BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İmralı sayesinde balık yiyoruz”

“İmralı sayesinde balık yiyoruz”

Marmara Denizi'nde balıkların saklanıp sığınabileceği tek yer İmralı. Bölgedeki balıkçılar, uygulanan yasak sayesinde balıkların burada yuvalandığını ve üreyebildiğini böylece ağların balıkla dolduğunu söylüyor.



Yazı-Fotoğraf:İrfan ÖZFATURA irfan.ozfatura@tg.com.tr Eskiler tekneyi bilek gücüyle indirir, birlikte omuz verip, “ya Hayy ya Kayyum” sadaları ile salarlarmış suya. Çapayı vira Bismillah diye çeker, küreklere asıldıkça nefeslenirlermiş: “Ya Hu, ya Mevla!” Hayyemola tabiri oradan geliyor olabilir mi acaba? Şimdi işler kolay, demiri motor sarıyor. Marşa parmağınızın ucuyla dokunuyorsunuz, dizeller gürlüyor anında. Ne yelken kürek, ne halat bocurgat... Radarlar suları, sonarlar dibi tarıyor, kumanda elinizin altında. Yine de... Bu işin kolay olduğunu söylemesinler bana... * Balıkçılık haberi yapmak isteyen nereye gider? Elbette Kumkapı’ya. Soru yağmuruna tuttuğum İbrahim Uçan bey “var mısın” diyor “seni çıkaralım balığa?” - Canıma minnet. Ne zaman? - Bütün gece teknede kalacaksın ama! Dönüş ancak sabahın ilk ışıklarıyla... - Tamam kabul. - Öyleyse yarın ikindi Mimarsinan’da ol, siyah bir gırgır göreceksin üzerinde hacı Muzaffer Uçan yazıyor. Tekneyi buluyorum, “Selâmün aleyküm” “ve âleyküm selam” Ömer reis ile dost oluveriyoruz oracıkta. Reis adil, ölçülü bir insan, sırf kendine yontmuyor. Denizi babasından dedesinden aldığı gibi çocuklarına (ki ikisi de teknede) devretmeyi arzuluyor. Kimseden korkusu yok, içinden geldiği gibi konuşuyor. “Bak evim hemen şuracıkta” diyor, “camdan görünüyor. Gelgelelim aylarca gidemeyeceğim. Biz tatil nedir bilmeyiz, sezon biter, motorun bakımı başlar. Tayfalara 8 ayda on gün izin verebiliyoruz ancak. Hani sabah işe gidip akşam dönenler kadar kazansalar tamam da... Koş baba koş, balık nereye biz oraya... Yaklaşamadığımız tek yer İmralı, malum yasak bölge. Balıklar da biliyor, orada yuvalanıyor. Bak şeker kardeşim İmralı olmasa var ya, tekneler çoktaaan çekilmişti kızağa... HORMONSUZ BUNLAR! Balıkta gübre yok, ilaç yok. En temiz, en tabii gıda... Gelgelelim halkımız balık yemiyor. Japonlar orkinosa bir para veriyorlar şaşarsın. Bu yüzden kafaları çalışıyor. Bizim hanımlar balık kokusundan hoşlanmaz. Bu iş, nasip işi. Geçen kefal çekiyorduk, belki iki bin kasa... Bir yarma geldi üç tek kurtarabildik anca... -Yarma? -Ağ yırtıldı boydan boya... Bir ağ iki trilyon, düşün servetimizi atıyoruz suya. Tamamen de elinden gidebilir, ağsız dönebilirsin limana. Benim başıma geldi. O sene de nasıl balık var, hiç sorma. Millet kasa taşımaktan yoruldu, biz oturup ağ yamadık kuytularda... Evet üniversite okumadık ama çok şey öğrendik deryada... Öğrenmeye de devam ediyoruz hâlâ. Balıkçı dediğin bir kere denizi avucunun içi gibi bilecek, akıntıyı rüzgarı hesaplayacak ki emeği zayii olmaya... Kolay değil masraflar ağır zira. - Masraf deyince? - Ücret veriyor, mazot alıyorsun, bakım, raspa, boya, kumanya, kasa, navlun, pulatka... - Pulatka? - Sezon açılmadan para yollarız tayfalara, bir nevi akit, onlar da vaktinde gelir, seni koymaz yolda... Balıkçı hep önündeki senenin parasını yer, bu yüzden iki yakası bir araya gelmez. Araştırın göreceksiniz denizde 200 gırgır varsa 150 sinin borcu vardır, ya tefeciye, ya bankaya. -Bu tekne ne kadar? -Nereden baksan 6-7 trilyon lira. -Çok para.. -Yaptırmaya kalksan 10 trilyona da çıkaramazsın. Ne bileyim manasız bir yarış var aramızda. O iki bin beygirlik motor taktırdıysa, sen de taktırıyorsun. O yeni sonar alıyor, sen de alıyorsun. Onlar radara yatırım yaptı, biz de radara... Zahmetle kazanıyoruz, avuç avuç yediriyoruz Japon’a... Asalakları sırtımızda taşıyoruz adeta. Eskiden lamba usulü vardı, yakarsın beş on ampul balık gelir toplanır altında. Lamba yasaklandı, şimdi sonarla bulacaksın, habire koştur kovala. Kışın balık kayalık yerlere yatar, ya da batık kenarlarına. Ağ atamazsın. Lamba yaksan ayağına gelir ama. Bence lamba serbest bırakılmalı lâkin kontrol etmek kaydıyla. Şu radarların fiyatlarını söylesem dudağın uçuklar. İnan villa parasına. Teknemizde bir 700 beygir, bir 800 bg, bir de 1600’lük üç motor var. Irgatlar için 400 kwa jenaratör çalışıyor ayrıca. Bak şimdi demir aldık ya, kafadan gitti 5 milyar lira. - O halde tuttuğun balık beş milyarı aşmak zorunda. - Yoksa külli zarar. Geçen reis arkadaşlarla oturuyoruz, simitçi yanaştı. Kaç lira evladım? Bi lira. Ver bi tane, al paranı, güle güle harca... Dedim niye itiraz etmedin “ufacık hamur, üç tane susam” deseydin ya. - Olur mu canım” dedi “fiyatı belli mal!” Ama bizde fiyatı müşteri koyar, bugün çok oldu otuz kuruş, yarın çıkmadı 20 lira... AKINTIYA KÜREK Geçen biri Karadeniz’den iki TIR hamsi getirdi, 20 bin liraya bıraktı gitti. Bunun sadece nakliyesi 10 bin lira, kasası var, komisyonu var, hamalı var. Tekneye ne harcadı tayfalara ne verdi oralara gelmiyorum daha... Bari yat dinlen, oncağız para için hayvanlara kıyma.. - İyi işte ucuz ucuz yesin fukara. - Sen zannediyor musun ki haldeki ucuzluk akseder halka? Hanım kilosu on liraya hamsi almış, o gün iyi biliyorum balıkhanede kasası on lira... İstavritin kasası 150 - 200 lira da olur, 17 lira da. Nereden baksan on misli fark var arada. Ne ayağa düşsün, ne de uçsun havada. - Peki çare? - Yüz ton hamsi tuttuğun gün balık işlenecek olsa, güzelce ayıklansa, paklansa, şoklansa. Donmuş bir şekilde marketlere yollansa. Hamsi fiyatı 12 ay hep aynı kalsa... - Ya ben donmamış istiyorsam? - Keyfin bilir valla. O zaman buyur oltacıya.. HESAP ORTADA - Bir tekne 6-7 trilyon dediniz, böyle bir yatırım yapan en az üç trilyon kazanmalı yılda. - Nerdee? 500 milyar kazansa öp koy başına. Geçen sene belki bin ton hamsi tuttuk, tonunu üç yüz liradan verdik, kilosu otuz kuruşa... Eğer kasasını 50 liradan satabilseydik Tekne kendini amorti etmişti şu anda. Sabah istavritin kasası yüz liraydı. Bir arkadaş devam etti. Bizim iki mislimiz balık yaptı, geldi 50 liradan sattı, yine aynı para... Değdi mi yani, bunca emeğe, onca masrafa? İki yıl evvel 125 bin tane lüfer tutmuş, çiftini 70 kuruştan vermiştim. Dondurup saklayabilseymişim ömür boyu yeterdi bana. Bir de şu var, tuz azaldıkça balığın kalitesi artar. Tekir lüfer Karadeniz’de başkadır, Ege’de başka. Balığın semiz olduğu mevsimler bellidir, zamanında tutup şoklasak var ya... - Barınaklar yeterli mi peki? - İyi soru, bir balıkçı teknesini emniyete almadan uyuyamaz. Barınaklar maalesef kifayetsiz, şimdi lodosta tekneyi nasıl bırakırsın Kumkapı’da... Bazen yanaşacak yer kalmıyor, mecburen bağlıyoruz, başkasının yanına. Elde kasalar boşaltıyoruz, tekneden tekneye, atlaya atlaya... Limanda bir kablo istiyoruz, ki yanaşınca elektrik alabilelim. Kartlı, kontörlü sistem, peşin para. Üç kuruşluk elektrik için 300 liralık mazot yakıyoruz, milli servet uçuyor havaya. - Zevk için tutanlara nasıl bakıyorsunuz peki, onları rakip olarak görüyor musunuz? - Biz çelebi deriz onlara... Balıkçıya uygulanan yasaklar onları bağlamaz, 12 ay olta atarlar. Bu bir sektör kardeşim, herkes işine baksın. Ben senin fabrikanın önüne tezgâh açıyor muyum? Bak şu odada gördüğün arkadaşların hepsi tekne sahibiydi. Banka tefeci derken ellerinden çıktı, şimdi onun bunun yanında çalışıyorlar. Hiç biri paraları barda pavyonda yemedi, aleme de akmadılar. Demek ki faiz böyle bir şey, çalıştılar, çabaladılar, battılar. Bu arkadaşların elinden tutulmalı. Reis kolay yetişmiyor zira! Bir ağ iki milyon lira. İnsan iki milyonu atar mı suya? Ağı sağlam toplayabileceğini kim garanti edebilir sana. Masraflar ağır. Ücret, mazot, kumanya, navlun, boya, raspa, pulatka, kasa... 10 milyonla maceraya... GECENİN AYAZINDA Balıkçılar denize eskisi gibi deri yelek ve yün bere ile açılmıyor. Ayaklarında kauçuk çizmeler, ellerinde eldivenler, üstlerinde yağmurluklar var. Buna rağmen rüzgar iliğinize işliyor. Millet sıcak yataklarında mışıl mışıl uyurken onlar dalgalarla boğuşuyor. Ağlar kâh dolu dolu geliyor, kâh kevgir gibi suyu süzüyor. Salıyorsun topluyorsun, salıyorsun topluyorsun sabah olmak bilmiyor. YARIN: KAÇAN BALIK KÜÇÜK OLSUN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106825
    % -0.03
  • 3.5168
    % -0.27
  • 4.1281
    % 0.04
  • 4.5311
    % -0.04
  • 145.254
    % 0.12
 
 
 
 
 
KAPAT