BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye'nin pozisyonu ne?

Türkiye'nin pozisyonu ne?

Dünya tam bir transformasyon içinde. Ülkelerin ekonomik yapıları değiştiği gibi sosyal ve siyasi yapıları da değişti. Doğu ile Batı arasındaki sermaye ve bilgi değişimi baş döndürücü seviyelerde seyrediyor. Asya ülkeleri bugün dünya GSMH'sının yüzde 33'üne ulaştı. 2020'de yüzde 50'nin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor bu oranın. Bu değişimi şöyle okumak mümkün: Asya, Amerika ve Avrupa'nın önüne geçiyor.



Dünya tam bir transformasyon içinde. Ülkelerin ekonomik yapıları değiştiği gibi sosyal ve siyasi yapıları da değişti. Doğu ile Batı arasındaki sermaye ve bilgi değişimi baş döndürücü seviyelerde seyrediyor. Asya ülkeleri bugün dünya GSMH'sının yüzde 33'üne ulaştı. 2020'de yüzde 50'nin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor bu oranın. Bu değişimi şöyle okumak mümkün: Asya, Amerika ve Avrupa'nın önüne geçiyor. Da... kime ne kazandıracak bu değişim? Türkiye için en önemli husus ise Asya ve Avrupa'nın tam orta yerindeki pozisyonun ne olacağı hususu. Çin 1991 yılında ideoloji değiştirdi ve üretime yöneldi. Ar-Ge'ye önemli yatırım yaptı ve dünyanın en büyük ekonomisi oldu. Fakat, bütün bunlar Çin'in istikrar ülkesi olduğu anlamına gelmiyor. Evet, rejim değişti ama hâlâ diktatör. Eskiden "tek adam" yönetiyordu o koskoca ülkeyi. Şimdi tek parti. Fark eden bir şey yok yani. Eskiden var olan sosyal ve siyasi felaket üç aşağı beş yukarı devam ediyor Asya'da. Batı'dan en belirgin farkı bu belki de. Batı demokrasiyi içine sindirmiş olmasına rağmen, Doğu çalkantılarla dolu. Teknolojide de öyle. Evet Çin teknolojik sıçramayı gerçekleştiriyor gerçekleştirmesine ama bu dünyanın egemen gücü olan Amerika'yı geride bıraktığı, ya da bırakacağı anlamına gelmiyor tabii. Batı ile Doğu arasındaki farklardan biri de "yumuşak gücü" kullanma yöntemleri. Batı, ikna yöntemi ile kabul ettiriyor isteğini. Doğu ise emrederek yaptırıyor yaptıracağını. Dedim ya, diktatör! Biri "şunu şöyle yaparsak, sen kazanırsın" derken; diğeri "bunu böyle yap" diye kestirip atıyor. Bu da Doğu'nun ayrı bir handikabı ve istikrar ülkesi olması için bir fırın ekmek yemesi lazım daha. Amerika yavaş da olsa toparlanıyor.?Teknolojik üstünlüğünü kullanıp egemen güç olmaya devam edecektir mutlaka. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Asya'daki sermaye de Amerika ve Avrupa sermayesi değil mi zaten? Ama bir gerçek daha var. Ki, o; dünyanın değişmezi oldu: Bilgi. İnsanlar çok iyi eğitim alıyor ve bilgiye çok daha kolay ulaşıyorlar artık. Dolayısıyla, ferdileşme öne çıkıyor dünyada. Bilgisi olan, her yerde aranılan insan oldu. Türkiye demokrasi meselesini öyle ya da böyle hal yoluna koymuş durumda. Komşu ülkelerinde 1 milyar 500 milyon insan yaşıyor ve her birisi Türkiye için önemli birer pazar bu ülkelerin. İhracat için de önemli, yatırım ve müteahhitlik hizmetleri için de. Ayrıca finans kaynağı da. Türkiye ucuz finans kaynağına ulaşmak için bu ülkeler nezdinde güvenilir bir finans merkezi olmalı mutlaka. Petro-dolarlar Batı bankalarına gidiyor ve oradan dağılıyor dünyaya. Türkiye'ye dönüşü pahalı oluyor tabii. Türkiye'nin bu sistemi by-pass etmesi lazım. Türkiye'nin eğitime önem vermesi ve Ar-Ge yapması da gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birliğindeki eksikliği kısa sürede telafi etmeli mutlaka. Bir de inovatif düşünce öne çıkarsa 2023'te Türkiye dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisinden biri olmakla kalmaz, yeni dünyada ağırlığı olan bir ülke de olur. Japon Devleti halkına "Amerika'yı geçmeliyiz" diye bir hedef göstermişti. Güney Kore ise "Japonları geçelim" dedi. Türk toplumuna da bir hedef lazım.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT