BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hazret-i İsa ne zaman doğdu?

Hazret-i İsa ne zaman doğdu?

Papa’nın İsa’nın Çocukluğu adıyla kaleme aldığı kitap, Hazret-i İsa’nın doğum tarihi üzerindeki münakaşaları yeniden alevlendirdi. Tarihî ve dinî kaynaklar bu mevzuda fazla malumat vermez. Hazret-i İsa’nın ne doğum günü, ne de doğum yılı bellidir.



24-25 Aralık gecesi, Noel, yani Hazreti İsa’nın doğum günü kabul edilir. Bu, Papa Gregorius’un tertiplediği Gregoryen takvimine itibar eden Katolik, Protestan, Süryânî ve Rumlara göredir. Rus, Balkan ve Ermeni kiliseleri Noel’i 6-7 Ocak gecesi kutlar. Çünki onlar Julius Caesar’a ait Julyen takvimini kullanır. İki takvim arasında 13 gün fark vardır. Kutlamalar 24 gün (Ermenilerde 50 gün) evvel başlar. Bu günlerde perhiz yapılır. Mitra’dan Noel’e Eski Romalılar, kışları güneşin kendilerini terk etmesine üzülür; günler uzamaya başladığı 25 Aralık’ta ise güneşin esaretten kurtulması şerefine büyük ve ahlâksızca eğlenceler yapardı. Bu, Işık Tanrısı Mitra‘nın doğum günüdür. Bu alışkanlıkla, ilk Hıristiyanlar, o gün kiliseye bile girerken güneşi selâmlardı. Roma imparatoru Konstantin zamanında 25 Aralık Hazreti İsa’nın doğumu olarak kutlanıldı. 354 senesinde Roma piskoposu Liberius‘un kararıyla bu kutlama resmiyet kazandı. Böylece eski bir pagan âdeti daha, “İsa bizim güneşimizdir” sloganıyla Hıristiyanlaştırılmış oldu. Üstelik insanların ekserisinin çiftçi veya balıkçı olduğu düşünülürse, Noel’in kışın kutlanması daha mantıklıdır. Bu geceye Christmas/Noel adı verilmesi 597 yılındadır. Christ, Hazreti İsa’nın ismidir. Yunanca kurtarıcı manasında Hıristos‘tan gelir. Mass ise bedene girmek demektir. Fransızca Noel ise, Latince doğum mânâsına nativitatis/natalis kelimesinden gelir. 525 senesinde Papa Dionysus, Hazret-i İsa’nın o zamana kadar belli olmayan mîlâdını, yani doğum yılını, 754. Roma yılı olarak tesbit etti. Bu ise MS 1 senesine tekabül eder. Sıfır yılı, saygısızlık olmasın diye (veya o zaman Avrupa’da sıfır bilinmediği için) atlanmıştır. Şimdiki Papa, Kepler teorisi nazara alınırsa bunun 6-7 yıl daha önce olabileceğini söyledi. İncil’e göre, gökte büyük bir yıldızın doğduğunu gören ve bunu büyük bir insanın doğuşuna bağlayan İranlı müneccimler Kudüs’e gelmiş; Hazreti İsa’yı beşikte görmüştü. Milattan 6-7 yıl önce 25 Mart’ta Jüpiter ve Satürn gezegenleri zodyak kuşağında buluşmuştu. Müneccimlerin gördüğü bu olsa gerekti. Hazreti İsa’nın doğum günü hakkında kati malumat yoktur. Luka İncili‘ne göre (2/4-8) Hazreti İsa’nın doğduğu zaman, gündüz geceleri çobanlar kırlarda sürü otlatmaktadır. Halbuki kışın bu mümkün değildir. MS 6-7. yılda İmparator Augustus, nüfus sayımı yapılmasını emretti (Luka, 2/1-3). Herkes bunun için memleketine gitti. Hazreti Meryem de nişanlısı Yusuf ile Nâsıra’dan 150 km uzaktaki Betlehem‘e gitti. Kış günü hâmile bir kadının bu yolculuğu yapması bir yana, mahallî idareye karışmayan bir imparatorun, her an isyana hazır Yahudilerin kış günü nüfus sayımı için uzun yolculuk yapmasını istemesi akla uygun değildir. Rivayete göre Hazreti Yahya fısh bayramında (15 Nisan) ve teyzezadesi İsa’dan altı ay evvel doğmuştur. Kur’an-ı kerim, Hazreti Meryem’in taze hurma zamanı doğurduğunu söyler (Meryem: 22-25). Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Hazreti İsa, Ekim ayında Sukkot Bayramı esnasında dünyaya gelmiştir. Yalnızca günü mü meçhul? Hazreti İsa’nın yalnızca doğum günü değil, yılı bile belli değildir. ME 4 yılında ölen Roma vâlisi Herodes zamanında (Matta, 2/1) ve Augustus’un MS 6 yılında yaptırdığı nüfus sayımı sırasında (Luka, 2/1-3) doğmuştur. Ancak birkaç Herodes ve Augustus vardır. Nüfus sayımı ise birkaç defa yapılmıştır. Her hâdiseyi en ince teferruatına kadar anlatan Roma tarihlerinin o devre ait olanları, buna dair en ufak bir ipucu vermez. Hazreti İsa’ya benzer bir zâttan ilk bahseden Tacitus‘tur (MS 55-120). 1947 yılında Ürdün’de Ölü Deniz kıyısındaki Kumran mağarasında ele geçen İbrânîce vesikaların Mukaddes Kitap metinleri olduğu ortaya çıktı ve bu vesikalardaki tarih ve tariflere göre Hazreti İsa’ya çok benzeyen bir şahsın, milattan bir buçuk asır kadar önce yaşamış olduğu görüldü. Kudüs Süryanî Patriği’nin eline geçen ve muhtevası titizlikle saklanan bu vesikaları, İsrailliler uzun mücadeleden sonra satın aldılar ve yakın bir zaman önce Kudüs Müzesi‘ne koydular. Bunların Romalıların zulmünden kaçarak burada yerleşen Essenîlerden kalma olduğu anlaşılmıştır. İslâm müellifleri, Hazret-i İsa ile Hazreti Muhammed arasındaki zamanı farklı verirler. Selman, İbni Abbas, Mukatil, Katâde ve İbni İshak’dan 600; Muammer, Kelbî ve Mücâhid’den 540; Dahhâk’tan 440 yıl rivayetleri vardır. Bazı tarihlerde Hazreti İsa’nın Büyük İskender’in Darius’u yenmesinden 65 sene sonra dünyaya geldiği yazmaktadır. Bu harb ME. 334 senesindedir. Mevâhib-i Ledünniyye kitabında der ki: İbni Asâkir’in, Şa’bî‘den haber verdiğine göre, Hazreti İsa ile Hazreti Muhammed arasında, 963 sene fark vardır. İmam Gazâlî, iki peygamber arasındaki zamanın bin seneden az olmadığını söyler. Çünki hadîs-i şerife göre, her ulü’l-azm peygamberin arası bin yıldır. İmam Rabbânî der ki: Eflâtun’a Filistin’de İsa peygamberin zuhur ettiği bildirilince “Biz temiz insanlarız; bizi temizleyecek kimseye hâcet yoktur, dediği meşhurdur. Buna göre Hazreti İsa, ME 347 senesinde ölen Eflâtun (Platon) zamanında yaşamıştır. Yunan filozofunun dersleri meşhur olduğundan, ölüm zamanına inanılırsa da, İsa Peygamber, gizli dünyaya gelip ve dünyada az kalıp, göğe çıkarıldığından, kendisine fazla kişi iman etmediğinden, İsevîler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından, Noel tarihinin doğru anlaşılamadığı düşünülebilir. Ne zamana denk gelirse gelsin, Hazret-i İsa’nın velâdeti tebrike şâyândır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT