BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyin Fırtınası!

Beyin Fırtınası!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, arama konferansı ile ilk defa 1997 yılında TÜSİAD’ın davetiyle tanışmış.



Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, arama konferansı ile ilk defa 1997 yılında TÜSİAD’ın davetiyle tanışmış. Fikir ve önerilerin tartışıldığı bu toplantının sonunda iş dünyasının yol haritasını çıkardığına şahit olmuş. O günlerde Refah Partisi kapatılmış, Recai Kutan’ın genel başkanlığında Fazilet Partisi’ni kurma çalışmaları var. Arınç, parti yönetiminin yaptığı bir toplantıda partinin misyon ve vizyonunu belirlemek için arama konferansı yapılmasını önermiş. Arınç’ın bu önerisine kendi deyimi ile bir malum şahıs (Oğuzhan Asiltürk) karşı çıkarak, “Biz ne yapacağımızı biliyoruz. Böyle bir şeye ihtiyacımız yok” demiş. Arınç da konuyu kapatmış... Gün gelmiş Anayasa Mahkemesi Fazilet Partisi’nin de kapatılmasına karar vermiş... Gelelim bugüne... Arınç, bu olayı Genel Yayın Yönetmenimiz Nuh Albayrak ve bizim de katılımcı olduğumuz “21. Yüzyılda Medya ve İletişim Arama Konferansı”nda anlattı. Bu vesile ile arama konferanslarının önemine atıfta bulunan Arınç, geçmişte yaşanan bu olayla bağlantı kurarak esprili bir şekilde sözlerine son noktayı koydu: -Demek ki ne yapacağımızı bilmiyormuşuz!.. >> Hayalde gör düşte gör Kuvvetler ayrılığı ile ilgili serzenişte bulunan Başbakan Erdoğan'a, CHP kanadından sert eleştiriler geliyor. Biz burada bu eleştirilerden sadece CHP Sözcüsü Haluk Koç'un söyledikleri üzerinde fikir jimnastiği yapalım dedik. Sayın Koç diyor ki: "Erdoğan düşlerini siyasete yansıtmak istiyor." Tabii doğru söylüyor Sayın Koç; eğer Erdoğan düşlerini siyasete yansıtmasaydı bugün Türkiye demokratik haklar ve özgürlükler açısından bu noktada bulunmazdı. Bütün dünya Türkiye'ye gıpta ile bakmazdı. En önemlisi de ekonomi alanında istikrar sağlanamazdı. Bugün Türkiye, dünya ekonomisi içinde ilk 10'a girmek için atılım başlatamazdı. Siz boşverin "tek adam", "padişah" benzetmelerini... İcraatlarına, bugün saygınlık açısından geldiği noktaya bakın Türkiye'nin. Keşke diğer siyasilerimiz de böyle hayaller kurabilse... >> Bu haber "yalan" değil ABD'li bilim adamları, yalan söyleyen insanların hem ruhen hem de fiziksel olarak büyük zarara maruz kaldığını tespit etmiş. Yalan söyleyenler stres yaşıyormuş, baş ağrısı çekiyormuş, bağışıklık sistemi bozuluyormuş. Toplumumuzun büyük bir bölümü hasta. Hastaneler dolup taşıyor. Yatmak için bile yer bulmakta güçlük çekiliyor. Sebebi bu mu derseniz?!.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT