BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Silivri'den geçerken

Silivri'den geçerken

Silivri’de hukuk yok, demiş birisi.. Bir başkası da “ben falanla filanın suçlu olduğuna inanmıyorum” dedi. Sakıncası yok.



Silivri’de hukuk yok, demiş birisi.. Bir başkası da “ben falanla filanın suçlu olduğuna inanmıyorum” dedi. Sakıncası yok. Ben de inanıyorum, dersem ne olacak? İnanan ve inanmayanların oylarını sayıp hangisi çoksa ona göre mi karar vereceğiz? İsteyen inanır isteyen inanmaz.. bize ne? Böyle davalardan adalet beklemekle cinayet davasından adalet beklemek aynı şey değil. Hadi öbüründe DNA’sına bakarsın, delil ararsın, parmak izi dersin.. Ne varsa somutlaştırır, hakimlerin önüne koyarsın. Böyle davalarda bu işler nasıl olacak.. Poşet içinde parmak izi mi getirilecek? Poşet içinde parmak izi mi bekliyorsunuz? Hani 28 Şubat’ta Paşa, “Demokrasiye balans ayarı yaptık” demişti ya.. Bilmiyorum, belki böyle davalarda teker dönerken balans ayarı yapanlar da vardır. Eskiden Türkiye’de ağlamalar sızlamalar kamuoyuna yönelik değildi. Mesela gazete ve televizyonlar irtica hortladı derken, haber yaparken, kamuoyuna duyurmuş olmuyordu. Bu konularda hassasiyeti olduğu varsayılan orduya sesleniliyordu. Yoksa kamuoyunun irtica diye bir derdi yoktu. Zaten irtica da yoktu. Farkındaysanız 2007’den sonra ortalıktan çekildi. Ara sıra bu soruyu ekranlardan sormak lazım. Ne oldu da irtica çekti gitti? Silivri’de hukuk yok, diyen abiler eski alışkanlıklarından kurtulamamışlar. Hâlâ sipariş üzere ağıt yakıyorlar ama duyan yok. Kimin umurunda Silivri’deki dava.. Aman aman hukuk herkese lazım, keser döner sap gelir bilmem nereye takılır hatırlatmasına girmeyin. O da kimsenin derdi değil. İş olacağına varacak. Bu adamların kendilerine faydası yok, memlekete ne faydaları olacak. Kendilerine faydalı olabilselerdi bu gidişatı öngörebilir, bunun bir suç ve suçlu işi olmadığını Türkiye’nin makas değiştirmek zorunda olduğunu en azından hissederlerdi. Jandarma Komutanı’nın emriyle cumhuriyet elden gidiyor mitingi yapan rektörün kafasının basacağı işler değil. Yahut türban böyle bağlanır, mezarda Türkçe dua okunur diyen kuvvet komutanının aklının alacağı işler de değil. Oralara takılıp kalan adamlar böyle çetrefil problemleri çözemez. Hem o dönemde o metotları meşru sayıp nemalanan insanların, günün birinde başka metotlarla tasfiyeye razı olması lazım. Kazanmayı meşru sayıyorsanız kaybetmeyi de sayacaksınız. Feryat figan faydasız. Bol bol tarih okuyun, hatıra okuyun, yürüyüş yapın.. devlet, demokrasi, cumhuriyet işlerine takılmayın.. Bina bir an evvel yenilensin herkesi evine gönderirler. Eve dönünce ömür yeterse hatıra yazarsınız. Bugünden hatırlatmış olayım: Hatıra yazarken aldandık, fark edemedik, kullanıldık, zannettik ki, demekten çekinmeyin. Gelecek nesillere çorbada tuz misali bir iyilik yapmış olursunuz. Mahkeme salonundaki (şov)ları altı ay sonra kimse hatırlamaz.. Ama hatıra kitaplarınız en az iki nesil elden ele dolaşır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT