hiç yokmuş, Türkiye de NATO üyesi değilmiş gibi yapılan açıklama, yorum ve değerlendirmeler son derece sığ bir Patriot tartışması ortamı doğurdu. Bünyelerinde emekli büyükelçiler, hatta NATO konularını çok iyi bilen diplomatlar bulunduran siyasi partiler bile, herhalde “halkın kafasını karmaşık hukuki terimlerle meşgul etmemek” ilkesinden hareket ederek meseleyi köy kahvelerinde tartışılan çerçevenin dışına çıkartmamakta direndiler! Hâlbuki Patriotların Türkiye’ye yerleştirilmesine şiddetle karşı çıkanların en azından bir bölümünün, ülkemizin güçlü bir hava savunma sisteminin olmadığı gerçeğini bilmemeleri beklenemezdi. Savunma amaçlı bir sistem olduğu tartışma götürmeyen Patriotların yerleştirilmesine karşı çıkacaklarına, bugüne kadar Türkiye’nin neden milli füze savunma sistemini geliştirmemiş olduğunu siyasetin gündemine taşımış olsalar, görüşlerinin daha fazla ilgi toplayacağı muhakkaktı. Evet, maalesef Türkiye’nin tamamen milli teknolojiye dayalı, etkin bir hava savunma sistemi bulunmamaktadır. Herhangi bir yerden Türkiye’ye yöneltilebilecek güdümlü füze saldırıları engelleyebilecek koruyucu bir kubbemiz yoktur. Gelişmiş füze teknolojileri dolayısıyla birçok ülkenin sahip olduğu füzelerin menzilinde bulunan başkent Ankara bile neredeyse korumasızdır. Daha önce olduğu gibi, Suriye gerginliği sebebiyle de Türkiye dışarıdan gelecek desteğe muhtaç kalmıştır. Dış desteğin en önemli adresi ise NATO olmuştur. Kuzey Atlantik Antlaşması her nedense hep 5. maddesiyle hatırlanır. Sanki bir silahlı saldırı durumunda BM Antlaşması’nın 51. Maddesinde tarif edilen müşterek meşru müdafaa hakkı gereğince tüm NATO ülkelerinin saldırıya uğrayan devlete yardım etmelerini öngören 5. Madde dışında herhangi bir NATO düzenlemesi yokmuş addedilir. Hâlbuki Kuzey Atlantik Antlaşması sadece üyelerinden birine yapılacak bir saldırı durumunda nasıl davranılacağını düzenlemez; bir saldırı tehdidi söz konusu olduğunda hatta tamamen barış ortamında üyeler arasındaki ilişkilere dair hükümler de ihtiva eder. Antlaşmanın 4. Maddesi, taraflardan birinin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliği tehdit edildiğinde, tüm tarafların birbirleriyle danışmalarda bulunmalarını hükme bağlamıştır. 3. Madde ise, tarafların sürekli ve etkin olarak birbirlerine yardım etmelerinden, “silahlı bir saldırıya karşı münferit ve müşterek direnme kapasitelerini koruyup geliştireceklerinden” bahseder. Patriotlar, 5. Maddede belirtilen bir silahlı saldırı vuku bulduğu için değil, Türkiye’nin güvenliği, 4. Maddede düzenlendiği şekilde tehdit altında olduğundan ve 3. Maddeyle üyelerin muhtemel bir saldırıya karşı direnme kapasitelerinin artırılması gerektiğinden yerleştirilmektedir. Söz konusu tehdit sona erdiğinde, daha önce olduğu gibi Türkiye’ye yerleştirilen sistemler sökülüp, götürülecektir. Suriye’yle mevcut durumu ve Kuzey Atlantik Antlaşması’nı göz önünde bulundurduğumuzda Patriot tartışmasının iç siyasette dayanaksız biçimde tartışıldığı da aşikârdır. Keşke bu tartışma bir hayra vesile olsa da, birileri kalkıp Türkiye’nin bir an önce kendi milli füze savunma sistemini geliştirmesi gereğini gündeme taşısa. Bunu yaparken de, ABD’nin füze kalkanının aslında İran için olduğunu, bu ülke dışından Türkiye’ye yapılabilecek saldırılara karşı işlevsiz kaldığını Suriye ve Patriotlar örneğini vererek dile getirse. Sahi Türkiye 1996’da S-300’lerin Kıbrıs Rum Kesimine yerleştirilmesine neden karşı çıkmıştı? >> NATO’DAN TAM DESTEK “Türkiye ile tam dayanışma içindeyiz” diyen NATO Genel Sek-reteri Rasmussen, Patriot füzelerinin savunma amaçlı yerleştirileceğini ve muhtemel bir “uçuşa yasak bölgeyi” destekleme ya da saldırı amaçlı kullanılmayacağını vurguladı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT