BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rumeli unutulmaz

Rumeli unutulmaz

Sivaslı elektrikçimiz bizim bozuk prizi tamir ederken, “Biz aslen Selanikliyiz.” demez mi? Şaşırdım. “Selanik nere, Sivas nere?” diye sorunca şöyle cevapladı:



Sivaslı elektrikçimiz bizim bozuk prizi tamir ederken, “Biz aslen Selanikliyiz.” demez mi? Şaşırdım. “Selanik nere, Sivas nere?” diye sorunca şöyle cevapladı: “Dedem Konya’dan gitmiş Selanik’e... Orda bir bey imiş... Göç olduğunda en son vapurla gelenlerdenmiş... Onu da genç kişi olduğundan almak istememişler. O da vapurdaki çöp variline gizlenmiş te, öyle gelmiş.” Ne zaman birilerinden Rumeli hikayesi dinlesem onu ya bir deftere not ederim ya yazımda hikayemde kullanırım. Rumeli’ne özel bir ilgim var çünkü... “E peki Sivas’ta ne işi vardı dedenin?” “Bir kere göç yoluna vurmuş kendini. İstanbul’da biraz durduktan sonra gide gide yolu Sivas’a varmış, orda karar kılmış.” “O zamanlar en çok Sırptan çekmişiz.” diyen Rumelili bugün de yine aynı soydan çekmekte... İşte görüyorsunuz önce Bosna Hersek’i kana boyadı, sonra da Kosova’yı. Hatta şimdi Makedonya’yı tehdit eder gibi. “Rumeli kaynayan kazan” derlerdi, doğruymuş. Birkaç yıl önce Arnavutluk kaynamış, Arnavutlar birbirlerine düşmüştü. Seksenli yıllarda Bulgaristan’da soydaşlarımıza karşı bir asimilasyon tezgahlanmıştı. Soydaşlarımızın kimlikleri değiştiriliyor, direnene türlü çeşit işkenceler, baskılar uygulanıyordu. O zamanlar ne Türk dünyasından, ne komşu ülkelerde yaşayan soydaşlardan yahut Müslümanlardan haberdardı insanlarımız. “Kosova’yı, Bosna Hersek’i harita üstünde gösterin!” dense bulamazlardı. 1987’de gerçekleştirdiğimiz ve Türkiye’nin o tarihte tek kanalı TRT’de o zamanki nüfusla 52 milyon insanımızın izlediği “Yeniden Doğmak” filmi herhalde unutulmamıştır. Bu yapım Bulgaristan’da rehin tutulan Aysel’i Türkiye’ye iltica etmiş ailesine kavuşturmak başarısını gösterdiğinde çokları bana telefon edip “Bulgaristan’da Türk mü var? Sahi soydaşlarımızın zulüm ve eziyet görmelerinin aslı esası var mı?” gibisinden sorular yağdırmışlardı. Jivkof dönemiydi ve olay belki benim anlattığımdan da beterdi. Sonradan duruldu, dengeye girdi Bulgaristan... O tarihte Bulgaristan’dan bir insan seli akmıştı buraya. Şimdi onların çoğu bir iş tutup ev bark sahibi oldu. Yeniden Doğmak filminin senaryosunu yazabilmek için söz konusu ailelerle uzun uzadıya görüşmeler yapmıştım. Hatta bu senaryoya ilk ronanlarımdan biri olan ve Balkan Savaşı göçlerini anlatan Bizim Diyar romanımın da ışık tuttuğunu söyleyebilirim. O roman eşimin yakınlarının Üsküp’ten Usturumca’dan kopup gelişlerinin hikayesidir. Bizim Diyar romanı ben Makedonya’yı ziyaret ettikten sonra oralara da yayılmış ve bu kitap için ora dergilerinde olumlu yazılar yazılmıştır... Kitap Rumeli’nden Orta Asya’ya atlayarak Özbekistan’da da okuyucularını bulmuş, Azerbaycan’da ise Azerbaycan Türkçesine çevrilerek Kril harfleriyle yayınlanmıştır. Gazetelerden birinde Rumeli’yle ilgili kitapların listesi verilmiş, bir dostum söyledi... Bu listede Bizim Diyar’ın adı yokmuş. Bu, benim değil, onu listeye almamak gibi bir bilgisizliği sergileyenlerin ayıbı olsa gerek. Yoksa Bizim Diyar romanı için üniversitelerde pek çok tez yapıldı. Herhalde bu kitap Balkan Savaşı ve göçlerinin yaşayanların ağzından dinleyerek kaleme aldığım canlı çarpıcı bir örneğidir. Evet Rumeli derin bir yaradır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT