BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mumcu cinayetiyle dindarları dövdüler

Mumcu cinayetiyle dindarları dövdüler

Uğur Mumcu'nun katili diye 5.5 yıl hapis yatan Kılıç ve Tekin'den çarpıcı yorumlar: Mumcu'yu kim 'Sakıncalı Piyade' yaptıysa, onlar katletti. Kanlı gömleğiyle de Müslümanları dövdüler. İşkencecilerimizin amiri, "Cinayetin faturası size kesildi bedel ödeyeceksin" dedi.



ÖZEL HABER ADEM DEMİR - SALİH BİLİCİ Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’daki evinin önünde aracına konulan bombalarla öldürüldü. 1993-2000 yılına kadar birçok kesime yönelik suçlamalar gündeme getirildi ama Mumcu’un katilleri hiç yakalanmadı. Ta ki; 6 Mayıs 2000 tarihine kadar. Bu tarihte şok bir operasyonla Selam Gazetesi’nin sahibi, yöneticileri ve çalışanları gözaltına alındılar. Adına “Umut” denilen operasyonda gözaltına alınanlara anında “Mumcu’nun katilleri” damgası yapıştırıldı. Aylarca yayınlar yapıldı. Yargılama sonucunda Uğur Mumcu olayında üç kişi ceza aldı. Ama bomba yapmak ve koymakla suçlanan Cihan kod isimli Oğuz Demir hiç yakalanmadı. Olayın üzerinden neredeyse 20 yıl geçmek üzere. Bu süre içinde Mumcu’nun eşi TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu bir kitap yazdı. “İçimden Geçen Zaman” isimli kitapta Mumcu, kafasındaki soru işaretlerinin giderilmediğini anlatıyor. 5 YIL 6 AY CEZAEVİNDE?KALDILAR Umut Davası kapsamında 5 yıl 6 ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılan Kılıç ve Tekin, “Üzerimizden bütün Müslümanları dövdüler. Biz de epey dayak yedik” dedi. MÜSLÜMANLARI DÖVDÜLER Oysa 24 kişi Uğur Mumcu cinayeti failleri iddiasıyla gözaltına alınmışlardı. Operasyonun ilk gününden itibaren “Mumcu’nun katilleri” damgası vurulan kişilerin aynı zamanda Prof. Dr. Muammer Aksoy, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’u da öldürdükleri ileri sürüldü. Yargılama sırasında “Mumcu’nun katilleri” diye damgalanan bazı isimlerin olayla ilgilerinin olmadığı ortaya çıktı. Ama 12 yıldır örgüt yöneticiliğinden yargılananlar var. Bunlardan Selam Gazetesi’nin eski sahibi Avukat Hasan Kılıç ve Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Tekin, o süreçte yaşadıklarını Türkiye gazetesine anlattılar. Her ikisi de Umut Davası kapsamında 5 yıl 6 ay cezaevinde kaldılar. Güldal Mumcu’nun kocasının derin ve zinde güçler tarafından öldürülmüş olabileceğine ilişkin soru işaretlerini toplumla paylaşmasını olumlu bulan Kılıç, Umut Operasyonuyla birlikte sadece kendi hayatlarının değil, milyonların ve ülke stratejisinin dahi değiştiğini söyledi. “Bize yönelik komplo kuruldu” diyen Kılıç, “Bu olaydan sonra Türkiye-İran ilişkileri bozuldu. Toplum laik-antilaik olarak ayrıştırıldı. Üzerimizden tüm Müslümanları dövdüler. Biz de epey dayak yedik. Tüm psikolojik baskılara rağmen dimdik ayaktayız” diye konuştu. İŞKENCE ZİRVE YAPTI Mehmet Ali Tekin de kendilerine nasıl bir tezgâhın kurulduğunu anlatırken o günlere dönüyor. Tekin, “Yusuf Karakuş isimli bir kişi polis tarafından gözaltına alınıyor. 40 gün bir yerde tutuluyor. Geçmişte işlediği suçlardan dolayı şantajla ve işkence altında kendisine ezberletilen ifadelerle suçlandık” dedi. “Ankara Emniyeti’nde bulunduğunuz sırada fiziki işkence gördünüz mü?” şeklindeki soruya hem Hasan Kılıç hem de Mehmet Ali Tekin aynı anda “tabi ki gördük” diye cevap verdi. Öyle ki; her ikisinde de aynı sözcük aynı anda çıktı. Ardından Tekin, gözaltında kendilerine yapılan işkenceyi şu sözlerle anlattı: “İşkencenin zirve yaptığı dönemdi. Üzerimizde işkencenin son yöntemleri uygulandı. Başımıza poşet geçirip boynumuzda sıkı bir şekilde bağlıyorlardı. Üstten suyla doldurup boğmaya çalışıyorlardı. Tam nefesimizin tükendiği anda boğazımızı sıkan ipi gevşetip suyu akıtıyorlardı.” FATURAYI BİZE KESTİLER Tekin, 28 Şubat dönemde sistemin dindarları hedef seçtiğini belirterek, “Devlet, bizim şahsımızda bütün Müslümanları; ekonomik, siyasi ve kültürel olarak sindirmeyi planladı. Bizleri kullanarak bu amaçlarına ulaştılar. Ankara’da işkenceci polislerin amiri, defalarca bana ‘Uğur Mumcu’yu sizin öldürmediğinizi biliyoruz. Bu iş size fatura edildi, bedelini ödeyeceksiniz. İmzalayın bu evrakları’ diyordu. Bizler ‘yok’ dedikçe, işkenceci amir ‘burada 7 değil 77 gün de direnişiniz sürse sonunda bizim yazdıklarımızın altına imza atıp kabul edeceksiniz bu suçu’ diyordu. Nitekim onların dediği oldu. Ağır işkencelerin sonunda, bize dayatılan ifade metinlerinin altına, imza atmak zorunda kaldık” dedi. Hasan Kılıç, gerek yaşanan gelişmeler gerekse yapılan itiraflar sonucunda Mumcu ve benzeri kişilere yönelik eylemlerin hangi mihraklar tarafından gerçekleştirildiğinin artık bilindiğini söyledi. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son 3-5 yılda Türkiye’de yaşanan gelişmeler dikkate alındığında hangi derin ve gizli güçlerin, dış unsurların bu tür karanlık cinayetlerde nasıl rol oynadıkları belli oluyor. Dolayısıyla Mumcu ve benzerlerinin kimler tarafından öldürüldüğüne ilişkin insanların kafasında soru işaretleri kaldığını düşünmüyorum. Her şey ayan beyan ortada. Mumcu’ya sağlığında çektirenler Kemalistlerdi. Ona “Sakıncalı Piyade” deyip zulmedeler daha sonra cenazesinin bayraktarlığını yaptılar. Onun kanlı gömleğini, İslam’ın aleyhine ve Müslüman düşmanlığı için kullandılar.” Mumcu cinayetini gerçekleştirdikleri iddiasıyla tutuklanıp daha sonra “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmek” suçlamasıyla yargılamaları süren Kılıç ve Tekin, Güldal Mumcu’nun kitabını da değerlendirdiler. “Bu ülkede adaleti, hukuku ve vicdanı bir tarafa atıp kendi subjektif görüşleri ve art niyetiyle hareket edip insanları boğmaya çalışanlar var” diyen Kılıç, Güldal Mumcu, bu kategoriye konulmayacak bir insan izlenimi verdiğini belirtti. Kılıç, “Hanımefendi bir iki duruşmaya katıldı. Mahkeme heyeti huzurunda, ‘Eşimin bu kişiler tarafından öldürüldüğüne inanmıyorum’ dedi. Ama Ceyhan Mumcu ve Turgut Kazan çok acımasızdılar” diye konuştu. Bir hukuk adamı olan Kılıç, Mumcu dosyanın hukuki olarak tekrar açılması gerektiğini ve yargılamaların yeniden yapılarak gerçek faillerin kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerektiğini söylerken Tekin ise dostunun bu temennisine katıldığını kaydetti. Tekin, “Haksızlığa uğradığımız, mağdur ve mazlum olduğumuz ortada. Bizler gazeteciyiz. Bizi, ‘Laik-antilaik ayrışması senaryosu çerçevesinde kurban seçtiler. Özellikle Tuncay Özkan gibi gibilerin yargısız infazlarına maruz kaldık. Aynı Özkan, şimdi Ergenekon davasından yargılanıyor ve savcılara masumiyet mektupları gönderiyor” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108615
    % 1.32
  • 3.4955
    % -0.59
  • 4.1299
    % -0.03
  • 4.5103
    % -0.29
  • 144.994
    % -0.19
 
 
 
 
 
KAPAT