BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ya elektrik keşfedilmeseydi­!

Ya elektrik keşfedilmeseydi­!

Elektrik, kâinattaki gökadalarda mevcut en önemli kuvvetlerden biridir. Elektrik akımları atomlar ve moleküller dahil, galaksilerin en küçük yapı taşlarından yıldızlara, gezegenlere ve yaşam birimlerine kadar her yerde bulunur



Sevgili okurlar, bütün canlıların bünyelerinde bulunan sinir hücrelerinin iletişimini elektik akımları sağlar. Bitkiler kendilerine yeşil rengi veren Klorofil Hücreleri vasıtasıyla güneş enerjisini besine çevirir. İnsan ve diğer canlılarda ise, Sinir Hücreleri elektrik sinyallerini duyu organlarından beyine ve beyinden de tekrar kaslara sevk eder. Hepimiz elektrik akımları sayesinde düşünüp hareket edebiliyoruz. Tabiatın en muhteşem ve azametli olayı "şimşeklerin çakması ve yıldırım düşmesidir." Milyonlarca yıldır devam eden bu doğa olayı tarih öncesinde ilk insanların ateşle yüz yüze gelmesine ve zamanın akışı içinde ateşi kullanma becerisi kazanmalarına imkan sağlamıştır. Peki o halde bu şiddetli elektrik akımları nasıl oluşmaktadır? Cevabını şöyle verebiliriz: Bu akımları oluşturan ELEKTRON adlı çok küçük parçacıklardır. Cep fenerleri, flaş ve TV ekranlarının ışıkları, bilgisayar ve ev elektrik motorlarının çalışmaları hep bu mikroskobik parçacıkların sayesindedir. Nasıl ki etrafımızda bulunan bütün maddelerin atomlar, onlardan daha küçük parçacıkları ve molekülleri varsa, elektriğin de en küçük parçacıkları elektronlardır. Negatif elektrik yüklü elektronlar adeta bir sivrisinek sürüsü gibi merkezde bulunan atom çekirdeğinin etrafında hızla hareket ederler. Atomlar çok küçüktür. 10 milyon atomu yan yana koyarsanız, sadece 1 milimetrelik yer kaplar. Atom çekirdeğinde iki değişik parçacık daha bulunur: Nötron ve Proton. Önemli olanı protonlardır. Pozitif yüklü olduklarından elektronları üstlerine çekerler. Elektronlar yakalanmamak için süratle çekirdek etrafında dönerler. Protonlar ve elektronlar atomun içinde aynı sayıda bulunur. Şimşeklerin çaktığı Kara Bulutlar (Nimbostratus ve Cumulonimbus) içlerinde su damlacıkları ve buz kristalleri barındırır. Yeryüzüne yakın bölümleri negatif yüklü, daha üst katmanlarda ise pozitif yüklüdürler. Negatif yüklü bulutlar yüzeydeki elektronları etkisiz hale getirerek orada pozitif bir yükleme oluşturur. Şiddetli basınç altında meydana gelen şimşekte sıcaklık 30.000 santigrad dereceye yükselir. Bu sıcaklık güneş yüzeyinin 5 katı seviyesindedir. Elektriğin insanoğlu tarafından geliştirilip kullanıma alınması ortalama 200 yıllık bir maziye sahiptir. İlk defa İtalyan Fizikçi Alessandro Volta 1801'de Fransız Kralı Napolyon için tuz solüsyonuna batırılmış bakır ve çinko plakalarla bir akü yapmıştır. 1831'de İngiliz fizikçi ve kimyacı Michael Faraday manyetik alanda elektronları hareket ettirerek elektrik akımı elde etmiştir. Zamanla buluşunu geliştirerek devamlı elektrik üreten jeneratörünü imal etti. 1866'da Alman Werner von Siemens ilk elektrik dinamosunu geliştirerek, büyük miktarda elektrik akımı üretilmesine imkan sağlamıştır. 1879 yılında Amerikalı Thomas Alva Edison ilk kömür alaşımlı ampullerini topluma tanıtmıştır. Siemens firması 1881 yılında dünyanın ilk elektrikle çalışan tramvayını Berlin'de sefere başlatmıştır. 1902 tarihinde ilk elektrikli yer altı metrosu gene Berlin şehrinde çalışmaya başlamıştır. Değerli okurlar, size elektriğin başlangıç serüveninden birkaç örnek vermeye çalıştım. İLK?AMPUL Evlerimizdeki aydınlığı borçlu olduğumuz Edison’un ilk yaptığı ampul kocamandı. Faraday’ın yaptığı ilk jeneratör. DANIŞTAY, ILISU BARAJI'NIN YÜRÜTMESİNİ DURDURDU Hasankeyf'e keyifli haber 12 bin yıllık geçmişi bulunan Hasankeyf antik kentini sulara gömecek olan Ilısu Barajı Projesi, ÇED'den muaf tutulmayacak Danıştay 14. Dairesi, Ilısu Baraj Projesi'nin Çevre Etki Değerlendirmesinden (ÇED) muaf tutularak inşa edilmesine karşı dava açan TMMOB Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları'nı haklı bularak yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ilısu Baraj projesi, 1993'te yürürlüğe giren ÇED yönetmeliğinden önce yatırım programına alındığı gerekçesiyle muaf tutularak inşa edilmeye başlanmıştı. 2011'de Çevre Mühendisleri Odası'nın ÇED Yönetmeliğinin muafiyetleri düzenleyen geçici 3. Maddesi ile ilgili itirazı Danıştay tarafından kabul edilmişti. Türkiye'nin üstünde baraj bulunmayan son doğal nehri Dicle ile 12 bin yıllık tarihi bulunan Hasankeyf'i tehdit eden projenin iptal edilmesini isteyen Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, "UNESCO Dünya Kültür Mirası kriterlerinin 10'da 9'unu sağlayan dünyadaki tek yer olan Hasankeyf ve Dicle Vadisi korunmalı" dedi. PETROL VE KÖMÜRÜN SONU YAKLAŞIYOR Geleceğin enerjileri 'temiz' Günümüzde elektrik üretiminde birçok değişik sistemler kullanılmaktadır. Bunların arasında kömür, doğalgaz gibi konvansiyonel tipte enerji kaynakları bulunduğu gibi, rüzgâr, güneş, jeotermal ve su kuvveti gibi yenilenebilir kaynaklar da artık gündemde... > Bugün küresel bazda enerji gereksiniminin yüzde 80'i Termik Santrallerden sağlanmaktadır. Bu santrallerin büyük bir bölümü fosil yakıtlarla çalışmaktadır. Fosil yakıtlar milyonlarca yıl önceden günümüze ulaşan yer altında kömürleşmiş ormanlar veya okyanuslardaki ölen değişik canlıların oluşturduğu petrol yataklarıdır. Bunların yakın gelecekte tükeneceği yadsınamayacak bir gerçektir. İşte bu düşünce ile yeni enerji kaynaklarına geçiş çalışmaları önemle yürütülmektedir. > Örnek olarak yeraltı sıcak kaynak sularının kullanımı verebilirim. Jeotermal enerji olarak adlandırılan bu sistem günümüzde yüzlerce enerji santrali ile temsil edilmekte ve 35.000 megawata varan üretim sağlanmış bulunmaktadır. Başta ABD olmak üzere Filipinler ve Meksika sıralamada ön saflarda olan ülkelerdir. > Hidrolik enerjide elektrik, su kuvveti barajlar vasıtasıyla yer çekimi ile (gravitasyon) yüksek irtifadan düşürülerek elde edilmektedir. Dünyada bugün elektrik enerjisinin yüzde 20'si Hidrolik enerjiden sağlanmaktadır. Bilhassa dağlık araziye sahip ülkeler bu sistemden yararlanmaktadır. Benim üniversite hayatımın geçtiği Norveç'te elektrik üretiminin % 99'u, Avusturya'da %72'si ve İsviçre'de % 52'si Hidrolik enerjidir. Ancak bu inşaatların doğaya verdiği zarar ve zamanını tamamlamış olan barajların sedimantasyon birikimi ile ortamı olumsuz etkilemesi birçok ülkede karşı görüşlerin gelişmesine neden olmaktadır. > Bir diğer enerji sistemi ise Rüzgâr enerjisidir. Sahillere yakın nispeten sığ denizlerde kurulmuş bulunan Offshore rüzgâr türbinleri ile dağ yamaçlarına yerleştirilen bu sistemler birçok ülkede başarıyla kullanılmaktadır. Almanya 2012 yılı itibariyle enerjisinin % 11'ini rüzgâr enerjisinden sağlamaktadır. > Çok önem arz eden diğer bir sistem Güneş enerjisidir. Geçmiş yazılarımda bu konunun üzerinde oldukça durmuştum. Sadece şu bilgiyi vermek istiyorum: Güneşin her yıl dünyamıza verdiği enerji, 200.000 milyar ton kömürün yakılması sonucu ortaya çıkan enerjiye eş değerdedir. Bu da günümüzdeki dünya enerji ihtiyacının 10.000 katıdır. Silisyum madeninden üretilmiş "Güneş Hücreleri" güneş ışınlarını direkt enerjiye dönüştürmektedir. Desertec Projesi ile yarınlarda, örneğin Sahra Çölüne kurulacak güneş panelleriyle Avrupa'nın elektrik ihtiyacının üçte biri karşılanabilecektir. > Son olarak da Hidrojen enerjisinden söz etmek istiyorum... Güneş Enerjisi depolandıktan sonra,elde edilen enerji ile sudaki Hidrojen gazı Oksijenden ayrılır.Yüksek enerjiye sahip bu hidrojen gazı tanklarda muhafaza edilebilir, Pipeline Boru Hattı ile veya gaz tankerleriyle nakledilebilir. Hidrojen yakıtı uzay araştırmaları için gönderilen Sondalarda (Uzay Aracı) yıllardır kullanılmaktadır. Araştırmacılar Hidrojen Gazını daha ucuz elde etmek için yoğun çaba sarf etmektedirler. Öyle görünüyor ki yakın gelecekte Güneş enerjisi ve Hidrojen gazı yakıt olarak başı çekecek enerji kaynaklarını oluşturacaklardır. Sizlere bu karlı günlerde sağlık ve afiyetler diliyorum. Esen kalın. KONTROLSÜZ SANAYİ: HAVA KİRLİLİĞİ Çinliler maskeyle dışarı çıkabiliyor! > Dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve üretim dinamosu Çin'de hızlı sanayileşme, enerjide kömürden yararlanma ve araç sayısının artması sonucu son zamanların en yüksek seviyesine çıkan hava kirliliği, hayatı olumsuz etkiliyor. Başkent Pekin başta olmak üzere, Hıbey, Hınan, Şandong ve Guangşi eyaletlerinde insanlar sokağa maske takarak çıkabiliyor. Hava kirliliğinden oluşan sis nedeniyle son iki günde 70 trafik kazası meydana geldi. Asit, alkali, amin ve fenol gibi zararlı maddelerin yoğun olduğu kirli havada, farenjit ve soluk borusu iltihabı gibi alerjik vakaların attığı bildirildi. NESLİ TEHLİKEYE GİREN BİTKİ İlaç ham maddesi Censiyan korunacak > Dünyada nesli tehlikeye giren ve etken maddeler içerdiği için ilaç sanayisinde kullanılan ''Censiyan'' bitkisi, Türkiye'de yetiştiği ender illerden biri olan Kütahya'da koruma altına alındı. Geçen yıl elde edilen 30 kg tohum, bitkinin neslinin sürdürülmesi amacıyla Radar mevkiine ekildi. BU GÜZELLİK ARTIK DOĞAL MİRAS Harmankaya Kanyonu Tabiat Parkı ilan edildi > Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Bilecik'in Yenipazar ile İnhisar ilçeleri arasındaki 260 hektar alanda yer alan, doğal güzelliklere sahip Harmankaya Kanyonu'nu "Tabiat Parkı" ilan etti. Böylece kültürel ve tabii güzellikleriyle göz kamaştıran bu eşsiz alan, gelecek kuşaklara doğal miras olarak aktarılacak. MEKSİKA’DAN ÖRNEK YASA Hayvana eziyet edene 2 yıl hapis > Meksika’da hayvanlara kötü davranan ve öldürenlere hapis cezası ön gören yasa oy birliğiyle onaylandı. Hayvanlara kasten zarar verenlere 2 yıla kadar hapis ya da 500 dolar para cezası, öldürenlere ise 4 yıla kadar hapis ve 2 bin dolar para cezası verilecek. Yasaya göre, etinden yararlanılacak hayvanların da acısız ve olabilecek en hızlı şekilde kesilmesi gerekiyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT