BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hormona savaş açtık

Hormona savaş açtık

İstanbul Aydın Üniversitesi, gıdadaki hormon ve GDO ile mücadele ediyor. 22 bin öğrencisi ve 140'a yakın programıyla dikkat çeken üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın, "Halkımızı hormon ve GDO'dan korumak için kendi laboratuvarlarımızı kurduk" diyor.



Sunuş Öğrencilerim çocuklarım gibi İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın sayfamızın sahibi bugün. Sahibi diyorum çünkü incelik göstererek ev sahibi olarak bizi evinde ağırladı. Dolayısıyla konuk biz olduk... Resimler, kıyafet, röportaj, aile ve Türk misafirperverliği içeren bir buluşma oldu. Aydın, 50 yılda alınabilecek yolu 10 yılda çok çalışarak aldığını, başarının formülünün çalışmak olduğunu belirtiyor. Hatta belirtmenin yanında röportajı yaptığımız süre boyunca gerek sohbete gerekse de fotoğraf ve ağırlamaya gösterdiği titizlik, bu başarının bir göstergesi gibiydi. Mustafa Aydın'ın öğrenci değil çocuklarım demesi, personel değil çalışma, yol arkadaşlarım şeklindeki hitabı ayrıca enerjisi, hâkimiyeti dikkatimi çeken bir başka unsur oldu. Bir atasözüyle sunuşumuzu sohbetimize bağlayalım... İşleyen demir pas tutmaz. İyi pazarlar... G.K.Z. Mustafa Aydın ile İstanbul Florya’daki evinde, liseye giden kızı Fatmanur’un da zaman zaman dahil olduğu keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Yarıyıl tatiline girdiğimiz şu günlerde ülkemizdeki güzide bir bilim yuvasının başarısının arkasındaki mimarın 'özelini' araladık. İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın, eğitimden sağlıklı beslenmeye, ailesinden YÖK'e kadar birçok konuda samimi görüşlerini bizimle paylaştı... > Üniversiteniz birçok açıdan çok gelişti, büyüdü ve değişti. Bunda gerçekleştirmiş olduğunuz faaliyetlerinizin katkısı büyük, İstanbul Aydın Üniversitesi'ni sizden dinleyelim... Üniversitemiz, Türkiye'nin en büyük vakıf üniversitesi konumundadır. 22 bin öğrencisi ve 1500 civarında akademik, idari personeli bulunmaktadır. 140'a yakın birbirinden tamamen farklı programlarda eğitim verilmektedir. 110 kişiden oluşan bir aile konseyi kurduk. Öğrencilerimizin her meslek grubundan aileleri bu konseyde görev almaktadır. Üniversitemizin diplomaları, bütün Avrupa tarafından tanınmıştır. En çok iddialı olduğumu alanımız teknoloji alt yapımızdır. Üniversitemiz bugün Türkiye'de çok az üniversitenin sahip olduğu teknik alt yapıya ve laboratuar kompleksine sahiptir. Dünyada siz ürettiğiniz patent kadar, uluslararası platformda ortaya koyduğunuz, bilimsel özellikler ve fen teknoloji alanındaki farkındalıklarınızla ancak bir yerlere varabiliyorsunuz. Çünkü bugün artık dünyadaki yaşam kalitesi, siyasi, ekonomik, kültürel, her türlü atılımların temelini teknolojilerin üretmiş olduğu olduğu farkındalıklar damgasını vurmaktadır. Elbette ki çok iyi filozoflar, tarihçiler, edebiyatçılar çıkartabilirsiniz. Bunlar yaşamın olmazsa olmazlarıdır. Bunların aksini söylemek asla mümkün değildir. Ama karın doyuran, insanların hayat kalitesini yükselten, teknoloji ve teknolojiye bağlı olan fen bilimleri alanında, gıda alanında ve tıp alanında çok ciddi atılımlar yaptık. > 21. Yüzyılda gıda ön plana çıkarken gıda hijyeni, güvenliği, doğallığı ve hormon miktarının tespiti gibi konularda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? Gıdayla ilgili bu saydıklarınız ve daha birçok konudaki endişelerimize el attık. Bu amaçla kendi laboratuvarlarımızı kurduk. Neden bu konulara el attık? Bu çok önemli. Buranın altını çizmek istiyorum. Emperyalist güçler yani dünyanın dümeninde oturan güçler, insanoğlunun vazgeçilmez ihtiyaçlarına saldırarak kendi egemenliği altına almaya çalışıyorlar ve aynı zamanda halkı sömürüyorlar. Sömürürken de insan sağlığına tamamen zıt olan kimyasalları kaldırdıklarının yerine koyarak insanlara sunuyorlar. Bugün soframızda bulunan her yiyeceğin içeriğinden şüpheleniyoruz. Ne kadar hormon barındırdığını, genleriyle ne kadar oynandığını bilemiyoruz. İşte tam bu noktada İstanbul Aydın Üniversitesi, gıdayı kendine hedef aldı ve yatırımların büyük bir bölümünü buraya yaptı. Şu anda Türkiye'nin en büyük gıda laboratuarına sahibiz. Aynı zamanda bu alanda çok önemli eğitim ve akademik kadrosuna sahibiz. > Bütün bu çabalarınızın ışığında kendi beslenmenize, yediğinize içtiğinize nasıl dikkat ediyorsunuz? Biz hem evde hem de işyerinde kendimizi arkadaşlarımıza teslim ediyoruz. Arkadaşlarımın da bu konuda çok hassas davrandıklarını biliyorum. Çok dikkatli beslenmeye özen gösteriyorum, abur cubur yemezken zeytinyağlı yemekleri tercih ediyorum. > Diş hekimliği alanında da çok önemli atılımlarınız bulunmaktadır. Bunlardan da bize kısaca bilgi verebilir misiniz? Bu alandaki yatırımlarımızın temel hedefinde bir sorumluluk anlayışı vardır. İnsanların sahip olduğu, vücudunun bir organı olan ağzı ve dişlerinden kaynaklanan binlerce hastalık ölümlere sebebiyet verebilmektedir. Daha da önemlisi ağız, diş sağlığı ve bakımı bir insanlık görevidir. Kendinizden önce karşınızdaki insana, birlikte yaşadığınız insana sizin sahip olduğunuz bir sorumluluğunuzdur. Her gün 80 bin öğrenciye ağız ve diş sağlığı konusunda seminerler, dersler veriyoruz. Bugün Türkiye'nin en büyük Diş Hekimliği Fakültesini oluşturuyoruz. Aynı zamanda Sosyal Sigortalar Kurumu'yla anlaşmalı olarak her gün 400 civarında hastaya bakıyoruz. Özellikle engelli arkadaşlarımız için ağız ve diş sağlığı bakımından çok önemli bir merkez oluşturduk. Çünkü biliyorsunuz engelli vatandaşlarımızın ağız ve diş sağlığına müdahale etmek biraz zordur. > Üniversitedeki öğretim üyeleri sizce ne gibi nitelikler taşımalılar? Öğretim üyeleri bir filmin başrolündeki oyuncudur. Onun senaristi, yardımcı oyuncuları, figüranları vardır. Derslere girmeden önce bir başrol oyuncusunun filme hazırlandığı gibi hazırlanması gerekir. 45 dakikalık dersi için yaklaşık 2 saat ön hazırlık yapması ve bilimsel teknolojileri kullanması gerekir. Öğrencilerini baskı altında tutan, soru sormalarına izin vermeyen değil; onların fikirlerini açığa çıkaracak, daha çok soru sormalarına imkân sağlayacak bir hocamızın olması gerekir. ÜNİVERSİTELER HANTAL YAPIDAN KURTARILMALI YÖK müdahale eden değil, denetleyen olmalı 'Her şeyi bana soracaksın' mantığıyla değil, üniversitelerin kriterlere uyup uymadığını kontrol eden bir YÖK istiyoruz > YÖK'le ilgili yapılan kanun değişiklikleriyle ilgili neler düşünüyorsunuz? Türkiye Yükseköğretim Kurulu (YÖK), kriterlerini belirleyen, denetleyen ve müdahale eden değil, koordine eden, yol gösteren bir yapı içersinde olmasını ümit ediyoruz. YÖK 'her şeyi bana soracaksın' mantığıyla değil, kriterlere uyup uymadığını kontrol eden, uyulmadığı zamanda müdahale eden bir kurum olmalıdır. Muhakkak bir denetim mekanizmasının olması ve bunu bağımsız kurumlar tarafından yapılması gerekir. Üniversiteler kendi kaynaklarını kendileri oluşturmalı. Her şeyi devletten beklememelidirler. 18 yaşında üniversiteye girip 60 yaşına kadar orada kalma statüsünden üniversiteleri kurtarmamız gerekir. Öğretim üyelerinin performansları yeterli değil ise müdahalede bulunmak lazım. Ben üniversiteme aldığım öğretim üyelerine performans ölçümü yaptırıyorum. Rektörlerin akademik kariyerlerinin olması zorunlu kılınmamalı. Rektör idari ve yönetim mekanizmasıdır. Her üniversiteyi rektörün üzerinde bir kurul yönetmeli. Yıllarca üniversitelerin oluşturmuş oldukları dokunulmazlık zırhlarını yıkmak gerekir. GÜNLÜK HAYATI Öğrencilerle fitness yaparım > Bu kadar yoğun bir tempoya nasıl dayanıyorsunuz? Ben gece saat 03.00'te kalkarım. 25 yıldır her gece 03.00'te kalkarım. 03.00'ten 05.00' e kadar bir günlük programımı organize ederim. CNN International ve El Cezire'yi izlerim. Bunları izlerken maillerime ve günlük raporlarıma bakarım. Twitter'ı takip eder, çalışma arkadaşlarımın görev dağılımını yaparım. 05.00'te tekrar yatarım. 06.00'da kalkarım. 07.15 gibi evden çıkarım. Florya'da bahçe ofisime giderim. 12.00'ye kadar orada bulunur, çalışırım. İki günde bir okuldaki fitness salonunda öğrencilerimle birlikte spor yaparım. Akşama doğru muhakkak bir sivil toplum kuruluşuyla toplantımız vardır. 22.30'da çıkar evime doğru yola koyulurum. 23.30 da yatarım. Normalde gündüzleri bir saat uyurum fakat şu bir ay çok yoğun olduğumuz için uyuma alışkanlığım rafa kalktı diyebiliriz. Tatil... O neydi unuttuk o tabiri! > Hafta sonu ve tatil günlerinin bir ayrıcalığı var mı sizde? Biz haftanın 7 günü de çalışırız. Sadece dini bayramların ilk ve bazen ikinci günü çalışmam, mezarları ziyarete giderim. Aslında her ay Trabzon'a gider mezarları ziyaret ederim. Pazar sabahları ailemle kahvaltı yaparım. Bunu bir gelenek haline getirmiş durumdayız. Hafta sonları sivil kıyafetlerle çalışırım. Pazar günleri özel kalemim gelir onunla çalışırız. Onun dışında "tatili" de soruyorsanız, o neydi, unuttuk o tabiri çoktan (gülerek). Çocuklarıma hiç müdahale etmedim > Binlerce öğrencisi, çocuğu olan bir yönetici olarak kendi çocuklarınızla ilişkileriniz nasıl, aldıkları kararlara karışır mısınız? Hepsi benim çocuğum, hepsinin geleceği ile ilgiliyim. Kendi çocuklarıma gelince, kızım Kimya Mühendisi. 3 tane oğlu var şu anda onları büyütüyor. Oğlum benimle beraber aktif olarak iş hayatında, küçük kızım ise ortaöğretimde eğitimine devam ediyor. Ben onlara hiç müdahale etmedim ama yol gösteririm. Çok müdahaleci bir baba değilim, fikrimi düşüncelerimi onlarla paylaşırım. 6 MİLYON TİRYAKİ AZALDI Sigarayı kanunla değil, bilinçlenme sayesinde yendik! > Birçok sivil toplum kuruluşunda görevler alıyorsunuz aktif yönetici olarak. Sigarayla Savaşanlar Derneği’, toplum bilincini arttırmada etkili oldu mu? Türkiye Sigarayla Savaş Derneği'ni 1997'de kurduk. 19 Temmuz 2009'da sigara içen sayısı 27 milyon iken şu anda 21 milyona düştü. Kamuoyunda müthiş bir bilinçlenme yayılmaktadır. Biz Meclis'te de kanun çıkarttırdık ama uygulanmadı. Kanun çıkarmak yetmedi. Zamanla toplumda zararlı bilinci oluştu ve uygulamada başarıya ulaşıldı. Halkın bilinçlenmesi gerekir. Türkiye Franchise Derneği'nin başkanlığını da yapıyorum. Nedir bu? Türkiye'nin markalaşması demektir. Bugün dünyadaki prestij markalar arasında Türkiye'nin en fazla 2-3 markasını bulabilirsiniz. Bu Türkiye'nin büyük bir eksiğidir. Örneğin THY dünya markası olma yolunda hızla ilerliyor. Bu isim gibi birçok değerimiz var. Dünyada Türk markalarının da tanınırlığı için dernek olarak çalışıyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT