BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NEFESBORUSU / Bizim ne zaman muhalefet partimiz olacak

NEFESBORUSU / Bizim ne zaman muhalefet partimiz olacak

Bir muhalefet partimiz bile yok..Bir kedim bile yok, gibi oldu ama gerçekten yok.



Bir muhalefet partimiz bile yok..Bir kedim bile yok, gibi oldu ama gerçekten yok. Efendim var ama etkin değil, efendim var ama yeterli değil..efendim var ama.. Zaten bir cümlenin herhangi bir yerinde ama, fakat, ancak varsa öncesi yok hükmündedir. Cümlenin (ama)dan sonrası geçerlidir. Ben muhalefetin olup olmadığını şöyle anlarım. Dün iktidar partisine oy vermiş..Şu sebeble vermiş, bu sebeble vermiş.. Bugün yahu bir de şunu ya da şunları deneyelim, biraz da gelip şunlar yönetsin dedikten sonra oy vereceği yer yoksa muhalefet partisi yok, demektir. Meclisteki üç muhalefet partisi seçmen çoğunluğu tarafındasn alternatif gibi görülmüyor. Muhalefetten ziyade sivil toplum kuruluşu gibi, yaşatma yeşertme derneği gibi çalışıyorlar.. Veya öyle anlaşılıyorlar. Çok beylik laf gibi olacak ama muhalefet yokluğu tehlikelidir. Meclisteki sandalye sayısının, bir önceki seçimdeki oy oranının ne olduğu önemli değil. Önemli olan sıradan seçmenin kızıp küstüğü veya yorulduğu zaman bir de şunu veya şunları deneyelim diyebileceği bir yerin olması. Böyle bir yer yok. Böyle bir yer olmayınca yani muhalefet olmayınca, toplum çok bunalırsa iktidar partiisinin içinde bir muhalif grup oluşur. Tıpkı belli bir yaşın üstündeki insanlarda kalbi besleyen ana damarların tıkanması halinde yan damarların genişleyerek o işi yapması gibi. Mutlaka nefes alma kanallarına ihtiyaç var. Bir iki muhalefet partisinin herşeye hayır demesi bu ihtiyacı karşılamıyor. İnsanları rahatlatmıyor. Eskiden bu işi paşalarımız, MGK’mız, bürokrasimizin bir kısmı, üniversitelerimiz yapardı. Kamplaşma da şöyle olurdu: Bir tarafta çoğunluk oyu ile gelmiş iktidar..Öbür tarafta devlet ve görünen kurumları..uzantıları.. Uzantılarla işbirliği içindeki muhalefet, yarı resmi el ahram modundaki sendikalar, dernekler, meslek odaları..Bu kamplaşma insanları soluklandırırdı. Hileydi, hurdaydı, kumarhanelerde her zaman kasa kazanır misali kazanan ve denklemi kuran devletti ama soluklandırırdı. Sonraki yıllarda zenci beyaz çekişmesi tadındaki sürtüşmelerle avunduk. Ben değil toplumun ekseriyeti avundu. Şimdi rahatlayacağı, kızdığı zaman kum torbası olarak kullanabileceği sembolik düşmanı kalmadı. Bu ihiyacı hafife almayın, yabana atmayın. Demokrasicilik oynayacaksanız yolu budur. Benim gibi kraliyet ve saltanat fantezileriniz varsa muhalefete yer yoktur. Bu iş piyasa kuralları ile yapılacaksa fütursuzluk ve alternatifsizlik görüntüsünden hemen kurtulmak lazım. İltihap biraz daha birikirse olmadık bir yerden boşalır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT