BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anam, garip anam...

Anam, garip anam...

Paranoya sonsuzluktur: Ağustos'ta yağmur yağabilir şemsiye al, fanila giy içini tutar... Yabancılarla konuşma... Akşam vakti kaçırırlar... Etraf sapık dolu gündüz gözü kaçırırlar... Cık, cık,cık. Yeme o pis pis şeyleri evde mis gibi dolma var.



Kalk hadi, kalk! Saat on!: "Anne saati" Greenvich'den bağımsız olarak çalışır, duruma göre bir ila iki buçuk saat ileridir. Yerel saatin söylenmesi halinde yataktan kalkmayacağınızi bilen anneye, part time çalışan gözlerle itiraz etmek işe yaramaz. Bu teknik sıklıkla kullanılır ve çoğunlukla kanılır. Oradadır ne bileyim?: "Anne X nerede?" sorusuna cevap; "Orada!"dır. Yön duygusuyla felsefeyi harmanlama yeteneğini geliştirme amaçlı bu cevap sizi "Aramaya" yönlendirir... Ararsın, bulamazsın. Tekrar sorar ve tekrar benzer cevap alırsın!.. Olay, annenin gelmesi ve aradığın şeyi Ora'nın iki oda ilerisinde Şura'nın Burası'nda bulmasıyla ve "Bensiz de hiçbir şey yapamazlar!" şeklinde söylenerek mekanı terk etmesiyle son bulur. Paranoya sonsuzluktur: Ağustos'ta yağmur yağabilir şemsiye al, fanila giy içini tutar... Yabancılarla konuşma... Akşam vakti kaçırırlar... Etraf sapık dolu gündüz gözü kaçırırlar... Cık, cık,cık. Yeme o pis pis şeyleri evde mis gibi dolma var... Yoksa diyet mi yapıyorsun?!.. Ne o suratın? Bir şey mi oldu da benden saklıyorsun?.. Soğuk içme ciğerlerine yapışır... Zibidi gibi çıkma dışarı üşütürsün, böbreklerinde kum olur, taş olur, bel fıtığına çevirir oradan da akyuvarlara! Allahım sen sakla yavrumu bana!.. Çelişki bütünün parçasıdır: Herhangi bir şey istediğinde "Yavrum sabaha çıkacak mıyız bakalım?" deyip, kan ter içinde uyandığın kâbusu anlattığında ise hayra ve dahi tez vakitte gelecek bir kısmete yorabilme yeteneği... Bakımlı olma çabası "Baloya mı gidiyorsun?" sorusuyla, tersini ise "Biraz kendine bak, genç demeye bin şahit lazım!" azarıyla karşılanır. "Aynen bana benziyor şekerim!" diyen anne "Kime çekti bu ayol? Benden zerre almamış" da diyebilir. Gerçi hoşa gitmeyen durumlarda babaya, ya da sevilmeyen bir akrabaya benzediğiniz bellidir. Benzemiyor musunuz? Yoksa siz de mi çelişiyorsunuz? Ben babana yalan söylemem: Bazen arada kalmamak bazen de çocuğu engelleme amaçlı anne patentli bir beyaz yalan... Bunlar, biz küçükken iğnesi olan hain teyzeler ve içersek kara olacağımız kahvelerle başladı. Büyüdükçe de devamı geldi; Ben senin arkadaşın olmak istiyorum, bana her şeyi anlatabilirsin... Beş dakkalığına komşuya geçiyorum... Tereyağı mı? Yoo, bu pilav gerçekten zeytinyağlı... Sırf dökülmesin diye yiyorum bu tatlıyı... Aaa, yer elması değil çocuğum o, o patates... Bir daha yemek yapmayacağım, ye de demeyeceğim, aç kalsın herkes...Umurumda değil, ne halin varsa gör... Anne deme bana, annen yok senin... İyiyim ben, siz işinize gücünüze bakın... O da haklı, siz geçinin bana yeter... Sıkılmıyorum, arada bir sesinizi duymak yetiyor bana... Hepsi o kadar beyaz o kadar da tatlı ki... Nerede olursa olsun, her şartta kayıtsız şartsız tereddütsüz ve tükenmeyen anne sevgisi. Biraz deterjan, biraz yemek, biraz hüzün, hesapsız fedakârlık ve bolca huzur kokan sevgi... Kazanılmış değil, verilmiş sevgi! Teşekkürler... Bu sevgiyi yaratana ve sunana... Ninem diyor ki; Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT