BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Urfa iklimi

Urfa iklimi

Geçtiğimiz Perşembe ve Cuma günlerinde Şanlıurfa’yı ziyaret ettim. Belediye Başkanı sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya sözüm vardı. Seçimlerde bir talihsizlik yaşanmış fakat O, buna rağmen seçilmişti. Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, birkaç gün önce kısa bir görüşmeden sonra kendisine tekrar AK Parti kapılarını açtı.



Geçtiğimiz Perşembe ve Cuma günlerinde Şanlıurfa’yı ziyaret ettim. Belediye Başkanı sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya sözüm vardı. Seçimlerde bir talihsizlik yaşanmış fakat O, buna rağmen seçilmişti. Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, birkaç gün önce kısa bir görüşmeden sonra kendisine tekrar AK Parti kapılarını açtı. Hem davete icabet, hem tebrik ve hem de bir Güneydoğu gözlemi için kalkıp gittim. 5-6 seneden beri Şanlıurfa’yı görmemiştim. Büyük gelişmeler kaydedilmiş. Şehir dönüşümlerine ilk başlamış merkezlerden biri. Derme-çatma ne kadar bina varsa yıkılmakta. Geniş yollar açılmış, çağdaş mimariye uygun yeni yapılar, AVM’ler, ikametgâhlar, yapılmış. Eşref Fakıbaba çalışkan bir insan. Ekibi saygılı ve mütevazı. Cuma sabahı 05.30’da Dergâh Camiî’nde buluştuk. Yardımcıları da namazdaydı. Daha sonra çarşıları, bedesteni gezdik. Dükkânlar, henüz uyanmamıştı. Başkan, arkadaşlarına yerinden oynamış bir taştan göze hoş görünmeyen çatıya kadar her aksaklığı gösteriyordu. Bir aşevi önünde mercimek çorbası içtik. Fakıbaba’nın birkaç hususiyeti var. Başkan olunca “vazifede kaldığım müddet zarfında et yemeyeceğim” demiş, kararında sebat ediyor. İkincisi eylülden marta kadar her pazartesi-perşembe günleri 6 ay süreyle oruç tutmakta. Üçüncüsü amme harcamalarıyla diğerlerini titizlikle ayırarak birçok ödemeyi kendi hesabından yapıyor. Şunu müşahede ettik: Fakıbaba, yaşadığı şehre sevdalı. Yürüyoruz. “Görüyor musun diyor, yerde bir tek çöp yok.” Sık sık tarihî dokuya dikkat çekiyor. Bunun üzerine şunu dedim: “Başkanım ben, İstanbul’da İstanbul’u özlüyorum.” Sonra da şairin sevgilisine yazdığını okudum: “Men tâ senin yanında hasretem sana!” Mısraı birkaç kere tekrarladı. Bir de bir münasebetle anlattığım “yarınsız yaşamak” sözümü sıkça dile getirdi. Ardından Haleplibahçesi’nde sabah toplantısı yapıldı. Toplantıdan sonra tekrar çarşıya gittik. Hayat başlamıştı. Tek tek esnafların elini sıkıp hatırlarını soruyor, eline varan temizlik işçilerine sarılıp öpüyordu. Fakıbaba, her sabah namaz sonrası mahallede, çarşıda. Öğleden sonra gece 10’lara kadar makamında. Sonra kendini yetiştirmeye dönük bazı ferdi çalışmalar yapmakta. 5 en fazla 6 saat uyku, tekrar ertesi gün başlıyor. Urfa, bir çok kültürlülük iklimi. Arap, Kürt, Türkmen hepsi bir arada muhabbet içinde yaşamaktalar. Kürt kardeşlerimiz çok edebli insanlar. “Ah, diyorlar, şu bölücü terör bir bitse.” Bir de Esad teröründen muzdaripler. Çünkü Halep daha evvel kapı bir komşu olmuş. Şanlıurfa’ya bir büyük hamle tavsiye ettik. Bu şehir, artık sadece bir çiğ köfte memleketi olarak kalamaz. Urfa, çevre il ve devletlere hitap edecek tarzda bir sağlık merkezi olabilir. 10 ŞUBAT Yıllar boyu her 10 Şubat’ta muhterem Enver Ören Bey’i ziyaret ederek veya yazışarak doğum gününü kutladım. Dün hariç. Duanın gücüne inanan insanlarız. Dua ile her şey mümkün. Herkesten biraz daha fazla dua dilerim. Enver ağabeyin iyilikleri, şifaya kavuşmasına sebep olur inşallah.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT