BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kibir nedir?

Kibir nedir?

Hadîs-i şerîfte buyurdu ki: "Allahü teâlâ, tevâdu' üzere olmayı bana emreyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz."



Sözlüklerde, 1-"Kibir", 2-"Tekebbür", 3-"Mükâbere", 4-"Kibriyâ", 5-"Azamet", 6-"Huyelâ" gibi mânâ itibâriyle birbirlerine yakın bazı ta'bîr[ıstılâh, terim]ler görürüz. Bu terimlerin her birinin ayrı ayrı mânâsı olup kullanılış yerleri de farklıdır. Meselâ 3. maddedeki "Mükâbere": "Hakkı, doğruyu işitince, kabûl etmemek, inâd etmek, kendini büyük görmek" demektir. 6. maddedeki "Huyelâ": "Harpte düşmâna karşı tekebbür etmek (büyüklenmek, üstün görünmek), kibirlenmek" mânâsındadır. 4. maddedeki "Kibriyâ"ya gelince: "Allahü teâlâya mahsûs azamet, büyüklük, üstünlük, yücelik" demektir. Nitekim Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde meâlen buyuruyor ki: "Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsûstur. Bu ikisinde bana ortak olanı, Cehennem'e atarım, hiç acımam." (Berîka) Büyük âlim Muhammed Hâdimî de (rahimehüllah): "Kibriyâ sıfatı Allahü teâlâya mahsûstur. İnsan, nefsini ne kadar aşağılarsa, Allahü teâlânın yanında kıymeti o kadar yükselir. Kendine kıymet verenin, Allahü teâlâ katında kıymeti olmaz" demiştir. İBLÎS SECDE ETMEDİ!.. Bunları bir mukaddime olarak belirttikten sonra, şimdi birazcık 1. maddedeki "KİBİR"in mânâsı üzerinde duralım: "Kibir" hakkında, sözlüklerde "Kendisini başkasından üstün görme" tarîfi mevcûttur. Evliyânın önde gelenlerinden Ali Havvâs (kuddise sirruh) hazretleri bu konuda ne güzel buyurmuştur: "Kibir, gurur ve övünme gibi duygular, insanın içine çuvaldız gibi saplıdırlar. İnsanın kibirlenmesi, kendinde gördüğü fazîletlerden ileri gelir. Ancak, insan evliyâdan bir mübârek zâtı tanıdığı zaman, bütün bu fazîletlerin, kesinlikle ve gerçek olarak Allahü teâlâda bulunduğunu anlar. Kendisinde bulunan her şeyin, Allah tarafından emânet olarak verildiğini görür." Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: "Hâtırla ki, meleklere; 'Âdem'e [hürmet olarak] secde edin' demiştik de bütün melekler secde etmişlerdi. Ancak İblîs secde etmekten yüz çevirip kibirlendi ve kâfirlerden oldu." (Bakara sûresi, 34) Bu konuda, meşhûr velîlerden, fıkıh, tefsîr, hadîs, kırâat, lügat ve nahiv âlimi Takıyyüddîn Sübkî (rahimehüllah) buyurmuştur ki: "Tefekkür ettim, düşündüm; gördüm ki, bütün fesâdın başı kibirdir. Kibir, şeytanın büyüklenip kendini beğenmesi ile işlenen ilk günâh oldu. Kalpte kibir, büyüklenme hâsıl olduğu zaman, kendisini büyük görüp, başkalarını aşağı görür. Kibir, kalbi nasîhat kabûl etmekten ve emre itâat etmekten alıkoyar. Kalpte kendini hor ve hakîr görme hâsıl olunca, İslâm âlimlerine itâat eder ve sözlerini dinler. İslâm âlimlerinin söz ve nasîhatleri ona tesîr eder. Bu vesîle ile Hakk'ı tanır. Nihâyet her hayır ve iyiliğe kavuşur." Yine büyük velîlerden Seyyid Ahmed Rifâî (rahmetullahi aleyh), talebeleri ile sohbet ederken, insanların kendini beğenmesi ile ilgili bir soru sorulduğunda buyurdular ki: "İlminin fazla, amelinin çok olması ile gurûra kapılan kimse, ma'rifet sâhibi değildir. Çünkü şeytân da pek fazla bilgiye sâhipti. Mantık yürütmek sûretiyle, âteşin topraktan daha hayırlı olduğunu iddiâ etti. Hâlbuki meleklere hocalık yapıyordu. Sonunda kendi nefsinin üstün olduğunu söyleyip kibirlendi. Böylece, Allahü teâlânın gadabına uğradı ve la'nete müstehak oldu; ebedî olarak rahmet dergâhından kovuldu. Ey oğlum! Sakın! Çok sakın! İyi ibâdetlerine, yüksek ilmine aldanma. Çünkü Bel'âm-ı Bâûrâ ve Bersisa, en çok ibâdet edenlerden idiler. Fakat sonunda, nefs ve şeytâna uyarak dünyâya bağlandılar. Âhiretlerini ziyân ettiler. Rezîl-rüsvâ oldular." TEKEBBÜR EDENLER... 2. maddedeki "TEKEBBÜR"e gelince: "Kibir sâhibi olma, büyüklenme, kibirlenme, kendini büyük görme ve gösterme" demektir. Sevgili Peygamberimiz, bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: "Allahü teâlâ, tevâdu' üzere olmayı bana emreyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz." (Berîka) Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) de şöyle buyurmuştur: "Tevâdu' (alçak gönüllülük) gösteren azîz olur, yükselir. Tekebbür eden ise zelîl olur." İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed Fârûkî Serhendî: "Tekebbür edene tekebbür sadakadır" buyurmuştur. [Bu söz, hadîs-i şerîf olarak da rivâyet edilmektedir.] İnşâallah yarın da bu mühim konuya devâm edelim.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102804
    % 0.52
  • 3.5371
    % -0.32
  • 4.1716
    % -0.75
  • 4.7491
    % -0.62
  • 148.224
    % -0.9
 
 
 
 
 
KAPAT