BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 365 yaprak birden düştü!..

365 yaprak birden düştü!..

Zaman söz konusu olunca, hele de insan ömrü ile ilgili bir bahis geçince, hemen herkesin, vaktin kıymetine dair bilgi ve şuura sahip olduğu yolunda bir kanaat doğar... Acaba bu ne kadar geçerlidir?



Zaman söz konusu olunca, hele de insan ömrü ile ilgili bir bahis geçince, hemen herkesin, vaktin kıymetine dair bilgi ve şuura sahip olduğu yolunda bir kanaat doğar... Acaba bu ne kadar geçerlidir? Öyle ya, “VAKİT NAKİTTİR” atasözünü bilmeyen pek azdır. Vakit insanın ruh hâline göre, bazen mücerret kalsa da, nakit her zaman müşahhastır. Yani elle tutulur, gözle görülür. Eh, kıymeti de fazlasıyla bilinir! Zira ona sahip olmak için, herkes var gücüyle, bütün bilgi ve hüneri ile nakit sahibi olmak için çalışır. Hatta daha çok nakit sahibi olmak için, vücudun istirahat hakkını dahi feda eder! Hâl bu ki, nakdi kazanmak için sarf edilen bilgi; maharet ve bedeni kuvvetin birleşmesiyle ortaya çıkan bütün emeklerin meydana gelme imkânı bulduğu asıl ortam, vakittir, yani zamandır, yani ömürdür. Geçen her gün, esasen ömürden eksilmektedir... Zamanı durdurmak kabil olmadığına göre, onun akışı içinde, ‘selden kütük kapma’ misali; insanoğlu doğru veya yanlış ne öğrenebilirse, haklı veya haksız hangi makam veya mevkii elde ederse, helal veya haram ne kadar servet-u saman kazanırsa, dünyevi muhasebede onun kâr-zarar sağlamasını yapar. Uhrevi murakabeyi yapan acaba ne kadardır? Bazı hadiseler, insanoğlu için zamanın farkına varma sebebidir. ‘Takvimden bir yaprak daha düştü...’ ifadesiyle, zamanın, artık yaşanamayacak bir safhasının geride kaldığı anlatılmak istenir. Bu bazen bir dönemin kapanması, bazen bir kişinin bu dünyadan göçmesini ifade eder. Ama asıl geçen, yine zamanın kendisidir. O zaman parçasının içinde cereyan eden hadiseler, “su gibi akıp giden” vakitle birlikte, sürüklenip gitmiştir!.. Çocuklar için vakit daha çok oyun-oynaştan ibarettir. Geçen her gün onları biraz daha olgunlaştırır ve zamanın farkında olmasını sağlar. Yetişkinler için zaman maişet zeminidir. Zira onlar gece-gündüz ayırımını, güneşin doğup batmasından ziyade, mesai saatlerine göre yaparlar! Yaşlılar için zaman artık bir endişe kaynağıdır. Sağlık problemleri de varsa (olmayan yok gibidir), onların gün ve geceleri daha uzun olur. Hani demişler ya: “Şeb-i yelda’yı (en uzun gece) müneccimle muvakkit ne bilür/Mübtelay-ı gamma sor kim, geceler kaç saat...” Çocuklar büyümenin hevesiyle, zamanın geçmesini coşku içinde geçirirken, pir-i faniler için, her geçen gün ölüme daha fazla yaklaşmaktır. Ecel gelmesi, yaşa göre değil, takdir edilen ömre göredir elbet... Ama ortalama insan ömrü de bellidir! Takvimden yaprak eksilmesi, herkes tarafından kanıksanmıştır. Sayfaların hepsi tükenince, bir yenisi asılır. Lakin bazıları o yeni takvim sayfalarının bitişini göremeyebilir... Gün gelir, onlar hesabına takvim olduğu gibi duvardan düşer! 2012’de de pek çok kişi için böyle oldu... 2012 için çok kaba bir muhasebe yapılacak olsa, acaba nasıl bir tablo ortaya çıkar? Bugün itibariyle “geçen yıl” olan 2012’de, mesela Afrika’da; Asya’nın derinliklerinde, kaç yüz bin kişi yeterince yiyecek, su ve ilaç bulamadığı için hayatını kaybetti? Dünyada kaç yüz bin kişi zulümle öldürüldü? Bırakınız dünyayı, sadece Arap Baharı denilen süreçte, Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye’de, kaç bin kişi hunharca öldürüldü? Onlar adına, takvimden 365 yaprak birden düştü!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT