BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yine soğuk bir kış hikâyesi: EVSİZLER

Yine soğuk bir kış hikâyesi: EVSİZLER

Kış aylarında 'muhakkak kapalı bir yere toplanmışlardır' diye hatırladığımız evsizler, 'çarpıcı' hikâyeleri ve mesajlarıyla bize 'mevsimlik insan' olmadıklarını hatırlatıyor.



Dünyada pek çok ülkenin problemi olan EVSİZLER!" diye başlamak istemiyoruz haberimize... Sokaklarda, köprü altlarında, parklarda, terkedilmiş viranelerde kalan evsiz insanların her biri; fert olarak, yürek burkan hikayeleriyle ve iğneleyici mesajlarıyla insani değerlerin nasıl da unutulmaya yüz tuttuğunu hatırlatıyor. Bir karış sakalımız, hırpani tavrımızla, bir gece; parkları, bahçeleri ve sokaklarda voltalıyoruz. Sonra bizden yüzünü kaçıran, gizleyen gölge adamların 'soğuk kışla' mücadelesini "homurdanmalarına" rağmen fotoğraflıyoruz. Çektiğimiz karelerle kar tanelerinin rüzgârla valsini ve duvar dipleri, cami avlusu, ağaç altları ve banklarda uyuklamaya çalışan insanları fotoğraf karelerinde donduruyoruz. Tekerleme haline gelen mahalli yönetimlerin her yıl "Kara kış kapıya dayandı. Evsizler salonlara alındı!" duyurusu, yine yıllık "barınma" alanları mı?.. diye sormadan edemiyoruz kendimize... Büyükşehir Belediyeleri "insanlık" ve "evrensel değerler" adına "evsizleri" donarak ölmemeleri için bir kaç yıldır "tek çatı" altında topluyor. Bu yıl Sarıyer'de Metin Oktay Spor Salonu çatısı altındalar.. Onlara yeni elbiseler, sıcak çorba ve yatak veriliyor... Ya kış bitince!.. Kış bitince ne oluyor?... Neden sokaklarda yaşıyorlar? Kurtulmak için yaptıkları ya da yapabilecekleri bir şey var mı? Kim onlara yardım elini uzatıp sahip çıkacak? Kar yağışı bitince, evsizlere ne olduğunu gelin kendi ağızlarından dinleyelim. Mehmet Haluk Kargı (58): Ayağımdan ameliyat oldum. Sonra da yeşil kartlar iptal oldu. Yılmadım sakat ayağımla kağıt topluyorum. Hamd olsun bir kağıt arabam var. Sağolsun esnaf, dernekler ilaçlarımı alıyor. Mekanım otobüs durakları ... Kazandığım parayla arabama koca bir kilit aldım. İki de battaniyem var. Bir sarıldım mı rahat ediyorum. Askerliğimi yaptıktan sonra iş bulamadım. Kağıt işine bir başladım... Etrafta it, uğursuz, sarhoş dolaşıyor. Tedbirli dolaşıyorum. Yeni nesil bir acayip.. Ota, hapa, pisliğe alışmışlar... Yaşlandım "bir çatım olsun" dedim araştırdım. İstanbul çok değişti. İzmit'te barınma evi var. Ama herkesi almıyorlar. Bursa var ama kapasitesi dolu. İzmir'de var. İzmir'de alıyor 6 ay kalıyorsun. 6 ay sokaktasın. Ameliyat olurken orada kalmıştım. İstanbul'da barınma evleri yok, ama Edirne kapıda yapıyorlarmış. Heyecanla bekliyorum. Barınma evi olsa böyle olmaz. Bazen para olmuyor. En kötüsü çöpten yemek toplamak. Allaha şükür içki içmem, sigarayı da... Bu tesise bizi alan belediyeye teşekkür ederiz. Banyomuzu yapıyoruz, elbise de veriyorlar. Burda herkesin bir derdi var. Benim de öyle.. Anlat anlat bitmez.. >>> Sakın! Anne ve babanın ahını alma Rasim Karlı (66): Ahh... Fatih... Evlat Koca Mustafa Paşa'da yaşıyorum. Yaşıma hürmet bir iki öğüdümü dinle... Meslek sahibi adamım. Yıllarca tornacılık yaptım. İşimin erbabıyım. Çocuklarımı aç açıkta bırakmadım. Eşimle geçinemedik. Bir ayrıldık, pir ayrıldık... Üç çocuğum da anasıyla gitti. Anladım ki bu hayatta Allah'tan başka benim için başka hiç bir şey yokmuş... Bir ihtiyara kim iş verir. Neyse ki Başakşehir'de bir iş buldum. Bir vakıf evinde yatıp kalkıyordum. Nasıl olduysa, soluğu burada aldım. Bütün bunlar bir kenara, sana sadece şu kısa hikaye anlatayım. Mesleğimin son yıllarında elimdeki son parayla, çocuklarıma Fatih Çarşamba'dan ev aldım. Çocuklarım "Baba satalım!" dediler. Sattım... Onlar parayı aldı. Ben de hava mı... Halbuki isteseler seve seve verirdim. Bizim ömrümüz çalışmakla, zorlukla geçti. Ha yün yatakta, ha taş yastıkta... Güzel Allah'ım ortada bırakır mı?... Meşhur bir söz var. "Altım toprak, üstüm yaprak. Yastıcağızım taş imiş. Yine de gönlüm hoş imiş!...! Sen sen ol!.. Ananı, babanı üzme!.. Çünkü öyle bir ah ettim ki... Sen ah alma!... >>> Ekmeğimi taştan çıkartırım! Tarık Kök (32): İstanbulluyum ve annem, babam vefat etti. Hiç bir kötü alışkanlığım yok. Kendime yatacak yer bulurum. Barınma yerleri geçici, bir çözüm değil. Kalıcı bir çözüm getirsinler. Hiç bir zaman dilenmedim. Ekmeğimi taştan çıkartıyorum. Ama hep geçici işler... En azından evsizler için meslek edinebileceğimiz kurslar olsa, hem kendimize hem de insanlara faydımız olur. İşin özü; gerisi ütopya... Hayat hayal... Hayal gemisinin yürümediğini ben de biliyorum. Gerçeklerle yüz yüzeyiz her zaman... Şimdi birilerinin icraatini bekliyorum. Kimseden bir dileğim yok... Sadece "iş" istiyorum... >>> Geceleri camide kalıyorum Davut Gül (22): Orduluyum. Köyde yaşayan bir yaşlı bir üvey annem var. Ona da bakmam lazım. Ben de çalışmak için buralara geldim. Çalışmak istiyorum ama beni işe almıyorlar. Geceleri camii avlularında yatıyorum. Camiiler en güvenli yer. Etraf buz kesince, bizi buraya getirdiler. Hiç olmazsa sıcak yatak ve mis gibi çorba var. Burada kalmadan önce camide kalıyordum. İş bulamadım. Köye döneceğim. Şu anda imkanım yok. Kış şartları dönmemi zorlaştırıyor. Yakında... Çok yakında köyüme döneceğim...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105762
    % -1.08
  • 3.5302
    % -0.22
  • 4.128
    % -0.58
  • 4.5356
    % -0.3
  • 144.128
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT