BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kim?

Kim?

Galatasaray’ın Avrupa maçları “Perşembe gecesi oynandıkça”, benim “Cuma yazılarım” doğrusu ya “zor” oluyor!



Galatasaray’ın Avrupa maçları “Perşembe gecesi oynandıkça”, benim “Cuma yazılarım” doğrusu ya “zor” oluyor! “Galatasaray finale doğru yaklaştıkça”, Cuma yazılarımda “Galatasaray maçları dışında bir konuyu yazmak ise” bir başka soruyu beraberinde getiriyor: “Oldu mu ya?” İşte bu yüzden bugün de daktilomun başına oturduğumda “gene Leeds-Galatasaray maçına saatler var” ve ben “bu maçın havasına uygun bir yazı yazmak durumundayım!” Ama bu defa “zor durumda değilim!” Zira “konum maçla ilgili” ama, “maçın sonucuna bağlı değil!” Kimbilir belki de “maçın sonucu” yazıma bağlı olabilir!. Yazımdaki konuya!. Taksim’deki cinayet gecesinden beri TV’lerimizde ne söylüyoruz, spor sayfalarımızda ne yazıyoruz? “İngilizler sahada kaybettiklerini masa başında geri almanın peşinde!. Her türlü tuzağı kuruyor, her türlü imkânı ve fırsatı kullanıyor! UEFA kararları İngilizler’in ekmeğine yağ sürdü. Bu kararların arkasına sığınarak Galatasaray’ın ve Galatasaraylı futbolcuların üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya çalışıyorlar. Psikolojik bir savaşın Galatasaraylı futbolcular üzerinde yapacağı tahribattan medet umuyorlar. Normal bir havada Galatasaray’ı eleyemeyeceklerini biliyorlar. Galatasaray bu oyuna gelmemeli! Sahaya soğukkanlı, korkmadan çıkmalı, futbolunu oynamalı. Bunu yaparsa, Leeds Stadı’ndan galibiyetle ve final vizesi alarak çıkacaktır!.” Herkes bunu yazıyor, bunu söylüyor amma... Galatasaraylı futbolcuları, Galatasaraylı teknik adamları “İngilizler’in kurdukları bu tuzağa taşıyan” kim? İngiliz bulvar medyasının, “Leeds Kulübü başkan ve yöneticileriyle birlikte ve el ele kurdukları”, UEFA’nın da yardımcı olduğu bu tuzağı “her gün saatlerce ve sayfalarca” Galatasaraylı teknik adamların ve futbolcuların önüne getirip “40 bin kişilik herşeye açık stadda başımıza herşey gelebilir” yayınlarını bitip tükenmeden yapan kim? Galatasaraylı futbolcular “Bu gürültüleri duymak, okumak istemiyoruz. Biz futbol oynamak istiyoruz. Bitsin bu yayınlar” dedikçe “üstelik” olayları ve gelişmeleri “abarta abarta” ekranlarına, sayfalarına taşıyan kim? “Peşin peşin”, üstelik “en tecrübeli ve en uzman kalemlerini” de devreye sokarak, “UEFA’nın atadığı hakem Galatasaray’ı yakabilir” haber ve yorumlarını “yazan ve yapan” kim? Sevgili Osman Korkmazel’e bir “alından öpme” borcum var, “Çarşamba günkü” yazısı için! “Leeds-Arsenal maçı öncesi” Türk medyasının “Leeds Stadı’ndan yaptığı aktarmaların, haber ve yorumların” nasıl “abartılı”, nasıl “saptırmalı” olduğunu açık açık yazdığı için! Dünyanın hiç bir stadında “akredite olmayan spor yazarlarının maça alınmadığı biline biline”, çıkıp da “Bakın, bakın, bizi içeriye almıyorlar” diye yaygara koparmanın hangi anlama geldiğini bile düşünemeyenler kim? “Güvenlik için garanti veremiyorlar” yayınlarını yaptıktan sonra, Leeds-Arsenal maçı öncesinde stadın önüne gelen “Türk basın mensuplarını korumaya alan İngiliz polislerini” defalarca ekranlara getirip “Bakın bakın, neler yapıyorlar” diye yaygara koparıp “endişe ve korku yaymaya” ve Türk insanını “tahrike” teşebbüs eden kim? Söyleyin bana ey okurlarım, “Galatasaraylı futbolcular, eğer maça korku, endişe ve psikolojik bir zafiyet içinde çıkmışlarsa” bunun surumlusu kim? Asgarisinden “bu tuzağı kuran” İngilizler kadar, “tuzağı Türkiye’ye, İstanbul’a, Florya Tesisleri’ne kadar taşıyan” kim? Bu nasıl bir sorumsuzluktur ki, Galatasaraylı teknik adamlar ve futbolcular “Yeter artık, okumak, duymak, görmek istemiyoruz” dedikleri halde, olayı adeta bir “savaşa sefer” gibi lânse eden bu hâle getiren kim? Galatasaray ve medya mensuplarımız, Leeds’e indiklerinde “günlerdir anlatılanlar gibi bir hava ile karşılaşmayınca”, şaşıranlar kim? Bu satırları okuduğumuzda, maç biteli nerede ise 12 saat olmuş olacak!. Galatasaray turu atmış ise mesele yok! Ama “bu psikolojik savaş kazanılmamış” ise, çok az bir ihtimal beklediğimizin “tersi olmuşsa”, bilesiniz ki, bundan hatta “İngilizler’den çok”, işte “nerede ise 15 gündür” böylesine sorumsuz bir “bulvar gazeteciliği yapan” Türk medyası sorumludur! Türk medyasının, Galatasaraylı futbolcuların ve teknik adamların beyinlerini “Hictkockvari senaryolar” ile yıkayan İngilizler’in ve Leeds’lilerin “istedikleri psikolojik zemini hazırlamada” nasıl yarıştığını görmek, doğrusu ya “Bu nasıl gazeteciliktir?” sorusunda düğümlenmemize sebep olmayacak mı? “Bu nasıl gazetecilik?” Bu soruyu, “medyamızdaki herkes kendine sorsun” da, hiç olmazsa “bundan sonra olabilecek benzer olaylarda” bu tuzağa, bu yanlışa düşmeyelim!.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT