BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Roman [Son darbe]

Roman [Son darbe]



Su gibi para harcıyorlardı... Muhsin yorgun bir şekilde baktı karısına. Gülümsedi. Şükran kollarına neredeyse sığmayacak kadar çok olan bilezikleri, bileklikleri inceliyordu. Düğünün ertesi günü bütün gazeteler bu görkemli geceden bahsetmişlerdi. Babadan kalma evinin karşılığında Talat beye ödenen paranın neredeyse tamamına yakını gitmişti düğün masrafları için. Hiç itiraz etmeden çıkartıp vermişti parayı Talat bey oğluna. Sonra da bir şeye karışmamıştı. - Güzel şeyler yazmış gazeteler. Baksana annenin kıyafeti hakkında neler demişler. Şükran dudak büktü: - Aman, bana ne, ne derlerse desinler. Kötü bir şey yazdılarsa vay babamın haline. Yer bitirir adamı. - Yok canım, oldukça şık olduğunu yazıyorlar. Şükran başını çevirip baktı genç adama: - Ya senin annenin kıyafetine ne demeli? - Nasıl yani? Genç kadın kaşlarını çattı: - Neydi o öyle? Başı bağlı, neredeyse basma elbiseyle gelecekmiş utanmasa. Kekeledi Muhsin: - Ama hayatım, onlar bilmezler böyle şeyleri. Yaşlı insanlar. Zaten istediğin gibi oldu, ortalıkta gözükmediler pek. - Bir de ortada dolaşsalardı, o an vazgeçer, çıkar giderdim salondan. - Hiç olur mu, seni bırakır mıyım ben? Şükran işaret parmağını sallayarak kaşlarını çattı: - Bak Muhsin, ikide bir de sakın karşıma alıp getirme ananı, babanı. Görmek istersen gider kendin görürsün. Ben istemem. Annem de istemiyor biliyorsun. Başını salladı genç adam. Meseleyi fazla uzatmaya gerek yoktu. Evleneli dört gün olmuştu. Balaylarını geçirdikleri Akdeniz’in harika beldelerinden birinde, beş yıldızlı bir otel odasındaydılar. Daha epey bir müddet kalmayı planlıyorlardı. Halit bey onları uğurlarken: - Damat, artık burayı fazla düşünme. Sen gelene kadar hallederiz biz. Kızımı mutlu et yeter. Diyerek açık çek vermişti iş için. Su gibi para harcıyorlardı. Muhsin ödenen her kuruşun kendisini bu insanlara nasıl mahkum ettiğini anlamayacak kadar kendinden geçmişti. Şükran evlendiklerinin ertesi günü genç adam kendi soyadını alması hususunda ısrar etmiş ve kabul ettirmişti. Artık Muhsin Gümüş soyadını kullanacaktı genç adam. Kişiliğini, geleceğini, hayatını kaptırmıştı.  Talat bey erkenden kalktı o gün. Avukatla konuşacaktı. Ayaklarının ağrısı dayanılacak gibi değildi. Bir gün önce delice yağan yağmur sonrası oturdukları evin her yeri akmıştı. Öylesine korkunç bir rutubet olmuştu ki karı koca kımıldayamayacak şekilde tutulmuşlardı. Yaşlı adam namazını kıldı. Oturma odası olarak kullandıkları küçük bölmeye geçti. Mehpare hanım yine gece yarısından beri sedirin üzerinde oturuyordu. Hiç konuşmadan öylece yerdeki eski halıya dikmişti gözlerini. Düğün gecesinden beri böyleydi. Hemen hemen hiç konuşmuyordu. Adam onun yanına kadar yaklaştı: - Mehpare... Mehpare! Bir iki lokma kahvaltı edelim, ben gidip avukatla görüşeceğim. Yaşlı kadın cevap vermedi. Neden sonra yavaşça kaldırdı başını ve kocasının yüzüne baktı anlamsız bir şekilde. Boştu gözlerinin içi. Yeşil gözleri matlaşmıştı sanki. Korktu Talat bey: - İyi misin hanım? Topla kendini ne olur. Biz birbirimize destek olmazsak ne yaparız? Cevap vermedi. Tekrar bakışlarını yere eğdi. Hiç konuşmuyordu. Yaşlı adam iyice telaşlandı, mırıldandı kendi kendine: - Sen yardım et Ya Rabbim. Bir anda ne yapacağını bilemedi. Birkaç kez daha seslendi karısına. Hiç cevap yoktu. Mutlaka bir terslik vardı bu işte. Şaşkınca dolandı odanın içinde. Bir sandalye çekip oturdu karısının karşısına. Sakin bir sesle konuşmaya çalıştı: - Mehpare, iyi misin hanım? Bak, topla kendini, biliyorum, kolay değil, kötü şeyler yaşadın, hak etmediğin şeyler yaşadın ama ne olur topla kendini. Güçlü olmak zorundayız. Haydi, gayret et. Kadın aynı donuk bakışlarını gezdirdi kocasının yüzünde. Sanki onun söylediklerini hiç duymuyormuş gibi, başka bir alemdeymiş gibi bir hali vardı. Gözlerini kapadı, tekrar başını önüne eğdi. Yaşlı adam telaşla fırladı yerinden: - Bir... bir taksi bulayım ben, seni doktora götürmek lazım. Hemen hapisteki oğlu için sakladığı birkaç kuruşu çıkardı sakladığı yerden. Ağrıyan ayaklarına aldırmadan fırladı dışarıya. Koşar adımlarla caddeye kadar yürüdü. Bir taksi buldu. Şoförün itirazına rağmen yalvararak ikna etti onu arabayı evin önüne kadar getirmesi için. Yaşlı kadını bindirdiler. Talat bey heyecan içinde ve dokunsalar ağlayacak kadar üzgündü. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT