BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Barbaros Hayreddin Paşa'yı Akdeniz'de görmek istiyorum

Barbaros Hayreddin Paşa'yı Akdeniz'de görmek istiyorum

Doğu Akdeniz'e en uzun kıyısı bulunmasına rağmen bölgede Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmekte geciken Türkiye, devede kulak mertebesinde kıyısı olan Rumların gasp eylemini engelleyebilmiş değildir. Rumlar ve Yunanlılar Akdeniz'in doğalgazını parsellerken Ankara'nın attığı en önemli adım, Piri Reis'in yerine B. H. Paşa gemisini almak oldu. Ancak bu geminin ilk rotası Akdeniz değil de Karadeniz!..



Başbakan Erdoğan'ın Orta Avrupa seyahati sırasında söylediği "Kıbrıs diye bir devlet yok" cümlesi ile Kıbrıs Adası açıklarında İtalyan ve Fransız firmalarının da petrol ve doğalgaz arayacağı yönündeki haberler aynı zamana denk düştü. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Doğu Akdeniz'i parselleme teşebbüsü böylece yeni bir safhaya girdi. Doğu Akdeniz'e en uzun kıyısı bulunan ülke olmasına rağmen, bu bölgede Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmemekte direnen Türkiye, kendi kıyı uzunluğunun yanında devede kulak mertebesinde olan GKRY'nin sistemli gasp eylemini hâlâ engelleyebilmiş değildir. Türkiye'nin bundan 27 yıl önce Karadeniz'de MEB ilan etmiş olmasına rağmen, Akdeniz'i ihmal etmeye devam etmesinin hiçbir mantıklı izahı yoktur. "Neden duruyorsunuz?" sorusuna Dışişlerinin bugüne kadar tatmin edici bir cevap verdiğini duymadım. Tanımadığımız GKRY'nin yaptığına bakın: 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (BMDHS) bir tarafı olarak, Sözleşme'nin verdiği haktan yararlanarak, önce kendi hiç hukukunda Akdeniz'de MEB ilan ediyor. Ardından, yine Sözleşme'ye dayanarak, bazı kıyıdaş ülkelerle paylaşım anlaşmaları imzalıyor. Bu ülkeler arasında Lübnan, İsrail ve Mısır var. Sonra, kendi MEB'ine dâhil olduğunu iddia ettiği 70.000 kilometrekarelik alanı, 13 "ticari" parsele ayırıyor. ABD'nin Noble Energy şirketi, bu parsellerden 12.'sinde 2011 sonbaharında sondaja başlıyor ve doğalgaz buluyor. Şubat 2012'de GKRY'yi ziyaret eden ilk İsrail Başbakanı olan Netanyahu, GKRY lideri Hristofyas ile Akdeniz enerji kaynakları için iş birliği yapma konusunda mutabakata varıyor. Söz konusu 12. Parsel'de İsrail firması da doğalgaz çalışmalarına başlıyor. GKRY durmuyor. 2012 sonbaharından başlayarak, diğer parsellerle ilgilenen firmalarla da görüşmelere başlıyor. Fransız Total, İtalyan ENI, G. Koreli Kogas ve Rus Novatek şirketleri de bu kârlı alana yatırım yapmak için Rumlarla pazarlığa başlıyorlar. GKRY bunları yapar da, büyük pastadan pay kapmak isteyen Yunanistan durur mu? Yunanlılar da, Girit Adası ile Kıbrıs Adası arasında kalan bölgede var olduğu düşünülen doğalgazı çıkartmak için hukuksal altyapı hazırlıklarına girişiyorlar. 3.5-4 trilyon metreküp olduğu düşünülen ve AB'nin tüm doğalgaz ihtiyacını 6 yıl boyunca karşılayacağı iddia edilen bu gizli hazinenin değeri yaklaşık 600 milyar dolar. Atina'nın ekonomik krizden kurtuluş çaresi olarak gördüğü bu rezervleri kendi başına çıkartacak teknolojisi olmadığından, çok yakında onlar da GKRY ile aynı yolu izleyecekler. Önce MEB ilan edecekler. Sonra, alanı parselleyecekler. Ardından da uluslararası ihale açarak, enerji devi firmaların bu rezervleri gün ışığına çıkartmasına imkân verecekler. Atı alan Üsküdar'ı geçmek üzereyken, Türkiye sonuç getirici hukuki bir adım atabilmiş değil. KKTC ile imzalanan ve TBMM tarafından geçen yıl onaylanan Kıta Sahanlığı Paylaşım Antlaşması, Doğu Akdeniz'de çok büyük bir alanda MEB ilan edebilecek potansiyele sahip Türkiye'nin çıkarlarını tatmin etmekten uzak. Dışişleri Bakanlığı'nın, GKRY'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini kınayan açıklaması, AB tarafından sert bir dille geri çevrildi. GKRY'nin AB üyesi olduğunu ve attığı her adımın hukuka uygun olduğunu vurgulayan AB, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak iddialarını asla desteklemeyeceğinin sinyalini verdi. Türkiye'nin teşvikiyle, KKTC Hükümeti'nin BM nezdinde gerçekleştirdiği ve GKRY'nin bu tutumunun Kıbrıs Türklerinin haklarına ipotek konulması anlamına geldiğini savunan girişimler, BM tarafından sadece "not edildi". ABD, Noble Şirketi'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmalarının arkasında durduğunu Ankara'ya bildirdi. GKRY bunları yaparken Ankara'nın attığı en önemli adım, emektar Piri Reis'in yerine, yepyeni bir arama gemisi satın almak oldu. Barbaros Hayreddin Paşa gemisi kısa süre içinde çalışmalara başlıyor. Nedense ilk rotası Akdeniz değil, Karadeniz! Bu açmazdan kurtulmak için, başkaları ne yapıyorsa, Türkiye de aynısını yapmalı. Akdeniz'de, artık daha fazla vakit kaybetmeden MEB ilan etmeliyiz. Doğu Akdeniz'deki haklarımızı göz göre kaybedemeyiz. Korelisinden, Fransızına eline çatal alanın koştuğu bu sofrayı daha fazla uzaktan seyredemeyiz. Karadeniz'deki işlerini bitirir bitirmez Barbaros Hayreddin Paşa gemisinin Doğu Akdeniz'e açılacağı ve inşallah zengin rezervler bulacağı günleri özlemle bekliyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT