BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eşim o kadar inanmıştı ki...

Eşim o kadar inanmıştı ki...

“İyi ki sözünü dinlemişim canım ağabeyimin. Çünkü eşim o gün bugündür beni hiç üzmedi. Beni de kendisi gibi yetiştirdi. ‘Peki’ demesini öğretti.”



Berdel usulü evlilik yaptım. Ağabeyim, bunu normal evlilik yapar gibi gönlümü ve rızamı alarak sağlamıştı. On altı yaşındaydım babam öldüğünde... Başımda ağabeyim babam gibiydi. İyi ki sözünü dinlemişim ağabeyimin. Eşim o gün bugündür hiç beni üzmedi. Beni de kendisi gibi yetiştirdi. “Peki” demesini öğretti. Şimdi ağabeyim de rahmeti rahmana kavuştu. Mekanı Cennet olsun. Biz 1972’de evlendik. Eşim kimya teknisyeniydi. İzmir rafinerisinde çalışırken çok sevdiği arkadaş vesilesiyle öğrenmişti Ehl-i sünnet itikadını. Evde bize de öğretmişti. 1975’li yıllardı, Türkiye gazetesine abone olduk. 1976’da kızım doğdu. O gün pencereden ayın hilal şeklinde olduğu hâlâ daha gözümün önünde. Kızımın 7 yaşına kadar hiçbir problemi olmadı. Ama yedi yaşına geldiğinde eklemlerinde ağrı ve şişlikle kendini gösteren rahatsızlığı açığa çıktı. Doktorlar diyordu ki: “18 yaşına gelemez. Gelse de çocuğu olamaz, doğumda ölür. Kalbi delik; acil ameliyat edilmeli.” Çaresizdik. Eşim, tanıdığımız bir albaya konuyu açmış ve demiş ki: “Ümitsizliğe kapılmayın. Bir tek ölümün çaresi yok.” Kendisinin GATA’da bir hekim yeğeni varmış. Bir de o baksın dedi. Yani Ankara’da tekrar bir tetkik ve tahlil yaptırmamızı öneriyordu. Oysa biz beş aydır en az on doktora göstermiştik. Üniversite hastanesinde bir aya yakın yatmıştı kızım. “Peki” demeyi öğrendiğimiz yıllardı. “Peki” dedik. Ankara’da, önce Kocatepe Camiinde iki rekât namaz kılıp sonra Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin türbesini ziyaret ettik. Eşim o ara gazetemizin bürosuna gitti. Ben ağlıyor yalvarıyorum Allaha, kızım iyi olsun diye. Az sonra eşim, çehresi ümit dolu halde hızlıca yanıma geldi. İyi hatırlıyorum. Orada sürekli gülümseyen sevecen birisi: “Üzülme, sadaka ver. Bağlum’da Abdülhakîm Arvasî hazretlerinin kabrini de ziyaret et. Okuduğun dualarla da randevuna git” demiş. Bizim bey o kadar inanmış ve rahatlamıştı ki ben de o rahatlıkla doldum taştım. Endişesiz bir şekilde ziyaretleri yapıp doktora gittik. Tetkik tahlil ne gerekiyorsa yapıldı. Hep ağlayan ben bu süreçte çok rahattım. Sonuçlara inanamadık. Hekim bizim aylarca uğraştığımızı bilmiyordu: “Bu çocukta bir şey yok. Kalbi de sapasağlam” dedi. Allahım sana bin şükür... Şaşırmamak elde değil ama işte her şey gözümüzün önünde oluyordu. Gazetede okumuştum: “Allahın veli kulları kınından çıkan kılıç gibidir. Tesiri vefat edince artarak devam eder” diyordu. Şu an kızım 36 yaşında 2 çocuk annesi ve çok şükür gayet sağlıklı. Rabbim bizi bu büyüklerin sevgisine layık eylesin... Rumuz: “Peki”-İstanbul
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT