BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsveç tahtında sıradan bir Fransız!

İsveç tahtında sıradan bir Fransız!

Avrupa hanedanlarının çoğu verâset sebebiyle farklı millettendir. İsveç kral ailesi de, Fransız asıllıdır. Bunun sebebi verâset değildir. İsveç tahtındaki Fransız ailenin hikâyesi, tarihte nâdir rastlanan cinstendir.



Bir hükümdar öldüğü zaman yerine kim geçer? Elbette hükümdarın veliahdı geçer. Veliahd, hükümdar ailesinden tahta geçme sırasındaki ilk erkek veya kadındır. Bu sıra memleketten memlekete değişir. Bazen taht iddia edenler arasında iç savaş çıkar. Galip gelen tahta çıkar. İki asır evvel İsveç, bu problemi tarihte benzerine rastlanmayan bir şekilde çözmüştür. En eski krallıklardan biri İsveç, dünyanın en eski devletlerinden ve Avrupa’nın en eski krallıklarındandır. Hâlâ da böyle idare olunur. İstiklâlini hiç kaybetmemiştir. İki cihan harbine de girmemiştir. Sömürgeci değildir. Ama Norveç, Finlandiya ve Kuzey Almanya, zaman zaman İsveç toprağı olmuştur. Demokrasi ve sanâyii erken keşfetmiş, bu sayede refaha kavuşmuştur. 1523’ten beri başta bulunan Vasa hanedanının son temsilcisi İsveç Kralı XIII. Karl’ın çocuğu yoktu. Kardeşinin oğlu, önceki kral Gustaf, Finlandiya’yı kaybettiği için bir darbe ile devrilmiş ve İsviçre’ye sürgüne gönderilmişti. Kral, Danimarka kraliyet hanedanından ve bu ülkenin Norveç Vâlisi 41 yaşındaki Prens Kristian August’u evlat edindi. İsveç, böylece Finlandiya’ya karşılık Norveç’i kazanabilecekti. Ama prens ertesi yıl (1810) attan düşerek öldü. Eski kral Gustaf taraftarlarınca zehirlendiği de söylenir. İsveç, iyi münasebet kurmak istediği Fransa İmparatoru Napoléon’dan bir vâris istedi; imparator mühimsemedi. Bunun üzerine İsveç Devlet Konseyi (Riksdag), Napoléon’un generallerinden Jean Baptiste Bernadotte’a veliahdlık teklif etti. Norveç’i kazandırdı General Bernadotte, bir avukatın oğlu olarak 1763’te Güney Fransa’daki Pau şehrinde doğmuştu. Fransız ihtilâline katılmış; sonra Napoléon’un gözde mareşallerinden olarak cepheden cepheye koşmuştu. Daha mühim bir hususiyeti, Napoléon’un önceki nişanlısı Désirée ile evlenmesidir. Napoléon, küçük bir subayken, Marsilyalı ipek tüccarının kızı ve ağabeyi Joseph Bonaparte’ın baldızı Désirée Clary ile nişanlanmış; sonra Paris’te tanıştığı Kontes Josephine ile evlenmenin ikbaline yardımcı olacağını düşünerek nişanlısını terk etmişti. Napoléon imparator olunca, Bernadotte’u Ponte Corvo Prensi yapmış; ama araları hep soğuk kalmıştır. Nihayet 9. kolordu kumandanlığından azledilince, İsveçlilerin teklifini kabul etmiştir. Askerî mahareti, Hanover ve Hansa vâliliğindeki insanî hareketi ve Almanya’daki İsveç esirlerine iyi muamelesinden dolayı İsveç’te çok popüler olan Bernadotte, imparatorun tasvibiyle teklifi kabul etti. Katoliklikten Luteryen mezhebine geçerek İsveç’e yerleşti. Kral, zayıf olduğu için idareyi ele aldı. Norveç’i ilhak için Napoléon’un düşmanlarıyla ittifak kurdu. Böylece eski dostunu arkadan vurdu. Napoléon 1814’te yenilince de Norveç’i alarak büyük bir itibar kazandı. 1818’de Kral ölünce, XIV. Karl Johan adıyla taç giydi. Johan, Jean’ın İsveççe karşılığıdır. Barışçı ve liberal bir idare kurdu. İyi İsveççe konuşamadığı halde, sevilen bir kral oldu. Ziraat ve deniz ticaretini geliştirdi. Böylece nüfus hızla arttı. Ama matbuat üzerinde baskı kurdu. İsveç-Norveç Kralı olarak 1844’te öldü. Soyu, bugün de İsveç tahtındadır. Şimdiki kral XVI. Karl Gustaf, General Bernadotte’un 6. kuşak torunudur. İsveçlilerin, önceki kralla hiçbir kan bağlı olmayan sıradan bir Fransız’ı tahta geçirmesi, tarihin en şaşırtıcı hâdiselerindendir. >>> Osmanlı ile akraba Bernadotte’un karısı Désirée’yi (1777-1860) herkes, Danimarkalı Anne-Marie Selinko’nun 1951’de satış rekoru kıran aynı adlı romanı ile tanıdı. 1954’te Jean Simmons/Marlon Brando’lu filmi çekildi. Désirée, dilini bilmediği soğuk ve sönük İsveç’e alışamadı. Kraliyet ailesi kendisini basit buldu. Bu sebeple kocası ve oğlunu Stockholm’de bırakarak senelerce sosyal hayatı canlı Paris’te yaşadı. “Stockholm sözü bile beni üşütüyor” derdi. Yıllar sonra İsveç’e dönerek, Desideria (=İstenen) adıyla taç giydi. Böylece Fransa tahtı yerine; istemediği halde daha sağlam bir tahta oturdu. Ama hiç İsveççe öğrenemedi. 1799’da doğan tek çocuğu Oskar’ın adını vaftiz babası Napoléon koymuştu. İleride İsveç kralı olacağını bilmişçesine çocuğa bir İskandinav ismi vermesi enteresandır. Oskar, Napoléon’un karısı İmparatoriçe Josephine’in torunu Josefina ile evlendi. İmparatoriçe, Sultan II. Mahmud’un annesi Nakşidil Sultan’ın veya analığının teyzezâdesidir. Böylece İsveç ile Osmanlı hanedanı arasında bir akrabalık vardır. Sultan Aziz’in Avrupa seyahatinde bu dile getirilmiş; hatta Şehzâde Murad Efendi’nin bir Avrupa prensesi ile evlenmesi konuşulmuştu. İsveç ile Türkler tarihte hiç savaşmamış; hatta 1709’da Ruslara yenilen İsveç Kralı Demirbaş Karl, yurduna dönemediği için senelerce Osmanlı ülkesinde misafir olarak kalmıştır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108594
    % -0.02
  • 3.4937
    % -0.05
  • 4.1108
    % -0.52
  • 4.4876
    % -0.5
  • 144.69
    % -0.36
 
 
 
 
 
KAPAT