BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Yalnız vefât eder ve haşrolunur...”

“Yalnız vefât eder ve haşrolunur...”

Ebû Zer Gıfârî hazretlerinin vefâtını işiten Abdullah İbn-i Mesûd hazretleri; “Resûlullah efendimiz (Ebû Zer, yalnız vefât eder ve yalnız haşrolunur) buyurmuştu” diyerek ağlar...



Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve meşhûrlarından olan Ebû Zer Gıfârî hazretleri, Resûlullah efendimizin vefâtından sonra bir köşeye çekilip, son derece mahzûn ve yalnız yaşardı. Hazret-i Ebû Bekir’in halifeliği devrinde de böyle yaşayıp, Onun vefâtından sonra Şama gidip oraya yerleşir. Hazret-i Osman’ın halifeliğine kadar orada kalır. Şam halkına din bilgilerini öğretmekle meşgûl olurdu. Şüphelilerden ve harâmlardan son derece sakınırdı. Evinde bir günlük nafakasından fazlasını bulundurmaz, hep fakîrlere dağıtırdı. Hatta Şam’da bulundukları sırada bir gün Şam vâlisi tecrübe etmek için onbin dirhem altın göndermişti. Ebû Zer Gıfârî hazretleri altınları hemen fakîrlere dağıtır, yanında tek altın bile bırakmaz. Ertesi gün vâlinin hizmetçisi gelip; -Efendim, dün size getirdiğim altınlar meğerse başkasına gidecekmiş, yanlışlıkla size getirmişim, deyince, Ebû Zer Gıfârî hazretleri; -Evlâdım, onları fakîrlere dağıttım. Sen vâliden iki, üç gün mühlet iste, ben bu parayı hazırlar, iâde ederim der. Vâlinin hizmetçisi durumu vâliye anlatır ve Vâli, Ebû Zer Gıfârî hazretlerinin doğru sözlü olduğunu anlar. “BENİM VAZİFEM...” Ebû Zer Gıfârî hazretlerinin bu durumunu, Şam’daki bâzı kimseler beğenmezler. Şam’dan ayrılması için hazret-i Osman’a mektûp yazarlar. Böylece Ebû Zer Gıfârî hazretleri Medine’ye dâvet edilir. Hazret-i Osman, Şam halkının kendisinden şikâyet etmesinin sebebini sorunca, hazret-i Ebû Zer, hâdiseyi olduğu gibi anlatır. Bunun üzerine hazret-i Osman; -Yâ Ebâ Zer, halkı zühd yoluna zorla sokmak imkânsızdır. Benim vazîfem, onlar arasında Allahü teâlânın emriyle hükmetmek ve onları çalışma, iktisat tarafına teşvik eylemektir buyurur. Bunun üzerine Ebû Zer Gıfârî hazretleri de; -Zaten Resûlullah efendimiz bana, (Binâlar Seldağına ulaştığı zaman, sen Medine’den ayrıl!) diye emretmişlerdi, izin verirseniz, ben Medine’den gideyim der. Hazret-i Osman, isteğini yerine getirir, yetecek miktârda yiyecek ve hediyelerle Medine yakınlarındaki Rebeze adındaki köye gitmesini söyler. Ebû Zer Gıfârî hazretleri, emredilen yere gider ve orada bir mescit yaptırır. Vefât edinceye kadar, gelenlere İslâm dinini öğretir, hadîs-i şerîfler rivâyet eyler. Kalan ömrünü burada geçirir ve orada da vefât eder. Vefâtı pek garip olur. Hanımı ona bir elbise aradığında; -Bana elbise değil kefen lâzımdır deyip, Resûlullah efendimizin kendisine nasıl vefât edeceğini söylediğini bildirir ve; -İyi bir haber var, yakında Resûlullah efendimize kavuşacağım. Ey ölüm çabuk gel rûhum Rabbime kavuşmak sevgisiyle çırpınıyor der. Hasta olduğu bir gün kızı veya hanımına dönüp, dışarıdan gelen olup olmadığını sorar. Onlar dışarı çıkıp baktıklarında bir şey görünmediklerini bildirirler. Bunun üzerine; -Vefât zamanım henüz gelmedi. Şimdi siz bir koyun kesip hazırlayın. Cenâzemde sâlih bir topluluk bulunacak. Onlara ikrâm edersiniz. Yemeden gitmemelerini benim tenbîh ettiğimi söylersiniz buyurur. KIBLEYE DÖNER... Arzûsu yerine getirilir. Tekrar kızına veya hanımına dışarı çıkıp gelenlerin olup, olmadığına bakmalarını isteyince, dışarı çıkarlar, uzaktan bir topluluğun gelmekte olduğunu görünce içeri girip haberi verirler. Bunun üzerine kendisinin kıbleye karşı çevrilmesini ister. Kıbleye döndükten sonra; “Bismillahi ve billahi ve alâ milleti Resûlullah” diyerek rûhunu teslim eder. Gelen misâfirlere Ebû Zer Gıfârî hazretlerinin vefât ettiği bildirilince; -Böyle mübârek bir zâtın cenâzesinde bulunmak, Allahü teâlânın bize husûsi bir kerem ve lütfudur diyerek, Ebû Zer Gıfârî hazrelerini gasleder, yıkarlar, teçhiz, tekfîn edip namazını kılarlar ve defnederler. Misâfirler tam gitmek üzereyken; -Ebû Zer Gıfârî hazretleri size selâm etti. Yemek yemeden gitmemenizi tenbîh eyledi diye bildirilince, hepsi oturup yemek yerler. Sonra durumu gidip halifeye bildirirler. Ebû Zer Gıfârî hazretleri vefât ettiğinde bir evi, üç koyunu ve birkaç keçisinden başka malı yoktu. Netice olarak, dünyâya hiç değer vermeyen Ebû Zer Gıfârî hazretlerinin vefâtını işiten Abdullah İbn-i Mesûd hazretleri; -Resûlullah efendimiz; (Ebû Zer, yalnız vefât eder ve yalnız haşrolunur) buyurmuştu, diyerek ağlarlar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT