BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbakanın kalbine mi doğdu?

Başbakanın kalbine mi doğdu?

"Merhamet ehli yiğit bir kardeşi vardı bu annenin. Ne zaman 'imdat' dese yanında yöresinde bitiveriyordu 'ablam' diyerek..."



"Allah'ım, sen merhametlilerin en merhametlisisin, hâlimi görüyorsun" deyip Allah'a sığındı bir mümin olarak... Allah kulunu darda bırakmazdı elbet. Merhamet ehli yiğit bir kardeşi vardı. Ne zaman "imdat" dese yanında bitiveriyordu "ablam" diyerek... O da bu güvenceyle 'şükür' diyordu "bari o başımızda." Lakin aldığı bir haberle sarsılmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı bir düzenlemeyle bu kardeşini başka bir şehre tayin etmişti. Gerçi kardeşi vefalı çocuktu. Ablasını çaresiz koymamak ve hüzne boğmamak için iki yıl boyunca 200 km yolu her gün gidip geldi. Hayat gittikçe sarpa sarıyordu... Kardeşini vasi tayin ettirmek için dava açtı. Elinde % 82 süreğen ağır özürlü raporu vardı. İki yıllık uzun bir süreden sonra nihayet mahkemenin vasi kararı gerçekleşmişti. Umutla kardeşinin yolunu gözlüyor, sevinçli bir haber bekliyordu. Ama bekleyiş boşunaydı. Çünkü Bakanlık, kardeşinin tayin talebine; mahkeme kararına ekli raporda 'başkasının güç ve yardımı olmadan hayatını idame ettiremez' ibaresi bulunmadığı için işlem tesis edemediği cevabını vermişti. Kardeşi, Bakanlığın gerekçesine; ağır özürlülüğün mevzuattaki karşılığını belirterek itiraz etti. Durumu bizzat yetkililere anlattı. Bir süre sonra Bakanlıktan gelen ikinci cevapta ablanın, nüfus kayıt örneği ve son altı ayda alınan sağlık kurulu raporu isteniyordu. Oysa özürlülüğün tespitine ilişkin mevzuat hükümlerine göre, elinde süreğen ağır özürlü raporu olanlara, ikinci bir rapor verilemiyordu. Bu rapora rağmen sağlık kurulu raporu istenilmesi insanları eksik mevzuata mahkûm etmenin ta kendisiydi. Ama yetkililere kim nasıl anlatacaktı? Sussan gönül razı değil söylesen kâr etmiyordu. İnsanlar bir çileye mahkûm mu olacaktı? Bu kadar hodkâmlığın sebebi neydi? Bir kurum kendi personelini niye hor görürdü? Ona niye bu kadar şüpheyle bakardı? Yardıma muhtaç insana karşı nasıl bu kadar katı olunurdu? Hayat da biterdi çile de... Herkes bir gün yaptıklarıyla baş başa kalırdı. Ama iş işten geçmiş olurdu. Devletli olmakla devlet adamı olmak farklı şeydi... Değerli dostlar ne oldu biliyor musunuz? Nice serzeniş dolu hayat hikâyesinden bir örnek olan bu hatıra yazıldığında enteresan bir şey daha oldu. O günün akşamı Başbakanlığın yaptığı bir açıklamayla bazı bakanlıklarda görev değişimi vardı. Başbakanımız öğretmenlerin tayin sıkıntılarına bir çözüm üretilmesini işaret ediyordu... Başbakanımızın kalbine mi doğmuştu? Bu şekilde nice ana, nice abla, nice eşin ahlarını duaya çevirivermişti... Devlet adamlığı da bu değil miydi? Mustafa Pala-Manisa > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT