BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Deliye dönmüştü Musa...

Deliye dönmüştü Musa...

Duruşma gününe saatler kalmıştı. Fehmi, duvar kenarındaki ranzanın alt katında yatıyordu. Dikkatini yanındaki arkadaşının pilli radyosunda monoton sesli bir spikerin okuduğu haber bültenine vermişti. Heyecanlıydı ve oyalanacak bir şeyler arıyordu.



Duruşma gününe saatler kalmıştı. Fehmi, duvar kenarındaki ranzanın alt katında yatıyordu. Dikkatini yanındaki arkadaşının pilli radyosunda monoton sesli bir spikerin okuduğu haber bültenine vermişti. Heyecanlıydı ve oyalanacak bir şeyler arıyordu. Yarın mahkeme esnasında bütün her şeyin halledileceğine inanıyor, çıkacağına kesin gözüyle bakıyordu. Hatta bir kısım eşyalarını son görüş gününde Mukadder’in getirdiği çantaya yerleştirmişti bile. Morali düzgündü. Bütün her şey istediği gibi olacaktı. Özlemişti evini, yuvasını, oğlunu, karısını. Solgun yanaklarını sıvazladı. Yanındaki kader arkadaşı onun haline bakıp dayanamadı: - Fehmi kardeş, kendini salma sakın... - Yok Musa. İyiyim. Yarın bitecek hayırlısıyla bu iş. Çıkarım herhalde. Musa bıyık altından güldü: - Yine de güvenme dayına... demişler. Bakarsın bir aksilik olur. Bu dört duvarın arasında en kötü şey hayal kırıklığıdır. Duvarları yıkasın gelir. İsyan edesin gelir ama elin kolun bağlıdır, kımıldayamazsın bile. Ne sesini duyan olur, ne yardımına koşan. O nedenle hep en kötüsünü düşün, ona alıştır kendini. İyisi olursa amenna... Fehmi hafif bir tebessümle dinlemişti arkadaşını. O sözlerini bitirdikten sonra “haklısın” der gibi salladı başını: - İyi dersin, doğru dersin ama bu işin aksi yok artık. Patron kendi geldi, müdür beyin odasında görüştük kendiyle biliyorsun sen de. Ağzıyla söyledi. Bu işi bitireceğim dedi. Mukadder’le de haber gönderdim. Avukat falan da tutar. Biter bu azap yarın. Darısı senin başına Musa kardeş... Musa yuvarlak yüzlü bir adamdı. Birbirine bitişik gibi duran kaşları yüzüne gerçeğinin aksine çok ciddi bir hava vermekteydi. Oysa koğuşun hemen hemen en neşeli mahkumuydu. Cinayetten yatıyordu. Nereden baksan yirmi yıl yiyecekti. Birkaç gün önce gelen avukatı görüşmelerinde böyle söylemişti. Musa mahkemeye çıkmış, hiç gocunmadan “evet, ben öldürdüm. Namus davasıydı. Gözümü kırpmadan vurdum. Bugün olsa yine vururum...” demişti. Karısına göz koyan bir adamı vurmuştu... Uzun zaman rahatsız etmişti karısını. Zavallı kadın çareyi kocasına söylemekte bulmuş, bir akşam olanı biteni anlatmıştı. Deliye dönmüştü Musa. O gece sabaha kadar uyumamış, ne yapabileceğini düşünmüştü. Ertesi gün işe gitmek için evden çıkmış, bir köşeye gizlenip evini gözlemeye başlamıştı. Adam öğlene doğru gelip dayanmıştı evin kapısına. Bulunduğu yerden bir ok gibi fırlamıştı. Adamın yakasına yapıştığı gibi yere indirmiş, var gücüyle yumruklamaya başlamıştı. Ağzı burnu kan içinde kaldı adamın. Bir de tekme sallayarak bıraktı yerde. İşaret parmağını kan revan içindeki adama doğru sallayarak bağırmıştı: - Bundan sonra karımın çevresinde, evimin etrafında görürsem seni yaşatmam bilesin... Arkasını dönüp evine girmeye hazırlanırken duyduğu bir tıkırtıyla geri dönmüş, yerde yatan adamın elinde parlayan bıçağı fark etmişti. Duyduğu tıkırtı sustalının sesiydi. Gayri ihtiyari elini tabancasına atmış, tetiğe dokunuvermişti iki kere üst üste. Oracıkta ölmüştü adam. Sonrası ise malum... Hep böyle anlatırdı kendisini dört duvarın arasına mahkum eden olayı. Bir senedir devam ediyordu mahkemesi. Artık karar aşamasına gelmek üzereydi. Tevekkül etmişti her şeye. Fehmi’yle akrandı yaşı. Onun anlattığı hikayeyi dinlediği zaman Fehmi bir tuhaf oluyordu. Kendi karısı, oğlu aklına geliyor, onların başlarında hiç kimse olmadan hayatın acımasız çarklarında bir başlarına kalmış olmalarının korkusunu yaşıyordu. Ya Musa’nın karısına musallat olan gibi bir densiz çıkar da Mukadder’i rahatsız ederse?!. Çıldıracak gibi oluyor, sığmıyordu yerine. Musa gülümsedi: - Benim başıma gelecek olan gelmiş be Fehmi! Daha ne olacak? - Öyle deme, bilinmez. Tahrik var diyorsun, belki iner cezan... Musa eliyle “boş ver!” der gibi bir işaret yaptı. - Olan olmuş, giden gitmiş. Kolay değil ama kabullenmek gerek. Sen kendine bak şimdi. İyi bir avukat, patronun söyleyecekleri, şikayeti geri almaları falan ışığını parlatıyor senin. Ama gel bana inan, yine de hazırla kendini. Cevap vermedi Fehmi. Aklına bile getirmiyordu olumsuzlukları. Yarın her şey hallolacaktı. Sabah onda başlayacaktı duruşması. Heyecandan o gece gözünü bile kırpmayacağını adı gibi biliyordu. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT