BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her gece ve günde beş vakit namaz farzdır

Her gece ve günde beş vakit namaz farzdır

İslâm âlimleri, beş vakit namazın nasıl kılınacağını kitaplarına yazmışlar, böylece “Kıyâs-ı Fukah┠ile namazın beş vakit olduğunu ifâde etmişlerdir...



Beş vakit namazın farziyyeti, “Nas”la yani “Kitap” ve “Sünnet” ile sâbittir. “Kitap” ve “Sünnet”ten sonraki delîl “İcmâ”dır. Peygamber Efendimiz, Eshâb-ı kirâm ve onlardan sonra, bugüne kadar gelen bütün âlimler, her gece ve günde beş vakit namaz kılmış, bu hususta kesin bir icmâ hâsıl olmuştur. İslâm âlimleri de, beş vakit namazın nasıl kılınacağını kitaplarına yazmışlar, böylece “Kıyâs-ı Fukah┠ile de namazın beş vakit olduğunu ifâde etmişlerdir. Geçen haftaki iki makâlemizde, namazın her gece ve günde beş vakit olduğuna dâir bazı âyet-i kerîmeler ile iki hadîs-i şerîften bahsetmiştik. Bugünkü makâlemizde de, aynı konuda birkaç kelime daha arz etmek istiyoruz. NAMAZ BEŞ VAKİTTİR Peygamber Efendimiz, bize namazın beş vakit olduğunu ve bunların da ilk ve son vakitlerini bildirmiştir. [O hadîs-i şerîfin meâlini ve kaynaklarını, geçen haftaki makâlemizde yazmıştık.] O, senelerce beş vakit namaz kılmıştır. Aslında başka delîl aramak gerekmez. Nisâ sûresinin 102. âyet-i kerîmesinde “salât-ı havf” zikredildikten sonra, hemen 103. âyet-i kerîmede, “O korkulu zamanda namazı kılıp bitirdikten sonra ayakta iken, otururken, yanlarınız üzere yatarken hep Allah’ı anın. Sükûn ve emniyet hâline geldiğiniz vakit, namazı tâm erkânı ile kılın. Çünkü namaz, mü’minler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur” buyurulmuştur. Nisâ sûresinin 103. âyetinde, “Namaz, belli vakitlerde farz kılındı” buyurulup ayrıca, beş vaktin hepsi de diğer âyetlerde bildirildiği halde, “Beş vakit namaz” ifadesinin geçmeyişi, kutuplarda ve buralara yakın yerlerde, beş vaktin tamâmının teayyün etmemesindendir. (Ni’met-i İslâm=Hâşiyetü’t-Tahtâvî’nin Tercümesi) Kutuplarda da, 5 vakit namazın vakitleri takdîr edilerek kılınmaktadır. Bunların da nasıl takdîr edileceğini, İslâm astronomi âlimleri açık-seçik yazmışlardır. İsrâ sûresindeki, “Güneşin kayması ânından, gecenin kararmasına kadar ve sabâh vakti namaz kıl” meâlindeki 78. âyet-i kerîmenin aslında geçen, “Dülûki’ş-şems” öğle ve ikindi namazları, “Gasakı’l-leyl” akşam ve yatsı namazları, “Fecr” de sabâh namazıdır. (Beydâvî) Kâf sûresinin, “Güneşin doğuşundan ve batışından önce ve gece Rabbini tesbih et” meâlindeki 39. ve 40. âyet-i kerîmelerindeki, güneşin doğuşundan önceki namaz sabâh namazı, güneşin batışından önceki namaz öğle ve ikindi namazları, geceki namaz da akşam ve yatsı namazlarıdır. (Beydâvî) Nûr sûresinin 58. âyet-i kerîmesinde, “salât-ı fecr=sabah namazı” ve “salât-ı ışâ=yatsı namazı” ifâdesi açıkça geçmektedir. Peygamber Efendimiz, Bakara sûresindeki, “Namazları ve vustâ namazını (orta namazı) kılın” meâlindeki 238. âyet-i kerîmeyi açıklarken, “Vustâ namazı (orta namazı) ikindi namazıdır” buyurmuştur. (İmâm Ahmed bin Hanbel’in Müsned’i) Bu âyet-i kerîmede, “Namazları ve orta namazı [ikindi namazını] kılın” buyuruluyor. Arabî gramer kâidesine göre, “salevât” [namazlar] denince, ikiden fazla namaz anlaşılır. Çünkü iki namaz demek için, “salevât” [namazlar] değil, “salâteyn” [iki namaz] denilir. “Vust┠[orta] namaz, ikindi namazı olduğuna göre, ikindi hâriç, öteki namazların sayısı iki olamaz, ikiden fazla olması gerekir. Üç de olamaz; çünkü “Vustâ Namazı” hariç 4, 6 gibi çift sayılı olmalı ki, “orta namaz” [ikindi namazı] tâm ortada olabilsin. Yani ortadaki namaz ikindi olduğuna göre, ondan önce iki namaz, ondan sonra da iki namaz bulunduğu meydâna çıkar. Diğer âyetlerdeki namaz vakitleri de dikkate alınınca, namaz vakitlerinin beş olduğunda hiç şüphe kalmaz. NE FAZLA NE NOKSAN!.. Kütüb-i sitteden dördünde yer alan bir hadîs-i şerîfi burada nakledelim: Saçları dağınık biri gelip, Resûlullaha sordu: “- Ya Resûlallah! İslâm nedir? - Günde beş vakit namaz kılmaktır. - [Bundan başka bir şey var mı?] Bundan fazlası yok mu? Beşten fazla değil mi? - Hayır, nâfile kılmak isteyen kılabilir. Bir de yılda bir ay Ramazân orucu vardır. - Bundan başka, oruç yok mu? - Nâfile olarak tutmak isteyen tutabilir. Bir de zengin için malının zekâtı vardır. - Bundan fazlası var mıdır? - İsteyen nâfile olarak sadaka verebilir. - Vallahi bundan ne fazla, ne de noksân yaparım. - Bunları yapan kurtuluşa erer.” [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT