BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dâvûd bin Seyyid Hüseynî

Dâvûd bin Seyyid Hüseynî

"Takvâ sahibi olabilmek için; büyük ve küçük bütün günahlardan sakınmak, kalbini ve uzuvlarını takvâyı yok edici şeylerden korumak lâzımdır..."



Dâvûd bin Seyyid Hüseynî hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. 701 (m. 1301) senesinde Kudüs civarında vefât etti. Hüseynî hazretleri vefatına yakın bir sohbetinde buyurdu ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Kâmil tövbe yedi şeyden yedi şeye dönmektir. Biri, cehâletten ilme dönmektir. Yanî ilm-i hâlini öğrenmektir. İkincisi, günah işlemekten tâate dönmektir. Üçüncüsü, haramdan helâle dönmektir. Dördüncünü, yalandan doğruya dönmektir. Beşincisi, riyadan ihlâsa dönmektir. Altıncısı, kibirlenmekten alçak gönüllülüğe dönmektir. Yedincisi, bütün gece uyumaktan bir miktar namaz kılmaya dönmektir." Takvâ sahibi olmalı, Allahü teâlâdan çok korkmalıdır. Bütün evlâdıma ve din kardeşlerime vasiyetim, takvâya sıkı sarılmalarıdır. Çünkü, ondan faziletli bir şey yoktur. Allah indinde insanların en iyisi, takvâsı en fazla olanıdır. Kur'ân-ı kerîmde Allahü teâlâ takvâ sahiplerini medhettiği kadar, hiçbir şeyi medhetmedi. Başka ameller, takvâsız kabûl olmaz. Nitekim Mâide sûresi 27. âyet-i kerîmesinde meâlen; "Allahü teâlâ ancak, takvâ sahiplerinin kurbanını kabûl eder" buyuruldu. Kabûlden murâd sevâbı noksan olur, sâlih amel için söz verilmiş olan mertebeye, dereceye kavuşamaz, bu derecelere ancak takvâ ile kavuşulur demektir. Yoksa sahih olmaz demek değildir... Takvâ sahibi olabilmek için; büyük ve küçük bütün günahlardan sakınmak, kalbini ve uzuvlarını takvâyı yok edici şeylerden korumak lâzımdır. Kalb, göz, kulak, dil, el, ayak, karın gibi uzuvları Allahü teâlânın yasaklamış olduğu şeylerden korumalı, emirleri ile süslemelidir. Hazreti Ali bir gazâda, kâfirlerden biri ile vuruşup onu alta düşürdü, göğsüne bastı, öldüreceği sırada, kâfir yattığı yerden Hazreti Ali'nin mübârek yüzüne tükürdü. Hazreti Ali onu katletmekten vazgeçip ayağa kalktı. Kâfiri serbest bıraktı. Adam bu işe hayret etti. "Yâ Ali! Beni katletmeye yatırdın. Yüzüne tükürdüğüm için, bana daha çok eziyet ederek öldüreceğin yerde, beni serbest bıraktın. Sebebi nedir?" dedi. Hazreti Ali; "Seni katletmeye azmettiğimde, azmim Allah rızâsı içindi. Yüzüme tükürünce kalbime gadab geldi, sana kızdım. Derhal hatırıma; gadabını defedip yutanlar için Allahü teâlânın Cennet vadeylediği geldi. Bu yüzden seni salıverdim" buyurdu. Kâfir, bu hâlden ibret alıp îmânla şereflendi. Kalbini güzel ahlâkla donatmak böyle olur...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT