BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ebû Şu’be bin Yahyâ

Ebû Şu’be bin Yahyâ

Buyurdu ki: “Peygamberler ve velîler, İslâmiyeti yaymak için çalışmışlardır. Hepsi şehîdlik derecesine kavuşmuşlardır.”



Ebû Şu’be bin Yahyâ hazretleri, fıkıh âlimlerinin meşhûrlarındandır. Doğum târihi bilinmeyen bu mübarek zat 676 (m. 1277) senesinde vefât etti. Buyurdu ki: İslâm âlimlerinin hepsi diyor ki: Ölmek, yok olmak değildir. Bir evden bir eve göç etmek demektir. Peygamberler ve velîler de, İslâmiyeti yaymak için çalışmışlardır. Hepsi şehîdlik derecesine kavuşmuşlardır. Şehîdlerin diri oldukları, Kur’ân-ı kerîmde açıkça bildirilmektedir. Böyle olunca, onlardan tesebbüb, teşeffu’ ve tevessül etmek şaşılacak bir şey midir? Tesebbüb demek, onları sebep yapmak, yani Allahü teâlâ katında yardım etmelerini dilemektir. Tevessül demek, bizim için duâ etmelerini dilemektir. Çünkü onlar, Allahü teâlânın dünyâda da, âhırette de sevgili kullarıdır. Onların istediklerine kavuşacaklarını, her dilediklerinin verileceğini, Kur’ân-ı kerîm bildirmektedir. Evliyânın ve peygamberlerin mezârlarına gidip, onların vâsıtası ile, onları sebep kılarak, Allahü teâlâdan bir şey istemenin ve kıyâmet günü bize şefaat etmeleri için, kendilerine yalvarmanın caiz olduğu, hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir ve İslâm âlimleri söz birliği ile haber vermişlerdir. İnsanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâmın hadîs-i şerîflerine ve O’nun yolunda giden seçilmişlerin, sevilmişlerin kitaplarına inanmak ni’metini bize ihsân eden Allahü teâlâya, hamd ve şükürler olsun!.. Peygamberlerin ve evliyânın vâsıtası ile, yani onları sebep yaparak, vesîle ederek, Allahü teâlânın yaratmasını istemek caiz olduğunu gösteren âyet-i kerîmelerden bazılarını bildirelim: Mâide sûresinin 38. âyetinde meâlen; “Ey îmân edenler! Allahü teâlâdan korkunuz! O’na yaklaşmak için vesîle arayınız” buyuruldu. İsrâ sûresinin 57. âyetinde meâlen; “Ol kimseler ki, duâ ve ibâdet ederler. Rablerine yaklaşmak için, vesîle ve sebep ararlar. Sebeplerin Allahü teâlâya en çok yaklaştıranını isterler” buyuruldu. Bu âyet-i kerîmelerde Allahü teâlâ, sebebe, vesileye yapışmayı emretmektedir. Vesîlenin belli bir şey olduğu bildirilmedi. Bunun için, Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan her şey hep vesiledir. Ehl-i sünnet, âlimleri ise, peygamberlerin ve onlara tâbi olanların gittikleri yol, yani îmân, ibâdet ve ihlâs vesîle olduğu gibi, o büyüklerin şefaatleri, makamları, kerâmetleri, duâları ve kendileri de vesiledir dedi. Kendileri vesîle olamaz diyenler Kur’ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere ve peygamberlere ve evliyâya iftira ediyorlar...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT