BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şekerli bir öykü

Şekerli bir öykü

Merve o küçücük şekeri aldığında bir aile faciasına sebep olacağını bilemezdi. Yeğeni, yani ağabeyinin küçük kızı şekeri eline tutuşturup:



Merve o küçücük şekeri aldığında bir aile faciasına sebep olacağını bilemezdi. Yeğeni, yani ağabeyinin küçük kızı şekeri eline tutuşturup: -Mümtaz abi gönderdi, demişti. Kuruyemişçi Mümtaz, tıpkı Merve gibi Siirtliydi. Çocukluğundan beri Merve'yi seviyordu. Oysa Merve bu adamdan nefret ediyordu. Onun için, yeğeninin getirdiği şekeri yemedi, "Büyü yapmıştır" diye... Korktuğu şekeri, ne olur ne olmaz diye, kız yeğenine de vermedi. O sırada, odasında yeni mezun olduğu lisenin yıllığı ile meşgul olan, arkadaşlarının yıllığa yazdığı notları okuyan kardeşine verdi şekeri... On dokuz yaşındaki kardeş Hadi, nereden geldiğini bilmediği şekeri yemek için açınca içinden küçük bir kâğıt düştü. Eğilip yerden aldığı kâğıt nevrini döndürdü. Çünkü o küçücük pusulada iki adet M harfi (Merve & Mümtaz'ın baş harfleri olmalı) ve "Seni seviyorum" yazıyordu! *** Sinirle salona çıkan Hadi, ablasının boğazına sarıldı. Konuşmasına fırsat vermeden, elindeki küçük kâğıdı burnuna dayayarak, "Bu ne?! Bu ne?!" diye bağıra bağıra ablasını silkelemeye başladı. Abla kendisini kurtarmak için kafasını geriye atınca duvara çarpıp, yere yığıldı. Hadi bir süre ablasına korkuyla baktı. *** Abla beyin sarsıntısı şüphesiyle hastanedeyken, küçük yeğenin olayı anlatması, annenin "Kızım ondan nefret ediyor" kefaleti ve bir arkadaşının şahitliği ile ablanın masum olduğuna karar verildi. Bu defa saldırgan kardeş Hadi vicdan azabının pençesine düşmüştü. *** İki gün ortadan kaybolan, ne eve ne hastaneye giden Hadi'nin, Boğaz'ın Karadeniz'e çıkan son noktasındaki Garipçe köyü civarında denizde boğulduğu haberi geldiğinde, hastaneden eve dönen abla bir kez daha hastaneye kaldırıldı. Ailenin içini parçalayan ise, hem bütün aramalara rağmen Hadi'nin cesedinin bulunamaması, hem de yıllığı için seçip resminin altına koyduğu şiirdi: "Büyük randevu... bilsem nerede, saat kaçta? Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta?"
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT