BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yugoslavya’yı batıran zihniyet

Yugoslavya’yı batıran zihniyet

Hangi zihniyet veya kimin zihniyeti Yugoslavya’yı batırıyor? Yugoslavya batıyor mu? Evet batıyor.



Hangi zihniyet veya kimin zihniyeti Yugoslavya’yı batırıyor? Yugoslavya batıyor mu? Evet batıyor. En az elli sene belini doğrultmamasına yıkılıyor. Petrol rafinerilerinden otoyollara, mühim hava meydanlarından elektrik santrallerine kadar birçok kritik hedef, NATO uçaklarınca vurulmuştur. Bunlar gibi vurulan yerlerin onarılıp devreye alınması, aylar ve yıllar alacaktır. Yugoslavya’daki muhalefet sesini yükseltmeye başlamıştır. Slobodan Miloşeviç, ordusundan emin değildir. Ordunun kendine karşı tavrını önlemek için, bu her tarafa zararlı harbi başlatmıştır. Bu bir kumardır. Oynayanı ve oynananı yakar-yıkar. Böyle bir yanlış adımı, Miloşeviç neden attı? Kosova insanı kendi halinde, yıllardır huzur içinde yaşamaya çalışan kimselerdir. Kimsenin etinde, ekmeğinde gözü yoktur. Şanlı mazisinden dolayı, “buraların asıl sahipleri bizleriz” gibi bir saplantıları da yoktur. İşte bu masum insanların mal ve ırzına kastedenlerin başına, böyle belalar gelmesi her an beklenir. Miloşeviç’e de bu bela gelmiştir. Artarak devam edecek ve sonunda bu masumların kanı, o zalimi boğacaktır. 1808 Osmanlı-Rus Harbi ile, Rus kuvvetleri Osmanlı topraklarına tecavüze başlayınca, Rus gizli istihbarat subayları, ırken kendilerine yakın olan Sırplarla temasa geçtiler. Fransız İhtilali’nin Avrupa’ya yaymakta olduğu milliyetçi fikirleri, bu zavallı insanlara aşıladılar. Tarihleri hakkında yanlış bilgiler verdiler. Türk idaresinde, huzur içinde yaşayan bu zavallıların arasına nifak tohumlarını attılar. 1828-29 Osmanlı Rus Harbi esnasında ordular Tuna boyundan ilerlerken; Rus papaz, tüccar ve gizli servis subayları, Sırbistan’a yayıldılar. Artık oralarda kalmaya gelmişlerdi. Kendilerine taraftar buldular. Onları para ile kandırdılar. Yavaş yavaş Sırp kıpırdanmaları başladı. Osmanlı devlet memurlarına ve askerlerine karşı gelme ve hatta saldırılar başladı. Ruslar Sırbistan’da köprü başını kurdular. Bu tarihten itibaren doksanüç harbi de denilen, 1877-78 Osmanlı Rus Harbi’ne kadar gelindi. Bu harpte Rusları hiç sevmeyen Rumenlerin, çaresizlikten Rus tarafında yer alması ile, Balkanlarda ibre aleyhimize dönmüş oldu. 1911 Libya Harbi esnasında, bütün Balkan milletleri Türk’ün aleyhine ayaklandı. Nerede Türk ve Müslüman varsa öldürülüyor, öldürülemezse sürgün ediliyordu. 1910-1920 yılları arasında, Balkanlardaki Türk unsurun yüzde yirmibeşi katledildi. Yüzde ellisi, kar kış demeden sürgün edildi. Gerisi de dağlarda yaşamaya mahkum edildi. Bu sırada Merkezi Makedonya’da, çeşitli komiteler kuruldu. Bu komiteler İstanbul’daki rejimi değiştirmek istiyorlardı. Doksanüç Harbi neticesinde Berlin Konferansı’nın azınlıklara verilecek haklar ve bölgedeki ISLAHAT meselelerini, Türk rejim muhalifi komiteler de savunmaya başladılar. Balkanlar iyice karıştı. Şu anda ise can, mal ve ırza tasallut yönünden insanlık için yüz karası suçlar işlenmektedir. Peki neden bu kadar vahşet? İşte bu soruya cevabı veren, yabancı basından alınan bir metni aşağıya alıyorum. İbret ile okunması ve üzerinde çok düşünülmesi gerekir. Sırp gazeteci Draskoviç tarafından not edilip, ses kaydı da yapılan bu haber 18 Nisan 1999’da Almanya’da yayınlanmıştır. “Belgrad Taş meydanında Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç 17 Aralık 1992 tarihinde şu açıklamayı yaptı: Büyük Sırbistan ve Sırp İmparatorluğu’nun kurulmasına az bir zaman kaldı. Tam 1389 Kosova Meydan Muharebesi’nden bu yana büyük Sırbistan kurulamadı. O gün artık gelmiştir. Dünya basınına bakmayınız. Batılılar toparlanıp üzerimize gelmezler. Aldıkları kararlar ve uyguladıkları ambargolar dünya kamuoyunu oyalamak içindir. Gizlice bizi destekliyorlar. ABD, AT ve Güvenlik Konseyi, Balkan Savaşı çıkmasından korkarlar. Biz hareketimizi sürdürmeliyiz. Tek çare, büyük Sırbistan’ın kurulmasına bu güne kadar engel olanların tasfiye edilmesi ve bu suçluların faturasını kanları, malları ve ırzları ile ödemeleridir. Faturayı biz ödeyecek değiliz. Yugoslavya’nın tarihi birliğine ve büyük Sırbistan’ın kurulmasına varlıkları ile engel olan bazı Hırvatlar, Müslümanlar, Kosova ve Makedonya’daki Arnavutlar ve Türkler bu faturayı ödeyeceklerdir. Bu bir kurtuluş savaşıdır. Buna engel olanların yaşına ve cinsine bakılmaksızın, etnik temizliğe tabi tutulmalıdır. Bu ideal peşinde koşulurken acıma hissine kapılmayınız. Buna engel olanları kökleri ile beraber sökmek vazifemizdir. Ya geçmişe bağlılık hayallerini bırakıp Sırp ve Ortodoks olurlar ya da yok edilirler. Hiç merak etmeyiniz, Batı kendini toparlayıp göstermelik hareket etmeye başlayıncaya kadar, biz bu temizliği bitiririz. Bu tarihi fırsatı kaçırırsak 500 sene daha parçalanmış olarak yaşamaya mahkum oluruz. Acımak yok. Büyük Sırbistan’a mani olan kim olursa olsun faturasını ödeyecektir. Bana gülmeyen başkan diyorlar. Son Müslüman engel de ortadan kaldırıldıktan sonra ben de güleceğim.” İşte yukarda sözlerini yazdığım zihniyet, Sırbistan’ı tarihe gömecektir. Tarihte görülmemiştir ki birilerinin mahvına sebep olanlar, abad olsunlar. Zalimler her zaman berbat olmuşlardır. Türk hükümetinin son tutumlarını takdirle karşılıyorum. Türk’ün kökü Balkanlarda çok derinlere dalmıştır. Bunu söküp atacak, atmaya kalkacak zalimler o topraklara gömülürler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT