BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Söz hakkı

Söz hakkı

Ahmet Özal, babasıyla ilgili bir hatırasını anlatırken şöyle demişti: Babamın Başbakanlık koltuğuna oturduğu ilk ya da ikinci gündü. Bir iş için resmî konuta gitmiştim.



Ahmet Özal, babasıyla ilgili bir hatırasını anlatırken şöyle demişti: Babamın Başbakanlık koltuğuna oturduğu ilk ya da ikinci gündü. Bir iş için resmî konuta gitmiştim. Misafirleri vardı. Misafirleri çıktıktan sonra içeri girdim. Masadaki iki büyük klasörü gösterdi. Birinin üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Politikası, Diğerinin üzerinde Kürt Politikası yazıyordu. Generaller ziyaret edip iki klasörü bırakıp çıkmışlar. Sadece bu örnek bile o dönem için Meclisin, kurulların, yürütmenin sınırlarını göstermeye yetiyor. >> Tercih imkânı olsaydı Bir ülkeyi aleni olarak işgal etmekle örtülü yollardan işgal etmek veya işgal altında tutmak arasında ne fark var? Aleni işgal daha ehvendir. Zannedilenin aksine tahribat daha az olur. Sahtekârlığa, ikiyüzlülüğe ihtiyaç kalmaz. Aleni işgalde işgal kuvvetlerinin komutanı karargâhını dilediği yere kurar, o ülkeyi emir fermanla idare eder. Her emri kanundur. Gittiği yere kadar gider. Genelde işgal kuvveti de olsa işgal altındaki ülke insanının hassasiyetlerine dikkat edilir. İhtimam gösterilir. İngiliz’in metodu farklı. İşgali aleni de olsa, örtülü de olsa hep acımasız metotlar kullanır. Girip çıktığı her yerde en az üç beş nesil devam eden tahribata yol açar. Örtülü olarak işgal altında tutulan ülkelerde tutarsızlık olur. Doğru, eğri, iyi, kötü kavramları asla netleştirilmez. İnsanlar hangi yöne doğru gideceğini bilemez. Çölde yol arayan adam gibi ölünceye kadar yürüseler de dönüp dolaşıp aynı noktaya gelirler. Dertleri davaları kalmaz. Soysuzlaşır. Her şey sahtedir. Sağcısı, solcusu, ilericisi, gericisi, muhafazakârı. Tarihi, ilkeleri, çizgileri, idealleri, beklentileri, hedefleri.. Düşmanlar bile sahtedir. Düşman da netleştirilmez. Ülke örtülü işgal altında olunca düşman da örtülü olur. Aslında düşman o ülke halkıdır. Amaç o ülke halkını zapt-ı rapt altında tutmaktır. Bu düzeni koruyup kollayarak iki nesil götürdükten sonra zaten iş işten geçer. Devir teslim yapılsa bile toparlamak da bir o kadar sürer. .... Biz de herkes gibi, ağız alışkanlığı “dünya yeni bir düzene geçiyor” diyoruz ama yeni düzenin nasıl olacağını tahayyül edemiyoruz. Sadece bir tek konudaki değişiklik bile aslında bizi mutlu etmeye yeter. Örtülü işgal dönemi bitecek. Herkes sahici olacak. Birinci Dünya Savaşı’nı milat alırsak yaklaşık 100 sene sonra dünyanın çeşitli yerlerinde devir teslimler olacak. Devir teslimlerden sonra herkes kampına çekilecek, tekrar sulh sükûn dönemine girilmiş olacak. Geçiş (devir teslimin) acıları hakkında öngörüde bulunamıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT