BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslamofobi'ye karşı Abdülhamid Han tarzı mücadele

İslamofobi'ye karşı Abdülhamid Han tarzı mücadele

Washington, DC'deki NRH hastanesinde uzun aylar kalmıştık. Bir gün bir terapist hanım bize şunu dedi: "Sizin aileyi tanıdıktan sonra şu kanaate vardık, demek ki Müslümanlar arasında da iyi insanlar çıkarmış."



Washington, DC'deki NRH hastanesinde uzun aylar kalmıştık. Bir gün bir terapist hanım bize şunu dedi: "Sizin aileyi tanıdıktan sonra şu kanaate vardık, demek ki Müslümanlar arasında da iyi insanlar çıkarmış." Çünkü 11 Eylül olmuş, bütün dünyaya "Müslüman eşittir terörist" fikri yerleşmişti. İslamofobiyi radikal Hıristiyan ve radikal Yahudilik ile İslam coğrafyasını sömürmeye devam etmek isteyen derin dünya çıkarttı. Dışımızdaki dünya, İslamı da Müslümanı da tanımıyor. Tanıdığı, kendine tanıtıldığı kadardır. O gösterilenin İslamiyetle de Müslümanla da alâkası yok. Kendilerinin İslamı içten yıkmak için çıkarttıkları bozuk akımlar ve o akımlara kapılmış aşırılar. Bu kapılmışlık da boşluktan ileri gelmiştir. Hem çatı devlet, Devleti âli Osman'ı ve hem de ona dayanan Hilafet müessesesini devre dışı bıraktılar. Boşluk doğunca kurgulanmış akımlar ortaya çıktı. Bu çıkışlarla da bir kargaşa doğdu. Hepsi İslam adına hareket ettiğini söylüyordu, hepsi cihad iddiasındaydı ama çoğu bizatihi İslama ve Müslümanlara zarar veriyordu. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti gibi Sünni Maturudi yol üzerindedir. Ne var ki bu gerçek, tescilli olduğu halde laiklik, laikçiliğe dönüştürülerek örtüldü. Bu itibarla İslamofobi denen bu kirli havanın üstümüzden temizlenmesi, dünyanın bu yalandan kurtulması, sömürgecilerin oyunlarının bozulması yine Türkiye'ye düşmekte. Türkiye, bugün de İslam coğrafyasının başıdır. Bu baş olma, liderlik keyfiyeti, siyasi dayanışmadan inanç birliğine, kendini düzgün ifade etmeye ve her türlü bozulma, bozukluk ve iftiraya karşı tedbir almak mükellefiyetini getirmekte. Ne yapmalı? Yapılacak olan II. Sultan Abdülhamid Han'ın yaptığıdır. Silahlı mücadelenin önceki padişahlar zamanında kaldığını gören Sultan Abdülhamid Han, kalemli mücadeleye ağırlık verdi. İlim iffetine sahip büyük âlimlerin eserlerini bol bol bastırarak o devrin ulaşımı zor şartlarına rağmen bütün İslam dünyasında köylere varıncaya dek hediye olarak gönderdi. Hizmet, artık kalemle, kitapla, ekranla, beyaz perdeyle, mikrofonla olur. TİKA ile madde imar edildiği gibi bu yolla da mânâ inşa edilmeli. Bu şerefli vazife bugün de bize düşmektedir. Sultan Abdülhamid Han vazifesini yaptı. Sıra bugünkü devlet ve hükümet adamlarımızda. Müslümanlar arasında çoğunluğun iyi insanlar olduğuna dünyayı inandırmamız gerekmekte. Dünya doğru kaynaklardan hem İslamiyeti ve hem de Müslümanı tanıyabilmeli.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT