BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Roman [Namus Uğruna]

Roman [Namus Uğruna]



Beyninden vurulmuşa döndü Sermet’in; Ziver bey ve İclâl ile selamlaşması, üç beş kelime konuşması fazla uzun sürmemişti. Yolun aşağısında Ali Cengiz öyle hızlı yürüyordu ki; etraftan geçenlerin dikkatini çekiyordu. Kısa zamanda nasıl olup da yolu yarıladığına kendisi dahi şaşırmıştır. Ama içinde bulunduğu vaziyet düşünülürse buna hayret edilmez... Bu esnada, dikkatini biraz olsun ilerki duraktan ayırmamıştı. Arada tek tük geçenler, üç yanı açık durak, zaman zaman görüşünü engelliyor, bu esnada kanının donduğunu hissediyordu. İşte, zibidi ile baba kız, karşı karşıya geldiler. Ali Cengiz onların nasıl selamlaştıklarını gördü. Beyninden vurulmuşa döndü. Başındaki beresine rağmen tepesi alnı buz kesilmiş, buna mukabil, sırtı soğuk soğuk ürpermiş terlemiş olduğu halde hızla yürümesine devam etti: - Konuştular... Hem de selamlaştılar. Bunu tabii görmem lazımsa da kabul edemiyorum... Eyvah!... O ne?... İclal’e bir şeyler söylüyor ve cevap alıyor. Ali Cengiz’i hoş görelim. Zira bir bakıma haklıdır. Genç adam, bayrak, vatan ve aileden başka hiçbir şeyi kıskanmazdı. Doğrusu ya; bu büyük meziyettir. Saniyeler ona yıllar gibi geliyordu. Sermet sanki onlarla uzun uzadıya sohbet ediyordu. Genç adam: - Aslında onlarının hattıhareketine karışmaya hiç hakkım yok... Yok ama bu böyledir vesselam. Acaba beraber otobüse binecekler mi? İyi ki bu duraktan binme imkanım olmadı. Yoksa çıldırırdım. Bir an kendisini o vasıtada, arka sahanlıkta farz etti. İşte biniyorlar. Sermet yardıma bile teşebbüs ediyor. Daha sonra Ziver bey ile İclâl’in burnunun dibinde duruyor. İki saniyede bunları hayal etmesiyle sanki beyni dondu. Sendeledi. İlerki durakta, otobüse binme anı... Birden bire tepeden tırnağa ılık bir rahatlama hissetti. Terleyen dizleri bacakları titredi. Sarhoş adımlarla yoluna devam ederken... - Çok şükür, dedi: Zibidi aşağıda kaldı. Otobüs hareket etmiş gidiyordu. Ali Cengiz ilk anda rahatlamıştı ama, fazla değil: - Tanışmışlar. Bundan sonra neler olur kim bilir? diye söylendi. Bakalım zibidi ne yapıyor? Otobüsün ardından bakarken onunla meşgul olmamıştı. Tekrar durağa baktığı zaman onu göremeyince şaşırdı. - Daha önce taksi bekliyordu. Yukarı doğru şu ara bir tane geçmedi ki binip gitmiş olsun. Daha bir dikkatli bakınca hayret etti. - Hani bu adam taksiye binecekti? Halbuki vazgeçmiş. İşte... Bu tarafa doğru yürüyor. Ali Cengiz, aklına gelen bir fikirle tepesi atmış halde yürüyordu. Henüz uzaktaydılar ama, iki genç arasındaki mesafe gitgide kısalıyordu. Dosdoğru aynı hizada onun üzerine doğru yürüyen Ali Cengiz kendi kendine düşündü: - Yolu bu tarafa imiş. Demek ki orada mahsus beklemiş, diyordu: İstikametini değiştirmeyip bana çarpacak olursa işi bitmiştir. Bu, hiç de doğru bir hareket değildi. Ali Cengiz gibi efendi birine hiç yakışmazdı. Hele bu efendi kabadayı ise en büyük ayıbı işlemiş olurdu. Neyse ki bu düşünce, sadece aklından geçti. Hani ya: “Mesela” gibilerden. Ve derhal kendine geldi. Hiç kimseye ne kızmaya, ne karışmaya hiç hakkı yoktu. - Ama öte yandan, sinsice davranan şu herifi tanımalıyım, diyordu ki; Sermet ansızın karşı kaldırıma geçti. Bir müddet yürüdükten sonra, evvelden bildiğimiz o camekan şahnişli eve girdi. Ali Cengiz hayli şaşırmıştı: - Vay canına, dedi: Yoksa burada mı oturuyor? * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104911
    % 0.05
  • 5.4751
    % -0.08
  • 6.2119
    % -0.09
  • 7.2529
    % -0.18
  • 229.539
    % -0.22
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT