BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransızlar ‘mali’ çıkar peşinde

Fransızlar ‘mali’ çıkar peşinde

Fransa'nın Mali'de savaştığı grupları daha önce Kaddafi'ye karşı kullandığını belirten Ahmet Kavas, şimdi ise bu grupların operasyon için bahane edildiğini söyledi. Kavas, "Fransa Mali'ye silah verecek. Mali ise bu silahları yine kendi halkına karşı kullanacak” dedi.



Hazırlayan: Osman SAĞIRLI osman.sagirli@tg.com.tr Fransa'nın 1960 yılında çekildiği Mali'ye yönelik askeri operasyonu ve akabinde yaşanan olaylar dünya gündeminin ilk sıralarına oturdu. Batı Mali'de yaşananları "İslami terör" olarak zihinlere yerleştirmeye çalışırken Fransa'nın operasyona gerekçe gösterdiği Mali'deki direnişçi gruplar ise bu müdahalenin barışa ramak kala gerçekleşmesinin altında başka hesaplar olduğunu öne sürdü. Peki Fransa yarım asır sonra Mali'ye tekrar neden yöneldi? Burada bir çıkar ilişkisi ya da Fransa'nın iddia ettiği gibi terörize gruplar var mı? Bütün bu soruları İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Orta Doğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği (ORFAD) Başkan Yardımcısı, Türkiye Libya Dostluk Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kavas'a sorduk. İşte Kavas'tan Mali hakkında çarpıcı değerlendirmeler; İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kavas, arkadaşımız Osman Sağırlı’nın sorularını cevapladı. FRANSA'NIN ALTIN HAMLESİ Mali'nin bugün içine düştüğü durum çok derin bir çalışmanın eseri. Aslına bakarsanız Libya'da Kaddafi'ye son ana kadar destek veren Mali Fransa tarafından ağır bir şekilde cezalandırılıyor. Fransa'nın Mali'ye saldırısı bir anda gelişen bir durum değil. Fransa, Kaddafi'nin ardından oklarını Mali'ye çevirdi. Kaddafi döneminde muhaliflere silah desteği verildi. Bu silahların Mali'ye gideceğini aklı selim herkes dile getirdi. "Bu silahlar Sahra'ya kaydırılırsa çok kötü şeyler olur" diye özellikle Mali'li yöneticiler ikazlarda bulundu. Ancak silah desteğinde hem Nato hem Fransa ısrar etti. Zaten bunu yaparken de gaye silahların Mali'ye gitmesini sağlamaktı. Öyle de oldu. Silahlar Cezayir üzerinden Mali'ye ulaştı. Bütün bunlar niye yapıldı diye iki kelime ile özetlenebilir. Fransa'nın Afrika'daki itibari son 20 yılda bitti, etkinliğinin azaldığı bir dönemde Fransa, Afrika kıtasına mesaj vermek istedi. Mali'nin güneyindeki araziler verimli. Kuzey'deki araziler ise yer altı kaynakları bakımından zengin. Mali'de 2004 yılında zengin petrol yatakları bulundu. Hatta 2008 itibariyle bu petrolü çıkarmak üzere yüzde 50'si İtalyan, yüzde 25 Avusturya, yüzde 25 de Mali ortaklığı olan bir şirket kuruldu. Uganda'da para desteği verecekti. Ancak bölgedeki karışıklıklar neticesinde bu petrol çıkarılamadı. Daha da önemlisi Mali, yıllık 50 ton altın üretimi ile Fransa'nın iştahını kabartmaya başladı. Düşünebiliyor musunuz? Güney Afrika ve Gana'dan sonra dünyanın üçüncü büyük altın üreticisi Mali. Uranyum ve diğerlerini söylemiyorum bile. Mali sahip olduğu her türlü imkanı ile dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Hiç birini kullanamadığı için dünyanın fakir ülkeleri arasında. MALİ'DE NE İŞLERİ VAR? Şimdi isterseniz adım adım nasıl buraya gelindiğinden bahsedelim; Fransa "Afrika'da asıl yönlendirici ülke konumunu koruyorum. Bunu herkes bilecek. Sadece Afrikalılar değil, bütün dünya bilecek" mesajı içeren bu hamleyi çok önceden planladı. Kuzeydeki Tuaregler merkezi hükümete karşı tahrik edilerek bölünme isteyen grup pozisyonuna getirildi. Bunu yaparken de Tuareglerin içerisine çok sayıda tahrikçi, batı elemanı sokuldu. Kaddafi'nin düşürülmesinin ardından Libya'da çatışmalarda yer alan Tuareglerden oluşan Muhammed Ag Necm liderliğindeki Azavad Hareketi, Fransa'nın talimatı ile Mali'ye döndü. Bölünme ve Azavad isimli devlet kurma isteğiyle ülkenin kuzeyindeki şehirleri almaya başladı. Karşısında Ensaruddin hareketini buldu. Fransızlar'ın desteklediği Azavad'ın hareketine karşı Ensaruddin'in harekete geçmesi üzerine Fransa'nın bölgedeki bütün hesapları karıştı. Azavad'ın elindeki yerleri Ensaruddin aldı. Olaylar Mali merkezine kadar ulaştı. Bu hareket Mali'nin kuzeyi ile güneyi arasındaki ülkenin üçüncü büyük şehri olan Mopti'ye 20 km yaklaştı ve buradaki Konna kasabasını ele geçirdi. Mopti'nin kuzeydekiler tarafından ele geçirilmesi halinde o bölgede askeri operasyon yapacak başka bir havaalanı kalmayacağını anlayan Fransa Mopti'nin düşmesini ve operasyon planlarını alt üst etmesini engellemek adına anında saldırıya geçti. Ne olup bittiğini anlamak adına biraz geriye bakmak gerek. Fransa, 20 yıl önce Tuareglere silah veriyordu. Kuzeydeki Azavad hareketini destekliyordu ve en etkili adamlarını hâlâ Fransa'da yaşatıyor. Bu gruplar resmen Mali'nin bölünmesini istiyordu ve bunları destekliyordu. Fransa aslında Sahra bölgesine hakim olmak istiyor. Fransa bölgede güvenlik sağlanamadığı için o kaynakları çıkartamıyor. Bunun için de güvenlik sıkıntısı ve kuzeydeki grupları suçluyor. Ancak bu grupların Mali'nin kendisinden çıkan, ülkenin içinden tepkilerle oluşan gruplar değil, bunlar taşıma gruplardır. Mesela İslami Mağrip el Kaide grubunun Mali ile alakası yok. Bu grup Mali'ye getirildi. Bölgede; uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığı var deniyor. Bunların da İslami Mağrip el Kaidesi tarafından yapıldığı söyleniyor. Bunu destekleyen Ensaruddin Hareketi, MUJAO. Bu gruplar üzerinden bölge adeta ateş topuna çevrilip, güvenlik sıfır deniyor. YEMEDİĞİMİ YEDİRMEM Fransa grupları bahane ederek güvenlik sağlama gibi bir söylem geliştiriyor. Fransa bu kaynaklara şimdilik ulaşamıyor, ancak bölgeyle ilgilenen diğer ülkelere yedirmemek için de ipotek koymak istiyor. Şimdi bölge ile ilgili uzun süredir "İslam eserleri talan ediliyor, camiler, mezarlar yıkılıyor" gibi bazı yayınlar var. Ancak bizim yaptığımız araştırmalarda 333 yer olarak bölgede isim yapan insanların mezarlarından çok azının tahrip edildiğini öğrendik. Bu da tasvip edilmeyecek bir durum. Bunu Vehhabi akımından etkilenen radikal grupların hareketi. Ama burada dikkat çekilmesi gereken nokta şu. Bu haberler batı medyası tarafından servis ediliyor. Canlılara değer vermeyen oradaki insanların hayatını hiçe sayan batı, mezar taşlarının peşine düşmüş. Bu manidar değil mi? Aynı durum Libya'nın işgali sırasında yapıldı. 17 Şubat 1996 yılında Kaddafi, Bingazi'de bir hapishane bastı. 2000 civarındaki mahkumu İslamcı yaftası ile öldürdü. Batı, bu olaylara sesini çıkarmadı. 17 Şubat 2011'de bu olayın yıl dönümünde toplanan kalabalığa Kaddafi müdahale etti ve 15 kişi öldü. Dünya ayağa kalktı, Kaddafi'nin tepesine bindi. Akıllara 2000 kişi can taşımıyor muydu? Sorusu geliyor. Menfaat samimiyetin önüne geçiyor. Bu da doğru değil. Bir de şunu gözden kaçırmamak gerekir. Tuaregler, Afrika genelinde yaklaşık 7-9 milyonluk nüfusa sahip. Operasyonun dozu kaçarsa bölge ülkelerine yayılması kaçınılmaz olur. Cezayir'deki olaylar bunun ilk işareti. Tuaregler, sadece Osmanlı'ya bağlanmıştı Mali'nin kuzeyinde yaşayan ve sayıları 500 bini bulan Tuaregler, ülkenin nüfusunun coğrafi olarak yüzölçümünün üçte ikisini, nüfus olarak ise yirmide birini oluşturuyor. Tuaregler, tarih boyunca hiçbir devlete doğrudan bağlanmamış. Sadece Osmanlı'ya gönüllü olarak bağlanmışlar. Bu durumda Tuareglerin ilk defa tarihte bir devlete gönüllü olarak bağlanması olarak bilinir. Tuaregler, işgal sürecinde Fransızlara karşı en büyük direnişi yapan topluluktur. Fransızların en büyük ideali ise Büyük Sahra bölgesindeki Tuareglere boyun eğdirmektir. Ve bunlar üzerinden bölgeye rahatça nüfuz edebilmektir. Tuareglerin tamamı Müslümandır. Fransızlar, daha sonra Tuaregleri sömürgeleştirdikleri Moritanya, Mali, Nijer, Çad, Burkina Faso ve İngiliz sömürgesi olan Nijerya'ya dağıtarak, böldü. Fransa bunu yaparak, Tuaregleri azınlık durumuna düşürdü. Yüksek İslam Konseyi Başkanı Mahmoud Dicko: Mali’yeTürk askerinin gelmesini istiyoruz Mali'de çatışan taraflar arasında barış görüşmelerini yürüten Yüksek İslam Konseyi Başkanı Mahmoud Dicko, durumun normalleşmesi için Türk askerinin Mali'de aktif rol almasını desteklediklerini açıkladı. Dicko, "Şayet Türkiye bölgeye asker göndermek isterse biz bunu bütün yüreğimizle destekleriz. Gereken her türlü ortamı da hazırlarız" diye konuştu. Türk askerinin Müslüman olması hasebiyle bölgedeki gruplar arasında etkin rol alacağını kaydeden Dicko, "Tuargler geçmiş dönemlerde kendi istekleri ile Osmanlı'ya bağlanan bir ırk. Dolayısıyla tarihten gelen bir bağ ve Türklere karşı bir güven var. Bölgeye gönderilmesi planlanan uluslararası gücün içinde Türk askerinin olması çok anlamlı olur" diye konuştu. HER TÜRLÜ DESTEK VAR Fransa ürettiği düşmanla savaşıyor! Mali'deki gruplar çok karmaşık bir yapı içeriyor. Mali'de Azavad Milli Kurtuluş Hareketi (MNLA), Ensaruddin, İslami Mağrip el-Kaidesi, Batı Afrika Cihad ve Tevhid Hareketi (MUJAO) isimli dört grup var. Azavad hareketinin lideri Muhammed Ag Necm, Kaddafi'nin bir komutanıydı. Batı medyası, Kaddafi devrileceği sırada Fransa'nın bu kişi ile irtibata geçerek, "Kaddafi'nin işini bitireceğiz. Sen Mali'nin kuzeyine git" dediğini yazdı. Ag Necm de üç bin askeri ile Mali'nin kuzeyine geçti. Azavad, Kuzey'in müstakil bir devlet olmasını istiyor. Batı kaynaklı olduğu öne sürülen Ensaruddin grubunun kurucusu İyad Ag Gali, Azavad içerisindeki milislerden biriydi. Turistik veya farklı bir amaçla Mali'nin kuzeyine gidip kaçırılan Avrupalılar, Ag Gali'nin aracılığı ile fidye verilerek serbest bırakılıyordu. Avrupalılar, Ag Gali'ye hediyeler veriyordu. Ve 2006 ‘daki barış görüşmelerinde İyad, Mali devleti ile bizzat anlaştığı için Azavad hareketinden dışlandı. Cidde'ye Konsolos olduSelefi hareketlerle irtibatı nedeniyle Arabistan İyad'ı istenmeyen adam ilan eti. Pakistan'a gidip Mali'ye geri döndü. Batı Afrika Cihad ve Tevhid Hareketi (MUJAO), Moritanya, Senegal, Fildişi Sahilleri, Burkina Faso, Nijer ve Nijerya gibi Batı Afrika ülkelerindeki cihad hareketidir. Şeriatı bölgeye yaymak istiyor. Bir de İslami Mağrip el-Kaidesi var.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104001
    % -1.26
  • 3.5061
    % 0.96
  • 4.1839
    % 0.36
  • 4.7509
    % 0.47
  • 145.618
    % -0.67
 
 
 
 
 
KAPAT