BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Selâmi!..

Selâmi!..

Bizim çok bilmişleri, hayır.. Hayır.. Hayır... “Sadece onlar bilmişleri”, ne kadar “bildikleri ile” cascavlak ortada ortada bırakan bazı oyuncular vardır!.



Bizim çok bilmişleri, hayır.. Hayır.. Hayır... “Sadece onlar bilmişleri”, ne kadar “bildikleri ile” cascavlak ortada ortada bırakan bazı oyuncular vardır!. Bir yönetim ya da bir teknik direktör, gider “dışardan” bazı oyuncular alır, gelir!. Gelenler, “suyunu, yemeğini, havasını, dilini, insanını, hayvanını, örfünü, adetini, kulübünü, takımını, yöneticisi, teknik adamını” bilmedileri bu ülkede “futbola ısınmak için” kendilerine “zaman tanınacağını” zannederler; heyhat!. Daha ilk “antrenman maçından sonra”, çok bilmişler, yo yo “sadece onlar bilmişler” dudak bükmeye başlarlar: “Yahu.. Bu adama bu kadar para verilir mi? Hımmm.. Bu işte bir iş var.. Acaba komisyonlar mı döndü? Bunun gibilerinden her takımda 3 tane var.. Hatta ikinci ligde bile!..” Adam, “kendi ülkesinin milli takımında oynar”, Avrupa’nın en büyük takımlarında bile oynamıştır ya da “transfer teklifleri almıştır!. “ Hatta “bu baskılarla” bizden kovulur, gider Avrupa’da takır takır oynar, amma velâkin kime ne? “Bizimkiler” hükmü vermişler ve ipi de çekmişlerdir: “Bu adamdan büyük takım oyuncusu olmaz, gönderilsin!.” Hatırlayın mesela Galatasaray’a gelen Stumpf için, çök özür dilerim “ayı” dahil, neler yazmışlardı!. Falco için, gene özür dilerim “ikinci adı” sebebiyle ne “espriler” yumurtlamışlardı, son olarak “Bu iki oyuncu, Galatasaray defansını sırtlayıp” takımı şampiyonluklara götürünce, “göklere çıkarmak için” de yarışmışlardı!. Çok örnek verebilirim, Fenerbahçe’den de, Trabzon’dan da... Elbette Beşiktaş’tan da!.. “Beşiktaş” deyince, işte son örnek!. Selâmi!.. “Bu çocuk için”, açın bakın daha geçen ay, “yani Toshack Beşiktaş hocalığına noktayı koyana kadar”, bizim çok bilmişler, hadi gerçeği söyleyeyim “sadece kendileri bilmişler”, neler neler yazmışlardı?.. Nerede ise “Çatladıkapıspor’da bile bundan birkaç tane var” diyecek kadar ileri gidenleri bile vardı!. Şimdi, “gerçek” ortada... Beşiktaş “Kupayı alırsa”, söyleyin bana “en büyük pay sahibi futbolcuların başında” Selâmi gelmeyecek mi? Lig şampiyonluğu alınırsa ya da “Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkının elde edileceği” ikincilik muhafaza edilirse, Selâmi’nin “önemli payı” olmayacak mı? Nerede bizim “çok bilmişler, sadece kendileri bilmişler?” Selâmi’ye övgü yarışında!.. Neden bu çelişkiye düşüyorlar? Zira “bir teknik adamın, takımında görev adamı olarak görmek istediği futbolcuları”, ilk geldiklerinde, daha “uyum dönemi bile geçirmeden” dudak bükerek “hakarete varacak ifadelerle” dışlamalarının sonucudur bu “hem dramatik, hem komik tablo!.” Her teknik adam, “kurduğu takıma, oynatacağı sisteme ve taktiklerine göre”, bazı yerler için “yıldız”, bazı yerler için “görev adamı” seçer!. Yıldızlar, genellikle “gözalıcı futbollarıyla” hemen öne çıkarlar. Bunlara “işte futbolcu” demek için “çok bilmiş, sadece kendi bilmiş” olmaya gerek yoktur!. Futbolla “şöyle bir ilgilenen” sokaktaki adam bile “onları seçer, beğenir ve alkışlar!.” “Aslolan” görev adamlarından, yani takımın hammallarından anlamaktır, “onları seçmek, beğenmek, değerlendirmektir!.” Sokaktaki, tribündeki, TV başındaki insanlar “herkesin göklere çıkardığı adamları alkışlar ve överken”, takımların “gerçek hammallarını, görev adamlarını, parlamayan ama büyük işler yapan” adamlarını seçmek, yazmak, yorumlamak görevi, öncelikle “Biz futbol oynadık, sadece biz biliriz, topa ayak sürmeyenler futboldan ne anlar” diyenlere düştüğü halde, Stumpf’lardan, Selâmi’lere kadar “birçok futbolcuyu anlayabilmeleri” için, çok haftalar, çok aylar geçmesi gerekmiştir, neden? Herhalde “çok bilmişliklerinden”, hayır.. Hayır.. Hayır, “sadece kendileri bilmişliklerinden!.” Öyle değil mi? Şu Selâmi’ye bayılıyorum!.. Çok takkeyi düşürdü ve kellerini ortaya koydu!. Kimin, neyi, ne kadar bildiğini de!. Selâmi’ye selamlar!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT