BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halkın beklentilerine cevap demokrasinin gereği

Halkın beklentilerine cevap demokrasinin gereği

Siyasi partilerin genel merkezlerinde gerektiği biçimde henüz bir hareketlenme yok. Dünkü ziyaretimizde DYP ve ANAP’taki derin sessizlik henüz bozulmamıştı.



Siyasi partilerin genel merkezlerinde gerektiği biçimde henüz bir hareketlenme yok. Dünkü ziyaretimizde DYP ve ANAP’taki derin sessizlik henüz bozulmamıştı. CHP yetkili kurullarıyla toplandı ama canı sıkkın. FP her zamanki normal işleyişini muhafaza ediyor, tedirgin ama sağlamcı. DSP’nin soğukkanlı tavrına karşılık, MHP’deki coşku sürüyor. Allah’tan Karanfil Sokak’taki genel merkezin fiziki konumu müsait değil de, partinin önü sürekli miting alanına dönüşmüyor. Fakat gerek genel merkezde, gerekse Balgat’taki eğitim birimleriyle, öteki teşkilatlarında hızlı bir trafik yoğunluğu gözleniyor. Görünen o ki 1999 seçimlerinde hiçbir partide radikal bir değişim söz konusu değil. Neticeye getirilen yorumlar üçgenin görünümü gibi. Tepesine bakanlar sivriliğini, altına bakanlar geniş tabanını görüyorlar. Kimse de itiraz edemiyor. Ancak ideolojilerin sandığa yansımadığı gerçeğini taraflar gördü. Bundan en büyük dersi de CHP’nin, yani Atatürk’ün kurduğu partinin çıkarması gerek. Bütün söylemlerindeki “laikçilik ve karanlığa teslim olmayın” artık ne kadar ısıtılıp ısıtılıp sofraya getirilse de iltifat görmüyor. Tam tersine uçları keskinleştiriyor. CHP’nin sürekli sağ ile bir dönem iktidar işbirliği yapmasına (DYP-SHP (CHP) Koalisyonu) Mümtaz Soysal gibi kızanlar, sağın politikalarına ortak olmakla suçlayanlar; DSP’nin ise yükselişini ve ANAP ile birlikteliğini Mesut Yılmaz yönetiminin sağ politikalar üretemediği biçiminde değerlendiriyor, algılıyorlar. Bunlara göre ANAP sağ bir parti değil, DSP de bunu farkettiği için iş tuttu, hatta kârlı çıkarak ANAP tabanını kendine çeldi. MHP’nin yükselişinde en başta devlet, kurumları ve kişilerle çatışmamak, yükselen milliyetçilik değerleriyle; kendi içinde eleştirilenlere sınırlama getirmesi, hatta dışlaması geliyor. Feshedilen, görevden alınan bazı teşkilatlar buna örnek. Aldığı oylara gelince FP, ANAP ve DYP’ye gitmeyen eski oylar tamamıyla MHP’ye geçmiştir. MHP’nin soldan oy aldığını iddia etmek yanıltıcı olabilir. Ağırbaşlı bir akademisyen görüntüsü veren, giyimine, söylediklerine, çevresine aşırı titizlik gösteren “Devlet Bahçeli’yi deneyelim” fikri de taban bulmuştur. Türkiye’de seçmen tabanı kaygandır. Bu bir bakıma halkın sağduyusunu yansıtması açısından da faydalıdır. Keşke bu konuda bir akademik çalışma yapılsa, kemikleşmiş oyların nedeni de ortaya çıkacaktır. MHP’de rahmetli Türkeş’in fikri devam etmekle birlikte, hiçbir zaman yenilerin önü kesilmemiştir. Başbuğ zamanında başlayan “merkez sağ” hareketi MHP’de taban bulma programını sürekli uyguluyor. ARGE buna örnek. ANAP ve DYP’deki çözülmenin ardından merkez sağ MHP’ye doğru yönelmiştir. Ancak bu süreklilik içinde MHP’nin; seçmenine yani halkın beklentilerine cevap vermesiyle devamını sağlar. Merkez sağ’ın oyları 1987’de % 55, 1991’de % 50, 1995’te 39’a, şimdi de % 25’e düştü. MHP bunu iyi değerlendirirse, merkez sağ’ın çözülmesini durdurabilir. Allah’tan merkez sol’daki oyların % 37’den hızla % 25’e kadar düşmesi durmuyor da merkez sağ’ın ciddi etkilenmesine neden olmuyor. Arayış sürüyor. Türkiye’de ulusal sol ile milliyetçiliğin birlikte yükselmesi birlikte değerlendirilmeli ve kurulacak bir koalisyon hükümetinde belki de tarafların tarihi çözüm üretimleri bununla kendini hemen belli edebilir. Bunların başında da başörtüsü sorunu gelir, terör ve güneydoğu sorunu gelir. RP’nin hükümet iken yaptığı hatalar, kapatılma sürecindeki savunma ikilemi, kapatıldıktan sonraki çelişkili açıklamaları FP’ye fatura edilirken, Fazilet’in de yeni imajına rağmen, aynı hataları kendisi de yaptı. Güvenilirliğini azalttı. Bunun başında da küskünler, öteki deyişle imzacılar hareketindeki tavrı gelir. Merkez sağ’da boşluk varken, hata yapılmamalıydı. Tersine sahip çıkılmalıydı. Halk MHP’ye tebessüm ederek bunu gerçekleştirdi. FP ise kendi meselelerini savunan parti konumuna düştü. Tabandaki oynak zemini göremedi. Gerçi seçim sathı mailinde bile başında asılı demoklesin kılıcı gibi Başsavcı’nın kapatılma konusundaki açıklamaları FP’yi tedirgin ediyordu, bu şartla seçime girdi. Ama bu tür gelişmelerin de olacağını kamuoyu biliyordu. Mazeret yapılmamalı. İyi değerlendirilmeli. Halkın seçimdeki mesajı iyi okunmalı. Kavgalara ve ihtiraslara prim verilmemeli. FP Genel Başkanı Sayın Recai Kutan dünkü basın toplantısında vatandaşın oylarıyla, ANAP ve DYP’nin yerine FP’yi merkeze taşıdığını savunduğunu açıkladı. Milletvekili seçiminde beklediklerini alamadıklarını, ancak yerel seçimlerde (FP % 23, DSP % 19, MHP % 18 (milletvekiliyle aynı), ANAP % 13, CHP % 12, DYP % 11) birinci olduklarını anlattı. Başarılarına örnek olarak da İstanbul’da mevcutlara ek Eminönü, Fatih ve Zeytinburnu’nu, Ankara’da Keçiören ve Mamak belediyelerini aldıklarını gösterdi. Resmen açıklanmamasına rağmen parlamentoya yansıyan tablodan istikrar ve başarı beklemek çantada keklik gibi görünmemeli. Daha şimdiden başkent senaryoları başladı bile. Bunun başında da DYP ve ANAP’taki ülkücü milletvekillerinin yuvaya döneceği ve birinci parti olarak MHP’nin hükümeti kuracağı duyumları geliyor. Dolayısıyla iktidar ve muhalefet partilerinin kılı kırk yararak vatandaşın beklentilerine cevap vermesi gerekiyor. Üstelik bazı partilerin de büyük kongresinin yapılacağı günler önümüzdeki aylar içinde.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT