BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eller Ay'a biz yaya!

Eller Ay'a biz yaya!

Bir cemiyet düşünün; en az iki asırdır, sürekli travma geçiriyor ve bu durum her geçen zaman daha da artıyor! Uğraştığımız, kavga ettiğimiz ve bir türlü anlaşamadığımız konulara bakınca; topyekûn deli addedilen ve bu yüzden hepsi birden 'meşguliyetle tedavi'ye tabi tutulan bir yapıyla karşı karşıya olunduğunu görürsünüz.



Bir cemiyet düşünün; en az iki asırdır, sürekli travma geçiriyor ve bu durum her geçen zaman daha da artıyor! Uğraştığımız, kavga ettiğimiz ve bir türlü anlaşamadığımız konulara bakınca; topyekûn deli addedilen ve bu yüzden hepsi birden 'meşguliyetle tedavi'ye tabi tutulan bir yapıyla karşı karşıya olunduğunu görürsünüz. Bu topluma hiç mi akil adam veya adamlar gelmedi diye sormayın; zira bu toplum, düşünen adamı (konuşanı değil) akıl hastanesine yollamakla ünlüdür! Bakırköy Akıl Hastanesi'ne gidin; bahçede Rodin'in 'düşünen adam' heykelini görürsünüz. İçeridekiler ise, toplumdaki acayiplikleri, tuhaflıkları yalnızca düşündükleri için o hale gelmişlerdir! Bu tuhaflıkları dillendirenlerin yollandıkları mekânlar ise; sayıları ve büyüklükleri her geçen gün artan hapishanelerdir. Son 50-60 yıla (yani demokrasi dönemine) bir projektör tutulduğunda; göze ilk çarpan şey, yetişmiş-düşünen beyinlerin pırasa misali doğranan perişan halleridir. Yalnızca adının demokrasi olduğu bir rejimle; toplumun hemen her kesimindeki düşünen cins beyinleri, sudan sebeplerle, tımarhanelere veya hapishanelere tıka basa doldurulmuştur. Milletin kahir ekseriyetinin seçip iktidara taşıdığı parti, silah zoruyla alaşağı edilerek; seçilmiş milletvekilleri zindanlara tıkılmış; partinin lideri ve ülkenin Başbakanı olan zat ile iki bakan arkadaşı darağacında sallandırılmıştır. Yetmemiş; tüm bu zevatın bir daha siyaset yapması yasaklanmıştır. Demokrasi geldi diye; kurulup yeşertilmeye çalışılan, her kesimin gençlik kuruluşları amansız takibatlara uğratılıp, lider kadroları senelerce mahkemelerde süründürülüp; gençlikleri hapishanelerde çürütülmüştür. Rejim; kendince bir model belirleyip (tek parti, tekli eğitim, tekelci ekonomi..) tek renk ve ebattaki bu deli gömleğini herkese ve üstelik zorla giydirmeyi iş edinmiştir. Eller Ay'a giderken, bizler yaya kalmakla yetinmemiş; olduğumuz yerde patinaj yapmayı maharet bilmişiz. O toz-duman içinde; asıl suçlu olan sistemi görmezden gelerek birbirimizin gırtlağına çöreklenmişiz! Bakınız; 2013 yılında hâlâ başörtüsü ile uğraşıyoruz. Başın içini bırakırsan; örtüsüyle nesiller boyu uğraşırsın! Entelektüel geçinenimizin kafasına bakın: "Baş örtüsü siyasi bir simgedir. Üstelik her dini cemaatin ayrı bir bağlama sitili vardır; bu yüzden bayan avukatlar mahkemede başörtülü olamazlar; zira savunduğu kişi ile aynı görüşte olduğu anlaşılır! Dolayısıyla bu görüntü mahkemeyi etkiler!" Hani savunduğunuz ve aldığınızı iddia ettiğiniz evrensel hukuk abidenizin gözleri bağlı idi?!!! Şecaat arz ederken sirkatin söyleyen (cesaret ve kahramanlıklarını anlatırken, hırsızlıklarını sıralayan) bu nadanlara ne kadar acınsa azdır! Bu kafayla adaleti, yırtıcı hayvanların inlerine gönderip; cascavlak ortada kaldınız!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT