BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cari açığın ilacı madencilik olacak

Cari açığın ilacı madencilik olacak

Sektörün ekonomideki payının artacağını ifade eden Kantarcıgil, “Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasında madencilik itici güç olacak” dedi. “Madencilik sayesinde işsizlik ve göçün önüne geçilebilir. Türk iş adamları inşaat sektöründe olduğu gibi bu alanda da dünyada zirveye ortak olur”



> Nuh Albayrak VTG Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kantarcıgil, madenciliğin önünü açan düzenlemelerin devreye girdiği Türkiye’de bu sektörün ekonomideki payının artacağını ve cari açığın en büyük ilacı olacağını, hatta Türk iş adamlarının tıpkı inşaat sektöründe olduğu gibi madencilikte de dünyada zirveye oynayabileceğini söyledi. VTG Holding’in Güney Afrika’daki tesislerinde düzenlenen buluşmaya VTG Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kantarcıgil, Başkan Yardımcısı Vuslat Bayoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Tarık İmre ile Sürdürülebilirlik Yöneticisi Esra Yalçın katıldı. Toplantıda konuşan VTG Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kantarcıgil, madencilik sektörünün, Türkiye’nin cari açık, işsizlik ve büyükşehirlere göç gibi en temel problemlerinin çözümünde etkili olabilecek sektörlerden biri olduğunun altını çizdi. Enerji sektörünün ardından madenciliğin de son yılların “yükselen sektörü” olduğunu vurgulayan Kantarcıgil, “Bundan 5-6 yıl önce enerji sektörüne olan yoğun yatırımcı ilgisi bugün de madencilik sektörüne yönelik devam ediyor. Madencilik, dünyadaki hammadde talebinin artışına bağlı olarak cazip bir sektör haline gelirken, Türk hükümeti, sektörün ülkenin kalkınmasına sağlayacağı faydanın farkında olarak, madenciliğin ekonomideki payının artırılmasına dönük düzenlemeler getiriyor. Bu sayede madenciliğin yatırımcılar nezdinde ilgi çeken sektörlerden biri olması sağlandı” dedi. Kantarcıgil, Türkiye’nin 2023 vizyonu olan; dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girmek ve ihracatını 500 milyar dolara yükseltmek gibi hedeflerine ulaşmasında ve cari açığını azaltmasında madencilik sektörünün ilaç görevini göreceğini belirtti. Bununla birlikte Türkiye’de sektörün hak ettiği ölçüde gelişemediğini dile getiren Kantarcıgil, madenciliğin ülkemiz GSMH’deki payının son 10 yıl içinde yüzde 1.1 ile yüzde 1.5 arasında seyrettiğini, bu oranın gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında çok düşük olduğunu söyledi. Türkiye’de madencilik sektörünün hızla gelişeceğine inandıklarını vurgulayan Kantarcıgil, sözlerine şöyle devam etti: “Türk insanı, odaklandığı tüm sektörlerde başarılı oluyor. İnşaat sektöründe Türk şirketleri, dünyada ilk 5’te yer alıyor. Madencilik de Türk şirketlerinin dünya çapında zirveye oynayabileceği potansiyelde olan bir sektör. Sektörün en temel gereklilikleri olan, know-how, teknoloji transferi, kalifiye insan kaynağı, sürdürülebilirlik gibi alanlarda gelişim gösterilebildiği takdirde, Türkiye, madencilik sektöründe, global arenada önemli ülkelerden biri konumuna gelebilir.” Sektörler arasında en yüksek katma değer ve istihdam sağlama kapasitesine sahip olan madencilik sektörünün ekonomiye yaptığı doğrudan katkılar ve diğer alanlara sağladığı girdiler sebebiyle özel bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Kantarcıgil, madenciliğin, kırsal alanlarda gerçekleştirildiği için kente olan göçü engelleyip bölgesel kalkınmayı da hızlandırdığını ifade etti. >>> Madencilik “ameliyat” hassasiyeti gerektiriyor Türkiye’de madencilik, organ kaçakçılığı gibi algılanıyor. Yani, dünyanın karnını deşip, işe yarar organlarını alıyorlar, sonra da ‘ölüm’e terk ediyorlar. Yakın zamana kadarki uygulamalara bakılırsa pek de yanlış sayılmaz. Birkaç yıl önce, dönemin İstanbul Orman Bölge Müdürü bana Kemerburgaz’daki kömür ocaklarından kalan çukurları göstermişti. Manzara tam da yukarıda tarif ettiğim gibiydi. Bir de buna bazı ülkelerin ‘belden aşağı’ rekabet oyunlarına gelen “Hopdedik’s”lerin; çevre savaşçısı haline getirilen zavallı köylülerin kullanılmasıyla oluşturulan kamuoyunun, madenciliği, çevre düşmanlığı gibi tanıtmasını da eklersek durumu siz düşünün. Oysa bu iş, toprağı talan etmeden, çevreyi kirletmeden, ahaliyi tedirgin etmeden de yapılabiliyormuş... İşte Güney Afrika... Petrolü, doğalgazı olmayan, sanayileşmesini tamamlayamayan bir ülke... Fakat baştan mevzuatını ve murakebatını iyi oluşturarak yer altındaki zenginliklerini revize etmeyi başarmış. İşlenebilecek maden bulunan bölgede önce, dünyanın derisi niteliğindeki toprak kaldırılıp bir kenara yığılıyor. Sonra maden çıkarılıyor ve çevreye saygılı bir biçimde havayı- suyu kirletmeden işleniyor. Madenin çıkarılması tamamlanınca oluşan çukur usulüne uygun biçimde dolduruluyor ve üzerine de daha önce bir kenara yığılan ‘canlı’ toprak kapatılıyor. Yani, arazinin derisi tekrar arazinin üzerine örtülerek dünyanın bünyesindeki ameliyat tamamlanmış oluyor. Eğer böyle yapılırsa kim karşı çıkabilir madenlerin işlenmesine... > ELİNİZİ ATINCA KÖMÜR ÇIKIYOR “Kömür çıkarmak” denince bizim aklımıza grizu patlamaları, göçen galeri dehşetleri geliyor. Oysa Güney Afrika’da bunların hiçbiri söz konusu değil. Daha kepçeyi vurmadan kömür yatağına ulaşıyorsunuz. Hem riski hem de maliyeti çok düşük bir iş. Bu fotoğrafı çekerken, bir zamanlar Zonguldak’ta bir vesileyle indiğim kömür ocağı geldi aklıma... Madenciler bozulmasın ama burada ben bile yaparım bu işi... >>> Atık sular arıtılarak kullanılacak Çevreye duyarlı madenciliği ana ilke edinmesi ve sosyal projelerle madenciliği buluşturması sebebiyle ilk faaliyet sahası olan Güney Afrika’da çabuk farkedilen ve hızla yükselen VTG Holding, iki maden ocağı çalıştırıyor ve yıllık 250 milyon ton civarındaki toplam kömür üretiminde yaklaşık %2 paya sahip. Madencilik sektöründeki bilgi ve birikimini Türkiye’ye aktarmak isteyen VTG Holding, Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki 33.2 milyon ton nikel cevherini çıkarmak ve işlemek için, Çaldağ Nikel projesini başlattı. Madenciliğin, çevreye etkisi önlenebilen bir sektör olmasına rağmen kamuoyunda bunun pek bilinmediğinin altını çizen VTG Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kantarcıgil, “Madencilik çevre ile uyumlu bir şekilde yapılabilir ve bunun örnekleri gelişmiş ülkelerde çokça vardır. VTG, Güney Afrika’da sürdürülebilir madenciliğin en iyi örneklerini ortaya koymaktadır. Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yeraltı zenginliklerini katma değere çevirirken, bölgenin kalkınmasını da sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Ayrıca sürdürülebilir madenciliğin Türkiye’de de uygulanmasına öncülük etmekten büyük gurur duyuyoruz” dedi. VTG Holding bu anlayışın bir yansıması olarak, Türkiye’nin en büyük nikel rezervinin bulunduğu Manisa Çaldağ’a yönelik de bir dizi yatırımlarda bulunmaktadır. Bu yatırımlardan en önemlisi, Çaldağ Nikel madeninde Gediz Nehrinden su alma izni olmasına rağmen, su kaynakları konusundaki duyarlı yaklaşımıyla Turgutlu’ya atık su arıtma tesisi kazandıracak olmasıdır. Mevcut durumda, 120 bin nüfuslu Turgutlu ilçesinin evsel atıkları Gediz Nehrine dökülerek büyük kirliliğe yol açmaktadır. Çaldağ Nikel atık su arıtma tesisiyle Gediz Nehrinin kirlenmesi engellenirken, madenin yıllık 3 milyon metreküp su ihtiyacı da mevcut su kaynakları kullanılmadan karşılanacaktır. VTG Holding, Çaldağ Nikel madeni ile bölgede 1000 kişiye istihdam sağlayacaktır. Gediz Havzası’nda var olan tarıma dayalı ekonomiye çeşitlilik kazandıracaklarını ve bölgenin ekonomik altyapısını daha da güçlendireceklerini belirten Kantarcıgil, “Bölgede Toplumsal Destek Fonu oluşturulacak. Turgutlu ve çevresinin ekolojik ve sosyal kalkınma problemlerinin çözümüne yönelik projeler desteklenecek. Ayrıca Çaldağ Nikel’de yerel halkı istihdam edeceğiz ve mümkün olan tüm tedarik zincirimizi Turgutlu’dan karşılayarak bölgeyi destekleyeceğiz” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108491
    % -0.11
  • 3.5043
    % 0.25
  • 4.1204
    % -0.28
  • 4.4958
    % -0.31
  • 144.777
    % -0.3
 
 
 
 
 
KAPAT