BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Putin Londra’da

Putin Londra’da

Rusya Devlet başkanlığına seçilen Vladimir Putin, daha yemin edip, bu sıfatla, resmen göreve başlamadan, Başbakan Tony Blair tarafından, alelacele Londra’ya davet edildi. Bizim basın, içeride, kendi yoğun meşgalelerimizden başkaldırıp, bu konuyla meşgul olamadı.



Rusya Devlet başkanlığına seçilen Vladimir Putin, daha yemin edip, bu sıfatla, resmen göreve başlamadan, Başbakan Tony Blair tarafından, alelacele Londra’ya davet edildi. Bizim basın, içeride, kendi yoğun meşgalelerimizden başkaldırıp, bu konuyla meşgul olamadı. Halbuki, Rusya’da, yepyeni bir era başlıyor. Devlet Başkanlığına getirilen zat, ne kadar gözü pek ve atak olduğunu, dünyaya rağmen, Çeçenistan’da gösterdi. Herhalde, içeride de, görecek hesapları vardır. Diğer taraftan, yeni başkan nasıl bir ekonomi devraldı ve bu ekonomiyi, bundan sonra nereye götürecek? Kendisine göre, hayal kırıklıklarına rağmen, Batı’ya daha yanaşacak mı, yoksa, seçimlerde kullandığı şovenizme devam mı edecek? Bütün bu sualler, başta, Amerika olmak üzere, Batılı kançılaryaların aradıkları cevapları bekliyor. İngiltere’nin bu öncü girişimiyle ilgili olarak, yapılan ilk yorumlara göre Londra, hem kendi ve hem de Amerika adına, yeni Rusya ile ilişkilerde, Almanya ve Fransa’yı arkada bırakarak, ön almak istemektedir. Gerçek olan şudur ki, Rusya NATO’nun, eski Varşova Paktı üyelerinden üçünü kabul ederek, genişlemesini, Kosova’daki savaşı ve Sırbistan’ın bombalanmasını unutmuş değil. Ancak, aynı Rusya, Batı ile ilişkilerinde bunları, alenen, mesele yapacak halde de değil. Yeltsin’i, herşeye rağmen, uzun süre, Rusya’da, hangi güçler ayakta tuttuysa, Putin’in de, istikbali, yine bu güçlerin elindedir. Serbest piyasa ekonomisine geçişi, yepyeni ve mütegallip bir sınıfın ortaya çıkması şeklinde değerlendiren ‘yeni zengin Ruslar’, Putin’den de bu düzenin devam ettirilmesini isteyecek ve Devlet Başkanı’nın, reform çağrılarını, herhalde kulak ardı edeceklerdir. İşte, Putin’in, değiştirmeye, gücünün pek yetmeyeceği bu statükonun devam edebilmesi için, Batı’nın, Rusya ekonomisiyle, yine de ilgilenmesi gerekecektir. Şu sırada, herşeyden önce, ülkede, yıllardan bu yana devam edegelen sermaye kaçışını önlemek icabediyor. 1993’ten bu yana, dışa giden sermayenin, toplam olarak, 140 milyar doları bulduğu bildiriliyor. Bugün bile, bu kaçışın, ayda 2 milyar dolar civarında olduğu kaydediliyor. Buna karşın, aynı dönemde, Rusya’ya giren yabancı sermaye, sadece 10 milyar. IMF’nin ve Dünya Bankası’nın yardımları ise, ancak 25 milyar dolar olmuştur. Putin ile yeni hayata başlayan Rusya’yı, etkilemekte, İngiltere kadar mücehhez olmasak bile, bizim de, Putin’in ihtiyacı olan ekonomide yapabileceğimiz önemli katkılar vardır. Gündemi kapattığımız Cumhurbaşkanlığı seçimlerini halledip, bizim de, daha fazla geç kalmadan, Putin’i çağırmamız düşünülüyor mu acaba?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT