BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mevlânâ Safiyyüddîn

Mevlânâ Safiyyüddîn

Buyurdu ki: “Sözün güzeli odur ki, dinleyen, o sözün güzelliği ile kendinden geçer. Böylesine güzel söz de, Allahü teâlânın velî kullarının sözleridir.”



Mevlânâ Safiyyüddîn hazretleri, evliyânın büyüklerinden olup Hüseyn Vâ’iz-i Kâşifî’nin oğludur. 867 (m. 1462) senesinde Afganistan’da Hirat’ta doğdu. 939 (m. 1533) senesinde orada vefât etti. Reşehât kitabı çok kıymetlidir. 1291 (m. 1874) senesinde İstanbul’da yapılan baskısı sonunda Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin Arabî “İrâde-i cüz’iyye” kitabı ve kenarında, yine Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin “Rabıta” risalesi ve yine onun “Âdâb-ı tarikat” risalesinin Türkçesi ve Fârisî “Silsile-i âliyye”si vardır. Reşehât tercümesinin bu baskısı bir hazînedir. Eline geçip okuyan, dünyânın en talihli insanlarından sayılmaktadır. Zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mâhir olan Abdühakîm Efendi; “Reşehât okumak, insanın ihlâsını arttır” buyurdu. Reşehât ayn-ül-hayât kitabından bazı kısımlar: “Tasavvuf yoluna taklid ile girenler sonunda mutlaka tahkîke (hakîkate) kavuşur.” “Evliyânın mübârek sözleri, Muhammed aleyhisselâmın peygamberlik hakîkatinden yayılmış olan nûrlardır. Kur’ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere ta’zim ve hürmet lâzım olduğu gibi, evliyânın sözlerine de edeb ve hürmet ile tazim etmek lâzımdır.” “Bir kimse, evvelki ve sonraki ilimleri tahsil etmiş olsa, son nefesinde o ilim o kimseye yardımcı olmayıp, bütün malûmat, hafızasından idrâkinden gider. Yiğitlik ve ganîmet odur ki, hiç olmazsa her gün bir miktar, bir köşeye oturup, Allahü teâlâyı tefekkür etmek, O’nu zikretmek lâzımdır. Allahü teâlânın zikri, kalbde meleke hâline gelmelidir ki, son nefeste O’nu hatırlasın ve o zamanki sıkıntıdan kurtulsun.” “İnsanlar ihmalkârlık ve tembelliklerinden dolayı; (yarın şu hayırlı işi işleyelim) derler. Düşünmezler ki, bugün, dünkü günün yarınıdır. Bugün ne işlediler ki, yarın ne işliyecekler?” “Tasavvuf yolu ve bu yolun büyükleri o kadar kıymetlidirler ki, bunlara tâbi ve talebe olan dervişlerden birinin ismi bir duvarda yazılı olsa, o duvarın yanından, ceketini düğmeleyerek ve edeble geçmek lâzımdır.” “Kişinin kıymeti, tasavvuf yolunun yüksek hakîkatlerini anladığı kadardır.” “Sözün güzeli odur ki, dinleyen, o sözün güzelliği ile kendinden geçer. Böylesine güzel söz de, Allahü teâlânın velî kullarının sözleridir.” “Her ân Allahü teâlâyı hatırlamak ve anmak bir kazma gibidir ki, o kazma ile gönül yolunda bulunan dikenlerin (kalbe gelen lüzumsuz ve uygunsuz düşüncelerin) kökünü kazırlar. Böylece bu yolda ilerlemek için mâni kalmaz.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT