BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu vatan kimin?

Bu vatan kimin?

Türkiye’de etnisite, ana dil ve farklı kültürlerin devlet tarafından kabulü ile birlikte kimlik tartışmaları giderek gündemin bir parçası oldu...



Türkiye’de etnisite, ana dil ve farklı kültürlerin devlet tarafından kabulü ile birlikte kimlik tartışmaları giderek gündemin bir parçası oldu... CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler “Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit ve eş değerde gördüremezsiniz.” CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner, “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için varız. Türk, Kürt ikizdir.” BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık “Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edenler, Kafkaslar’dan, Boşnaklardan gelenler, siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz. Oradan gelip, hele dağdan gelip bağcıyı kovma hakkına sahip değilsiniz.” Söz konusu bu sözlerle etnisite tartışmalarını Türk-Kürt ikilemine sıkıştıran CHP ve BDP’nin başlattığı tartışma yakın tarihimizden ne kadar kopuk olduğumuzu bize tekrar hatırlattı... Yakın tarihimizde özellikle Çarlık Rusyası’nın 1859-63 arasında Kırım’ı ve 1864’de Kuzey Kafkasya’yı ele geçirmesi, 93 Harbi (1877-78) sonrası Balkanlar ile Güney Kafkasya’nın kaybedilmesi, Balkan Savaşları (1912-13) sonrasında büyük katliamlar ve Anadolu’ya zorunlu göçler oldu. Türkiye’de sokaktaki adam için bu tarihler bir şey ifade ediyor mu? Sanmıyorum. Türk toplumu Ermeni iddiaları yüzünden “1915” tarihini bilmektedir. Türkiye’nin gündeminde sadece Ermeniler var. Bir kısım Türk aydını “Ermeni Trajedisi” söylemini benimsemiştir. Son 150 yılda Anadolu’ya göçmek zorunda bırakılan ve günümüz Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturanların trajedisi yok mu? Örneğin Kırım Tatarlarının ve Girit Türklerinin trajedisi yok mu? Hıristiyan olmayanların trajedisi olamaz mı? Türkiye neden hep savunmada kalıyor? Türkiye neden tarihinden korkuyor? Aslında, Türkiye geçmişinden korkmamalı. Günümüz Türkiyesi’nin nüfusunun yaklaşık yüzde 55’i Osmanlı Devleti’nin savaş ve katliamlarla küçülmesi sonucunda etnik temizlik, soykırım ve sürgüne uğramış ve bu acılardan kurtulabilmek için son 150 yılda Anadolu’ya yerleşmek zorunda kalan insanların torunlarından oluşuyor. Kuzeybatı Kafkasya’dan Adigeler, Wubıhlar, Karaçay ve Balkarlar, Kosaklar (Rus Kazakları), Abhazlar; Kuzeydoğu Kafkasya’dan Çeçenler, Dağıstanlılar, Osetler; Güney Kafkasya’dan Karabağlılar, Azeriler, Ahıskalılar, Terekeme ve Karapapaklar, Acaralar, Gürcüler; Karadeniz’in kuzeyinden Kırım Tatarları, Ukraynalılar, Beyaz Ruslar, Polonyalılar, Rumenler; Balkanlar’dan Balkan Türkleri, Arnavutlar, Boşnaklar, Pomaklar, Ulahlar, Torbeşler, Makedonlar, Romanlar; İspanya’dan Araplar ve Museviler; Ege’den Girit ve Rodos ve diğer Ege adalarındaki Türk ve Müslümanlar; Kıbrıs’dan Kıbrıs Türkleri; Orta Doğu’dan Türkler, Araplar, Filistinliler ve Kürtler; Kuzey Afrikalılar, Sudanlılar, Etiyopyalılar; Afganistan’dan Özbekler, Kırgızlar ve diğer Afgan halkları, Orta Asya’dan Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar, Kazaklar, Tacikler, Uzak Doğu’dan Uygurlar topraklarında etnik temizlik, soykırım ve sürgüne uğradığı için son 150 yılda Türkiye’ye gelmişlerdir. Bu zorunlu göçler, modern Türkiye’nin nüfusunu, ekonomisini, tarihî ve kültürel yapısını şekillendirmiştir. Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya, Türkiye’nin yakın akraba coğrafyalarıdır. Bu bölgeler nezle olursa Türkiye’nin burnu akar. Anadolu yoğun olarak 150 yıldır göç almasına rağmen binlerce yıldır Türk üst kimliği altında göçmenlerin, sürgüne ve haksızlığa uğrayanların vatan edindiği, huzur bulduğu topraklardır. Türkiye, etnisiteye çok boyutlu ve çok yönlü kapsayıcı bakışını unutup Türk-Kürt ikilemi içinde kendini sıkıştırmamalıdır. Atalarımıza hürmeten Türkiye’nin kalbi olan TBMM’ye bir anıt dikmeliyiz. Kafkasya’dan, Kırım’dan, Balkanlar’dan, Kıbrıs’tan, Girit’ten, Rodos’tan, Orta Doğu’dan, Orta Asya’dan, Afganistan’dan ve diğer coğrafyalardan gelip Anadolu’yu vatan yapan atalarımızı anmalıyız. Atalarımıza saygı anıtının kaidesine de şu sözleri yazmalıyız: “Bu vatan hepimizin...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT