BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB?ile yeni sayfa

AB?ile yeni sayfa

Türkiye'nin, Rum Kesimi gemi ve uçaklarına liman ve havaalanlarını kapalı tutması sebebiyle yavaşlayan müzakereler, Rum Kesimi'nin dönem başkanlığında dondurulmuştu. Sarkozy'nin bloke ettiği fasıllar konusunda Hollande'ın tutumu netlik kazanmazken, Türk vatandaşları için AB "vize kolaylığı", Türkiye ise "vize muafiyeti" kararında ısrar ediyor.



Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) dönem başkanlığının 31 Aralık'ta sona ermesiyle, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayacağı konuşuluyor. 1 Temmuz 2012'den itibaren altı ay boyunca AB ile siyasi diyaloğunu askıya alan Türkiye, İrlanda'nın dönem başkanı olmasıyla bu tutumunu değiştirdi. Aralık ayında yapılan AB Zirvesi'nde Türkiye ile müzakere sürecinin yeniden başlayabileceği şeklindeki Genel İşler Konseyi kararının onaylanması da önümüzdeki günlerde bu alana yeni bir hareketlilik gelebileceği şeklinde yorumlanabilir. Geçen yılın son günü AB Bakanlığı tarafından açıklanan "2012 Yılı Türkiye İlerleme Raporu", Türkiye'nin AB ile bütünleşme konusunda kararlılığını devam ettirdiğinin en çarpıcı göstergesidir. Önümüzdeki dönemin, geride bıraktığımız altı aydan çok daha olumlu gelişmelere sahne olacağı söylenebilirse de, bazı yapısal sorunların varlığının hâlâ devam ettiğini de kabul etmemiz lazım. AB ile müzakere sürecinin, GKRY'nin dönem başkanlığından çok önce 1 Temmuz 2010'da durduğunu akılda tutmalıyız. GKRY dönem başkanlığı, Türkiye-AB siyasi ilişkilerinin donmasına sebep olmuştur. Fakat müzakerelerin durmasının bu olayla doğrudan bir ilgisi yoktur. Müzakerelerin durmasına yol açan sebepler ortadan kalkmadıkça, İrlanda dönem başkanlığından çok büyük beklentiler içine girmek doğru olmayacaktır. Müzakere sürecinin işleyişini derinden etkileyen en temel sorun, Türkiye'nin 17 Aralık 2004'teki Brüksel Zirvesi'nde verdiği taahhüdü yerine getirerek Temmuz 2005'te imzaladığı ama onaylayıp yürürlüğe sokmadığı Ek Protokol'den kaynaklanmaktadır. Türkiye'nin GKRY gemi ve uçaklarına liman ve havaalanlarını kapalı tutması sebebiyle, Aralık 2006'da AB'nin aldığı bir kararla sekiz müzakere faslının açılmaması, diğer tüm fasılların ise kapanmaması kararlaştırılmıştı. Bu karar yerli yerinde durmaktadır. Başka bir deyişle, Ek Protokol sorunu aşılmadıkça, İrlanda dönem başkanlığı sırasında da, söz konusu sekiz müzakere faslının açılması, ya da açılan herhangi bir fasıldaki müzakerelerin kapanması beklenmemelidir. İkinci sorun, Fransa ve GKRY'nin tutumlarıdır. François Hollande'ın Fransa cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte, Nicholas Sarkozy döneminde Fransa tarafından açılması bloke edilen beş müzakere faslının açılabileceği düşünülmüştü. Türkiye, Fransa'yla ilişkilerin iyileşmesine bakarak bu ülkeden kaynaklanan engellerin ortadan kalkacağını ümit etmektedir. Hollande'ın Türkiye karşısındaki tavrı henüz netlik kazanmış değildir. Hele Ermeni konusunun tekrar gündeme gelmesi durumunda, Türkiye-Fransa ilişkileri yeniden eski kötü günlerine dönebilir. GKRY de tıpkı Fransa gibi, Ek Protokol konusundan bağımsız olarak bazı fasılların açılmasını engellemeyi sürdürmektedir. GKRY'nin 2013 içinde bu tutumunu gevşeteceğini düşünmemizi sağlayacak bir gelişme meydana gelmemiştir. AB Bakanlığı'nın resmî internet sitesinde yer alan cümlelerle "Önümüzdeki dönemde teknik açılış kriterleri yerine getirilebildiği takdirde açılması mümkün olan 3 fasıl bulunmaktadır. Bunlar 'Rekabet Politikası', 'Kamu Alımları' ve 'Sosyal Politika ve İstihdam' fasıllarıdır." Tek başına bu tespit bile İrlanda dönem başkanlığında devasa adımların atılmayacağını göstermektedir. Diğer taraftan Türkiye'ye 'vize kolaylığı' göstermeye hazırlanan AB tarafı, Türkiye üzerinden Avrupa'ya giden yasa dışı göçmenlerin Türkiye'ye geri alınmalarını sağlayacak 'Geri Kabul Anlaşması'nın bir an önce yürürlüğe girmesini istemektedir. Türkiye'nin AB'den beklentisi 'vize kolaylığı' değil 'vize muafiyeti'dir. Türk vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmeden, Türkiye'nin geri kabul anlaşmasını uygulamasının istenmesi, bu anlaşmayı imzalayarak 'vize muafiyeti' elde eden Batı Balkan ülkeleriyle mukayese edildiğinde, büyük bir haksızlıktır. Türkiye, karşılığında 'vize muafiyeti' elde etmeden bu anlaşmayı uygulayacak olursa ülkemizin kısa süre içinde Avrupa'dan 'kovulmuş' göçmenlerin 'depolandığı' bir mekâna döneceği açıktır. Bütün bunların yanı sıra, AB ile müzakere sürecinin tekrar canlılığına kavuşabilmesi için Türkiye'nin demokratikleşme adımlarını hiç yavaşlatmadan sürdürmesi de gerekir. İrlanda dönem başkanlığının Türkiye-AB ilişkileri için yeni bir başlangıç olmasını istiyorum ama açık söylemek gerekirse büyük beklentilerim yok.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT