BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehâbeddîn İbşîtî

Şehâbeddîn İbşîtî

"Kalbi parlatmak, temizlemek lâzımdır. Kalb temizlendikten sonra, nefis temizlenmeye başlar. Nûrlar önce temiz kalbe girer..."



Şehâbeddîn İbşîtî rahmetullahi aleyh, fıkıh ve hadîs âlimidir. 810 (m. 1407)'de Mısır'da doğdu. 883 (m. 1478)'de Medîne-i münevverede vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı: Akıl, duygu organları ile anlaşılamayan şeyleri bulabildiği gibi, aklın eremediği şeyler de Peygamberlerin bildirmeleri ile anlaşılır. Akıl, his organlarının üstünde olduğu gibi, Peygamberlik de, akıl kuvvetlerinin üstündedir. Akıl kuvvetlerinin varamadığı şeyler, Peygamberlerin bildirmeleri ile öğrenilir. Allahü teâlânın var olmasına ve bir olmasına, yalnız aklın anlaması ve kabûl etmesi ile inanmak ve başka bir yoldan anlaşılamaz ve inanılamaz demek Peygamberlere inanmamak olur ve güneşe inanmamaya benzer. İnsanları var eden ve varlıkta kalabilmeleri için lâzım olan her nîmeti gönderen, Allahü teâlâdır. İyilik edene şükretmek lâzım olduğunu herkes bilir. Allahü teâlânın nîmetlerine nasıl şükredileceğini bilmek için de, yine Peygamberler lâzımdır. Onların bildirmediği şükür ve saygı, Ona lâyık olmaz. Ona nasıl şükür olunacağını, insan bilemez. Ona karşı saygısızlık olan bir şeyi, şükretmek ve saygı sanabilir. Şükredeyim derken, saygısızlık yapabilir... Evliyânın kalblerine doğan (ilhâm) denilen bilgiler de, Peygamberlere uymakla hâsıl olmaktadır. İlhâm, akıl ile hâsıl olsaydı, yalnız akıllarına uyan eski Yunan felsefecileri yoldan sapmazlardı. Allahü teâlâyı herkesten iyi anlarlardı. Hâlbuki, Allahü teâlânın ve Onun üstün sıfatlarının varlığını anlamakta, insanların en câhilleri, bu felsefecilerdir. Bunlardan birkaçı, Peygamberlerden işiterek ve mümin olan tasavvufculardan görerek, riyâzet ve mücâhede yapmış, nefslerine sıkıntı vererek onu parlatmışlar, böylece birkaç şey bulabilmişler ise de nefsin safâsının, parlatılmasının ve bu yoldan ele geçenlerin sapıklık olduğunu anlayamamışlardır. Kalbi parlatmak, temizlemek lâzımdır. Kalb temizlendikten sonra, nefis temizlenmeye başlar. Nûrlar önce temiz kalbe girer. Kalb temizlenmeden nefsi parlatmak, gece düşmanın yağma yapması için, ona ışık yakmaya benzer. Nefsin yardım ettiği düşman, İblistir. Evet, açlıkla, nefsin istediklerini yapmamakla, ona sıkıntı vermekle ve akıl ile aramakla da, doğruya ve saadete kavuşabilir. Fakat, bu ancak Peygamberlere ve bunların Allahü teâlâdan getirdiklerine inandıktan sonra mümkün olabilir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT