BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıyamet’ten kaçabilmek

Kıyamet’ten kaçabilmek

Dün 21 Aralık günüydü... Yani bir gündönümüdür... Ve güneşin dünyaya en uzak olduğu gündür...



Dün 21 Aralık günüydü... Yani bir gündönümüdür... Ve güneşin dünyaya en uzak olduğu gündür... Kimileri; yılın en uzun gecesi olan 21 Aralık gününü Maya Takvimi’ne göre ‘kıyamet günü’ ilan etti... Ve dünyanın birçok ülkesindeki insan bu hurafe senaryolarına inanarak İzmir’in Şirince ve Fransa’nın güneyindeki Bugarach köylerine akın etti... 21 Aralık gününü korkarak, ağlayarak ya da uzaklara kaçarak geçirenler belki de bugün kendilerine gülüyor... Oysa; her insanın ölümü, kendi kıyametidir... Belki de küçük bir kıyamettir... Ne gariptir ki, insanoğlu iradesi dahilinde olabilecekleri durdurabilmek yerine, iradesi dışında olabilecek veya olacakları engelleyebilmenin peşinde... Bilmiyorlar ki; -Kıyametten kaçış yok! * Birileri dünyanın sonu diye bir yerlere kaçarken, benim için ise dünyanın başıydı... Çünkü 47 yıl önce 21 Aralık günü doğmuştum... Ve dün bir kez daha yüreğimdeki zindanların kapılarını aralayıp derinliklerine sakladığım yaşadıklarımı ve biriktirdiğim 47 yılın muhasebe defterlerini karıştırdım... Ve kendimle hesaplaşmaya çalıştım... Kendi kıyamet günüme ne kadar hazırlıklı olup olmadığımı anlamaya gayret ettim... * Velev ki; 21 Aralık günü yani dün kıyamet kopmuş olsaydı... Şirince ve Bugarach köylerine akın eden insanlar bugün yaşıyor, bizler de ölmüş olacaktık! Yani, 6 milyar insan hayata veda ederken Şirince ve Bugarach köylerine sığınanlar yaşamaktan utanmayacak mıydı? Böylesine büyük bir felaketin ardından ‘kurtulduk’ diye sevinebilecekler miydi! İnsanlar içine düştüğü bencillik duygusunu artık gizlemeye dahi gerek görmüyor... Asıl, kıyamet günü bu işte...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT