BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlkokul öğretmenim ‘vatan haininin torunusun’ dedi!

İlkokul öğretmenim ‘vatan haininin torunusun’ dedi!

Kayıhan Osmanoğlu, "Bize yıllarca okullarda tarihimizi yanlış anlattılar" diyor.



Sunuş Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, Osmanlı ailesinin sürgünden sonra Türkiye'de doğan ilk torunu, şehzadesi... Şehzade ile son dönem gündemde olan aileyi, sürgünü, dönüş yolculuğunu, Türkiye'de yaşayışlarını ve gelecek hedeflerini konuşmak üzere birkaç defa buluştuk. İlk durağımız Sultan Abdülhamid Han'ın türbesi oldu. Aynı türbede Sultan Abdülhamid Han'ın yanında Sultan Abdülaziz ve 2. Mahmud'un mezarları var. Üstleri Kâbe örtüsüyle örtülü ve kendi fesleri mezarlarının başında. Hemen çıkışta yakın zamanda kaybettiğimiz Ertuğrul Osman-oğlu'nun da mezarı var. Ayrıca türbe içinde aile, eşler ve aile bireyleri de bulunuyor. Duamızı okurken etkilenmemek mümkün değil. Sonraki durağımız 'Sultan'ın kendi kurduğu ve kullandığı eşyaların özenle muhafaza edildiği Darülaceze... Ve son olarak Baba Harun Osmanoğlu'nun da olduğu, aile bireylerinin de sürekli geldiği ticarethane... Röportajımızı burada gerçekleştiriyoruz. Aklıma gelen her şeyi sordum. Neden gittiler, nasıl döndüler, ne yer, ne içerler, devam eden aile gelenekleri var mı, hayatlarını nasıl sürdürüyorlar, gelecek için ne düşünüyorlar?.. Sohbetimize baba Harun Osmanoğlu da katıldı. Arapça başlayan sohbet Türkçe'ye döndü ve ayrılırken 'baba' diyerek ayrıldım tekrar ziyaret etme sözü alarak... Aklımda kalan en önemli şey ne derseniz; 'asalet, samimiyet böyle bir şey işte' diyebilirim. Kendilerine sayfamıza ve bugünkü hayatımızın bu dilimine konuk oldukları için teşekkür ederim. Sevgiyle, asaletle kalın... İyi pazarlar... G.K.Z. Harun Osmanoğlu ve Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ile Merter’deki iş yerlerinde sohbet etme imkânı bulduk. Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ile aileyi, sürgünü, hedeflerini, danışmanlığını yaptığı Sultan Abdülhamid Han'ın hayatını anlatan sinema filmini ve daha merak edilen birçok konuyu konuştuk. Osmanoğlu İmparatorluğu'nun Sultanı Abdülhamid Han'ın sürgünden sonra Türkiye'de doğan ilk torunu ve şehzadesisiniz. Sizi tanıyarak başlayalım sohbetimize... 1979 İstanbul-Fatih doğumluyum. Sürgünden sonra doğan ilk şehzadeyim. Şu anda tekstil ve dış ticaretle uğraşıyoruz, ayrı bir şirketimiz var. Onun dışında eskitilmiş Kılıç Tiyatrosu'nun ve yakın zamanda gerçekleştirmiş olacağımız Sultan Abdülhamid Han'ın hayatını anlatan sinema filminin proje danışmanıyım. Ailemizin yüzde altmışı burada ve Türkiye'nin farklı yerlerinde bulunmaktadır. Bizlere yıllarca okulda tarihimizi yanlış anlattılar. Hatta ilkokuldaki bir öğretmenim bana 'vatan haininin torunu' demişti. Bu olay Türkiye'de bir ilkokulda gerçekleşti ve o gün bugündür benim tarihim sıfır geldi. Çünkü onların yanlış yazdıklarını düzeltip doğrusunu yazıyordum. Geri kalan derslerim iyiydi. Beşiktaş'ta Nihat Kahveci ile birlikte futbol oynadım. 23 yaşıma kadar kimse benim Osman olduğumu bilmedi. Sakladım kendimi ve ayrıca Türkiye gazetesinde 10 yıl gazetecilik de yaptım. 3 sene de TGRT'de çalıştım. > Son yıllardaki tarihi anlatan dizi ve filmler hakkında neler düşünüyorsunuz? Televizyonda yayınlanan Muhteşem Yüzyıl gibi diziler hem bizi hem de aziz milletimizi derinden üzmüştür. Çünkü tarihimiz sürekli yanlış anlatılmıştır. Dizideki kıyafetler bile İspanyol kraliyet ailesinin giymiş olduğu kıyafetlerdir. Tabi son zamanlarda kıyafetleri biraz daha düzeltip, kapalı hale getirdiler. Bizim halkımız kendi tarihimizi sürekli yanlış anlatırken, yabancı insanlar bile emin olun ki bizim tarihimizi bizden daha iyi bilmektedirler. > Fetih 1453 için neler söyleyeceksiniz? Fetih 1453 filmi için 'Bu tarz yapılan ilk film' dediler. Fakat 1952 ve ya 1953 yıllarında İstanbul'un fethi ile ilgili bir film çekilmişti. Bizden yaşça büyük olan insanlar eminim ki bu filmi çok rahat hatırlıyordur. Bizler yavaş yavaş bu hataların üzerine gitmeyi ve bilinen yanlışları değiştirmeyi istiyoruz. Bunun doğrultusunda da yeni bir film çekmeyi düşünüyoruz. > Peki, Başbakan'ın müdahalesini haklı buluyor musunuz? Evet, haklı buluyorum. Dizi ilk çıktığı günden beri ben ve ailem eleştirilerde bulunuyoruz. Başbakanımız da haklı tepkisini gösterdi. Fakat bazı sanatçılarımız var ki gündemde yer almak istediklerinden dolayı, "Biz Osmanlı'ya nasıl laf atarız, nasıl saldırırız?" gibi çirkin hareketlerde bulunuyor. > Osmanlı'dan sizlere bir gelir geliyor mu? Şu anda Osmanlı'dan bize bir gelir gelmiyor. Bizim kendi arazimiz, topraklarımız mevcut. Sultan Abdülhamid'in kendisine ait şahsi malları ve tapuları var. Devlet bunların hepsine el koymuş durumda. Biz de buna dayanarak dava açtık. Davaya ret geldi fakat dava Yargıtay'a gidecek. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızla bu konu hakkında görüşmeler yapıyorum. Açtığımız davanın neticesini bekliyoruz. BABA HARUN OSMANOĞLU: Meclis'e girersek çok şey değişir Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ile sohbetimize baba Harun Osmanoğlu da katıldı. Osmanoğlu, kendini şöyle anlattı: "Beni çok fazla kişi tanımaz. Ben Türkiye vatandaşlığına müracaat ettiğimde önce kabul etmediler. 9 sene gidip geldim. En sonunda 1985 yılında Türkiye'den oturma izni aldım. O gün bugündür Merter'de oturuyoruz. Türkiye'ye yerleşmeden önce Suriye'de yaşıyordum fakat Beyrut doğumluyum. Burada 18 yıl çalıştım. Türkiye'ye geldikten sonra da çok iyi Arapça tahsilim olduğu için S. Arabistan Konsolosluğu'nda 16-17 sene çalıştım. Daha sonra emekli oldum. Eşim aslen Urfalı fakat dönemin şartlarından dolayı Suriye'ye göç etmişler. 3 tane çocuğum var. Biri kız, ikisi erkek. Kız kardeşim Neslişah Sultan ise sarayda son doğan sultandır. O Mısır'da yaşıyordu. Orada Mısır prensi ile evlendi. Onun da bir kızı, bir oğlu var." Harun Osmanoğlu, "Türkiye'de nasıl bir hayat hayal ediyorsunuz ve idealler desem" soruma şu cevabı verdi: "Son dönemlerde bana neden milletvekili olmadığımla ilgili sıkça sorular geliyor. Çünkü halkımız bizleri buralarda görmeyi istiyor. Ben henüz erken olduğunu düşünüyorum. Bu Meclis'e girmeyeceğim anlamına gelmez. Çünkü Meclis'e bir Osmanoğlu'nun girmesi çok şeyi değiştirecektir. Yani açıkçası bizim dedelerimiz neler yaptıysa, biz de şu anda onları yapmak istiyoruz.” HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR Abdülhamid Han'ın filmini çekeceğiz Abdülhamid Kayıhan Osman-oğlu, filmin senaryosunun bittiğini yaza doğru çekimlere başlanacağını söyledi. > Filmde neyi anlatmak istiyorsunuz? Aslında bizim hedefimiz 36 padişahı da anlatmak. Fakat daha çok Abdülhamid Han merak ediliyor. Ayrıca Sultan Abdülhamid'i günümüzde hep "Kızıl Sultan" olarak anlattıklarından bu filme yöneldik. Şu anda filmin senaryosu bitti ama yaza doğru çekmeyi düşünüyoruz. 2014 senesinde Abdülhamid Han'ın vefat yıldönümüne yetiştirmeyi düşünüyoruz. Tiyatro olarak zaten buna benzer bir proje çekmiştik. Aynı şekilde sinemada da halkın yanlış bildiklerini, doğru olarak halka sunmayı ve yepyeni bir pencere açmayı düşünüyoruz. Daha önce gençliğimde ben de bir tiyatroda Şeyh Şamil'i canlandırmıştım. Yeni çekeceğimiz bu filmdeki oyuncularımız, danışmanı olduğum tiyatronun oyuncularıdır. Onları tiyatrodan alıp sinemaya aktardık. Sultan Abdülhamid Han 33 yıl hizmet ettiği ülkesinin bir karış toprağını bile satmadı. Hatta şöyle bir lafı var: "Bu topraklar kanla alındı ancak ve ancak kanla geri verilir." İşte Abdülhamid Han böyle bir padişahtı. Dedelerimiz Filistin'den ellerini çektikten sonra İttihatçılar orayı İngilizler'e satmıştır. Tabi o dönemden bu döneme onlar çok fazla pişman oldu. O taraflar bayağı karıştı ve ben yüz küsur seneden sonra ilk defa orayı ziyaret ettim. İlk defa Osmanlı ailesinden biri orayı ziyaret etti. Bunun ilkini de ben yaşamış oldum. Bizim gönlümüz zengin sarayda yaşamıyoruz > Osmanlı'nın getirmiş olduğu gelenek ve göreneklerin ailenizde etkileri nasıldır? Babanızla olan ilişkiniz nasıl? Bizde de Türk halkında olduğu gibi ilk önce adap gelir. Örnek vermek gerekirse, babamız oturmadan biz oturamayız. Kendisini gördüğümüz zaman, bir sultanı görmüş gibi olur ve öyle davranırız. Bir şey isteyeceği zaman, onun gözlerinden ne istediğini anlarız. Kendileri ne isterse onu yapar, elimizden geldiği kadar büyüklerimizi üzmemeye çalışırız. Çünkü onlara çok değer veririz. Evde birbirimize "efendi" diye hitap ederiz. İnsanlar, hep bizim sarayda yaşadığımızı düşünüyor. Bize "Hangi sarayda?" diye sorduklarında ben de gülerek, "Beylerbeyi ya da Topkapı Sarayı'nda oturuyoruz" diye cevap veriyorum. Bilmiyorlar ki bizim gönlümüz zengin. > Çevrenizdekiler ailenizi merak ediyor mu? Özellikle arkadaşlarım babamı çok merak ediyor. Onunla tanışmak istiyorlar. Babam da oldukça misafirperverdir, herkesi evine ve ofisine bekler.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT