BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nâzım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-

Nâzım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-

Şimdi bir de "Nâzım Hikmet'e saygı" toplantıları yapılıyor. Ben Nâzım Hikmet'e hiçbir saygı duymuyorum.



Şimdi bir de "Nâzım Hikmet'e saygı" toplantıları yapılıyor. Ben Nâzım Hikmet'e hiçbir saygı duymuyorum. Hemen belirteyim ki, Onun bütün şiirlerini hem de birkaç defa dikkatle okudum. KAN KONUŞMAZ ve YAŞAMAK GÜZEL ŞEY KARDEŞİM isimli romanlarını Bulgaristan'dan getirttim. Sonra Nâzım'la ilgili kitapları da gözden geçirdim, Sonunda gördüm ki içimde, Nâzım Hikmet'e karşı zerre kadar bir sevgi ve saygı yok çünkü; evvela Nâzım Hikmet çok kötü bir insan, sonra çok kötü bir vatandaş, sonra çok kötü bir koca ve sonra çok kötü bir babadır da ondan. Aşağıda belirteceğim hususlar, size çok tabii gelebilir, ama dikkatinize sunacağım davranışlar benim insanlık anlayışıma, devlet saygıma evlat ve eş anlayışıma katiyyen uymayan hareketlerdir. Nâzım Hikmet niçin çok kötü bir insandır? Nâzım, 1937 yılında, CHP iktidarı döneminde, açılan iki dâvâ yüzünden toplam 35 yıla mahkûm oldu. 1950 yılına kadar hapiste yattı. O yıllarda, VATAN gazetesi sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman Nâzım'a kol kanat gerdi. Af edilmesi için yazılar yazdı. Demokrat Parti 1950 yılında iktidar olunca Ahmet Emin Yalman, Nâzım için ayrıca bir imza kampanyası açtı. Fikir sanat, siyaset dünyamızdan 100'e yakın imza topladı. Sonra o imzaları ileri sürerek Başbakan Adnan Menderes'ten Nâzım'ın affını istedi. Böylece 1950 yılında çıkarılan aftan Nazım da istifade etti ama o af dolayısiyle, Yalman da, Menderes de büyük hücumlara uğradılar. Sonra ne oldu? Cezaevinden çıkan Nâzım hem Ahmet Emin, hem de Menderes aleyhinde çok ağır, çok rezil şiirler yazdı. Onları vatan hainliğiyle suçladı. Esasında ne Menderes ne de Ahmet Emin Yalman vatan hainiydi. Zerre kadar vefa duygusuna sahip olan bir insan, en zor günlerinde kendisine kol kanat geren kimseleri en ahlâksız iddialarla yerden yere vurur mu? Vuramaz! Vurmamalı! Rusya bizim vatanımızın, tarihimizin, dilimizin, dinimizin en büyük düşmanlarından biridir. Stalin, tam bir insan kasabıdır. Yüz binlerce Kırım ve Ahıska Türkü'nü bir gece içinde, evlerinden alıp uzak diyarlara süren Stalin'dir. Türkistan'dan ve Azerbaycan'dan binlerce soydaşımızı toprağa gömdüren odur. Ama Nâzım Hikmet, Rusya'ya kaçtığı gün, Moskova Havaalanında: "Stalin gözlerimin ışığıdır. Beni Stalin yarattı! Ben Sovyetler Birliğinin çocuğuyum. O kadar mutluyum ki..." diye beyanat verdi. Kore'de çarpışan Mehmetçiklerimize "Teslim ol Ahmet!.." diye seslendiği için ve Bulgaristan'da, Kırcaali Türklerinden bizzat dinledim, onlara; "Türkiye'ye gitmeyin! Karılarınızı, kızlarınızı orada Amerikalı askerlere peşkeş çekecekler" yalanlarını savurduğu için onu sevmiyorum, ona saygı duymuyorum. N. Hikmet çok kötü bir baba idi. Oğlu Memed için yazdığı şiirler, benim de yüreğimi kavurmuştu. Fakat Memed anasıyla birlikte kaçıp Varşova'ya gidince Nazım Hikmet katiyyen sahip çıkmadı. Çünkü çok kötü bir baba idi. Nazım Hikmet, kötünün kötüsü bir koca idi. Dayısının kızı, Memed'in anası Münevver Hanımı Varşova'da nasıl yüzüstü bıraktığını iyi anlamak için Zekeriya Sertel'in Nâzım Hikmet'in Son Yılları isimli kitabını okumak lâzım. Ona niçin saygı duymalıyız ve onu niçin sevmeliyiz?..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT