BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kürt Konferansı’nın ardından

Kürt Konferansı’nın ardından

Washington’daki Kürtler’in Kimlik Arayışı Konferansı, Türkiye’nin rahatsızlıklarını giderecek ve desteğini sağlayacak şekilde gerçekleştirilebilirdi. Bizce konferansın en çarpıcı sonucu, ‘Türkiyesiz hiçbir şey yapılamayacağının’ bir kere daha ortaya çıkması idi..



Washington’da Amerikan Üniversitesi’nde hafta başında, 2 gün süren ‘Kürtler’in kimlik arayışı’ konulu bir konferans yapıldı. Mesut Barzani’nin lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi KDP’nin gövde gösterisine dönüşen Konferans, bilinenleri tekrardan ve propaganda dolu konuşmalardan öte gidemedi. Toplantı öncesinde bazı basın organlarında, Türkiye’nin bu konferansa şiddetle karşı çıktığı, hatta yapılmaması için ABD’ye ‘çok sert bir nota’ verdiği yönünde haberler ve yorumlar çıktı. Bundan dolayı da Konferans sanki, ‘Türkiye’ye rağmen yapılıyor’ şeklinde bir atmosfer doğdu. Türkiye’nin haklı kaygıları vardı Halbuki, Türkiye’nin bu konferansa karşı çıktığı iddiası yanlıştı. Bir kere hem Washington’daki Türk Büyükelçiliği hem de ABD Dışişleri Kuzey Irak sorumlusu Francis J. Ricciardone nota haberlerini yalanladılar. Ayrıca konferansa katılan KDP ileri gelenleri Necirvan Barzani ve Şefik Gazzaz’ın, Erbil’den Diyarbakır’a, oradan da Washington’a gelmelerini ‘sağlayan’ Türkiye idi! Dahası, bir yabancı ülkedeki üniversitede yapılacak toplantıya Türkiye’nin karşı çıkması sözkonusu olamazdı.. Ama hem konferans ile hem de katılanların taşıdıkları bazı sıfatlar ile ilgili olarak, Türkiye’nin bazı rahatsızlıkları ve haklı kaygıları vardı. KDP ileri gelenlerinin kendilerine yakıştırdıkları sözde sıfatlar, bu rahatsızlıkların temelini teşkil ediyordu. Konferans ile ilgili duyurularda yer alan Necirvan Barzani’nin kullandığı ‘başbakan’ ve Dr. Şefik Gazzaz’a verilen ‘bakan’ sıfatları, ne demek oluyordu? Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlet olmadığına göre bu sıfatların kullanılması hem yakışıksız hem de kışkırtıcı değil miydi? Öte yandan Konferans’a PKK yandaşları ve sempatizanlarının sızması ve terör örgütünün reklamının yapılması nasıl önlenecekti? Bütün bu hususlar ve rahatsızlıklar, Türkiye’nin endişeleriydi.. Türkiye bunları, ilgililerine açık ve abartısız şekilde dile getirdi! Bu rahatsızlıklar giderilmediği sürece bir ‘tavır’ konulacağı belirtildi. Türkiye ağırlığını hissettirdi Nitekim, giderilmediği için, ‘tavır’ da konuldu! Bir kere hiçbir Türk yetkili konferansa katılmadı. Ayrıca tebliğ sunacağı önceden duyurulan Prof. Dr. Şerif Mardin ile Prof. Dr. Doğu Ergil katılmaktan vazgeçtiler. Toplantıya iştirak eden Amerikalı konuşmacılar da, Türkiye’yi rahatsız edecek bir söz kullanmamak ve tavır sergilememek hususunda, azami bir hassasiyet içinde oldular. Dahası konferans için Washington’a gelen Necirvan Barzani’ye, taşıdığı sözde başbakan sıfatından ve Türkiye’nin tavrından dolayı ABD Dışişleri’nde istediği hiçbir randevu verilmedi. Washington Büyükelçiliğimiz’e gelen ve ilgili diplomatımızla konuşan Necirvan Barzani, ABD Dışişleri yetkilileri ile görüşemedi. Konferansta konuşan ABD Dışişleri Kuzey Irak sorumlusu Francis J. Ricciardone, çok açık ve net ifadelerle “ABD’nin Kuzey Irak’taki politikasının değişmediğini ve değişmeyeceğini; ABD’nin bir ‘Kürt meselesi ve politikasının’ olmadığını” üzerine basa basa vurguladı. Ricciardone: “Biz, Kürtleri içinde yaşadıkları ülkelerin herhangi bir vatandaşı olarak görüyoruz. Kürt kimliğini çözmek ABD’nin sorumluluğunda ve yetkisinde değildir. Kürtler için veya herhangi bir Iraklı etnik topluluk için ayrı devlet kurulmasına karşıyız. Irak’ın toprak bütünlüğünü ve birliğini, bölgesel barış ve istikrar için gerekli görüyoruz.” şeklinde konuştu. Toplantı sırasında bizim de içinde bulunduğumuz bir grup gazeteciyle ayrıca konuşan Ricciardone, “Türkiye’den verilmiş bir nota yok. Zaten Kuzey Irak’ta Türkiye ile birlikte çalışıyor, benzer kaygıları taşıyoruz. Sürekli diyalog halindeyiz.” dedi. Gelelim sonuçlarına... Washington’daki Kürtler’in Kimlik Arayışı Konferansı, Türkiye’nin rahatsızlıklarını giderecek ve desteğini sağlayacak şekilde gerçekleştirilebilirdi. KDP’liler, taşıdıkları anlamsız sıfatlar ve dikkatsizlikleri sebebiyle, çok daha yararlı hale getirilebilecek bir konferansı, kendi elleriyle baltaladılar. Bizce konferansın en çarpıcı sonucu, ‘Türkiyesiz hiçbir şey yapılamayacağının’ bir kere daha ortaya çıkması idi.. Türkiye’nin ağırlığını hücrelerine kadar hisseden KDP’liler, umarız bu mesajı bundan sonra iyi değerlendirirler.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT