BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sonsuzluk

Sonsuzluk

Menkıbe nakletmek zordur. Hele hele kaleme almak ve kalıcı bir kayıt bırakmak cesaret ister.



Menkıbe nakletmek zordur. Hele hele kaleme almak ve kalıcı bir kayıt bırakmak cesaret ister. Ama gerçekleri içe sindirmenin ve çekici bulmanın en geçerli yolu da menkıbe dinlemektir diğer yandan. En azından benim için öyle. Yaşanmış olayları yüzlerce hatta binlerce yıl sonra dinlemek ve paylaşmak, onlardan dersler çıkarmak, büyüklere özenmek ve benzemeye gayret etmek için bir kez daha güçlü bir heves beslemek demek benim için. Bu yüzden, hayatımda ilk kez sizlere bir menkıbe aktarmak istiyorum. Zamanında Hz. Süleyman’a bir bardak içinde özel bir su gönderilmiş. Bardağı tamamen doldurmayan suyun özelliği; içtiği takdirde Hz. Süleyman’a kıyamete kadar yaşama yeteneği verecek olmasıymış. Yani bir çeşit kıyamete kadar geçerli ölümsüzlük iksiri. Böylesi bir hazine karşısında şaşkınlık yaşayan Hz. Süleyman, suyu içip içmemek konusunda kararsız kalmış. Düşünerek bir karar veremeyeceğini anladığı için hemen huzuruna o zamanın alimlerini davet etmiş. Olanları anlatıp alimlerden akıl sormuş. Soru basitmiş: “Suyu içip kıyamete kadar yaşamayı seçsem mi?” İstişare, belli bir süre almış. Ama sonunda bütün alimler, suyu içmesinin daha doğru olacağı konusunda fikir birliğine varmışlar. Kıyamete kadar ölmemek, olabilecek en büyük hediye gibi görünüyormuş. O sırada oradan geçmekte olan bir kirpi, konu hakkında kendi fikrini bildirmek istemiş. Hayvanların dilinden anlamak mucizesine sahip olan Hz. Süleyman kirpinin ne düşündüğünü merak edip, kulak vermiş. Kirpi, o ana kadar alimlerin söylemiş olduğu fikirlere katılmamış ve kendine güvenen bir tavırla: “Efendim, beni dinlerseniz sakın o suyu içmeyin” deyivermiş. Ortalığı keskin bir sessizlik kaplamış. Kirpi sözlerine devam etmiş: “Kıyamete kadar yaşarsanız sevdiğiniz herkesin teker teker öldüğüne şahit olacaksınız. Evlatlarınız, dostlarınız, arkadaşlarınız bir bir dünyadan göçüp gidecek. Yeni dostlar edinseniz de sonuç değişmeyecek. Sevgisiz ve dostsuz bir hayat, sonsuz olsa bile neye yarar?” Bu sözler, olanca doğruluğu ve ağırlığıyla adeta havada asılı kalmış. Alimler başlarını onaylarcasına sallamışlar ve kirpiye hak vermişler. Hiç kibir göstermeden bir kirpinin bile fikrine danışan Hz. Süleyman gülümsemiş ve suyu içmeyeceğini açıklamış. İşte böyle. Sevmeye başladığınız andan itibaren sevdiğinize emek de vermeye başlıyorsunuz. Sebepsizce kıvılcım almış olan aşkınız zaman geçtikçe emekleriniz ve fedakarlıklarınızla şekil almaya başlıyor. Şekil aldıkça değişiyor belki ama bu değişim asla azalmak anlamında olmuyor. Belki ilk günlerde küçük bir dokunuşla içinizde kopan fırtınalar, tatlı meltemlere dönüşüyor ama diğer taraftan derinlik kazanıyor. Vazgeçilmez olmak alışmaya yanaşıyor. Bir müddet sonra hangisinin ağır bastığını ayırdedemez hale geliyorsunuz. Aşk, karşılıklıysa eğer, heves olmaktan çıkıyor, paylaşım olmaya başlıyor. Her aşk nev-i şahsına münhasır elbette. Ama genelleme yaparsak sevgiye ve saygıya dönüştüğünü görmemiz mümkün olur. İlk günlerdeki pırıltısını belki yaşanmışlığın matlığına çevirmek zorunda kalır ama son ana kadar hep vardır. Var olmanın bilincinde ağırlığını koyar kalplere. Eldeki nimetin kıymetini bilip bilmemek nasip meselesi. Kaybetme korkusu, yerini rahatlığa bırakırsa çalmaya başlar tehlike sinyalleri. En çok kendinize güvendiğiniz zamanlar, aslında tehlikenin en yakın olduğu anlardır. Ama ne olursa olsun tamamen ölmediği takdirde, aşktan vazgeçmek zordur. Sizi terkedip gidişini izlemek ve hiçbir şey yapamamak içinizi sızlatır. Çaresizlik her yanınızı uyuşturur. Bir yenisi kapınızı çalıncaya kadar kendinizi yenik hissedersiniz. Aşk ise her zaman galip gelmeye alışıktır. İster terkederek, ister ölerek olsun sürekli aşkın gidişini izlemek, hem de kıyamete kadar, elbette tercih edilesi bir durum değil. Kirpinin haklı çıktığı, yaşanmışlıkla tescilli. SÖZÜN ÖZÜ Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. LEVHA Hayat, hepimizin ilk ve son yolculuğudur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT