BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adalet ve mülk (2)

Adalet ve mülk (2)

Adalet Bakanı sayın Hikmet Sami Türk ile sohbetimize devam ediyoruz. F tipi cezaevlerini anlatırken adeta gözlerinin içi parlıyor.



Adalet Bakanı sayın Hikmet Sami Türk ile sohbetimize devam ediyoruz. F tipi cezaevlerini anlatırken adeta gözlerinin içi parlıyor. Projesine güveni tam. İnanıyor ki mahkumlar ve mahkum yakınları sürmekte olan inşaatı ve binaların bitmiş halini görseler, bugün yaşadıkları endişe yerini sevince bırakacak. Bütün sorun konunun tam anlatılmamış olmasında. O yüzden bıkmadan usanmadan izah etmeye hazır. Dün 59 tane olacak tek kişilik odaları yazmıştık. Sayın Bakan sözüne devam ediyor. “10 m2 halindeki tek kişilik odaların dışında 103 adet üç kişilik oda hazırlanıyor. Her odanın önünde yine havalandırma alanı mevcut. Bunlar 25 m2’si alt, 25 m2’si üst olmak üzere dublex odalar. Eskisi gibi ranza kullanılmayacak. Her mahkuma ayrı yatak verilecek. Yine bu odaların her birinde duş ve tuvalet olacak. Koğuş sistemindeki gibi bir tek tuvaleti yüz kişi kullanmayacak. Ayrı yatakları olduğu gibi her birinin kendisine ait özel dolabı olacak. Odalarda masa, sandalye gibi günlük hayatta ihtiyaç hissedilecek eşyalar da yer alacak. Mahkumların ekonomik durumu müsait ise odalarına televizyon alıp koymalarına izin verilecek. Ayrıca cezaevlerinde ankesörlü telefon bulunacak. Ortak müzik yayınından istifade edecekler.” Bu sistemin zamanla bütün cezaevlerinde uygulanmaya başlayacağını belirten Adalet Bakanı, içinde en fazla sekiz kişinin yaşayacağı odalardan yana. Bu sayede mahkumlar arasında sınıflandırma yapmak mümkün hale gelecek. Peki bu nasıl bir sınıflandırma? Aklınıza hemen kötü şeyler getirmeyin. Mahkumların özel alışkanlık ve zevkleri göz önünde bulundurulacak ayırım yaparken. Mesela sigara içen kişiyle içmeyen kişiyi aynı odaya koymayacaklar. Dünyanın çağdaş bütün ülkelerinde bu tip uygulamalar yapıldığını belirten Bakan, bütün bunların ceza çekmekte olanların daha insanî ve çağdaş koşullarda yaşamaları için planlandığının altını çiziyor. Benim, altı ay önceki ilk toplantıda da işittiklerim bunlardı. O yüzden sonraki tepkilere anlam verememiştim. Açıkçası havasız bir koğuşun içine tıkılmış bir sürü insan fikri hiç de çekici değil. Bunun yerine özel hayat imkanı veren yeni sistemin getirilmesi son derecede olumlu. Odaların altında ayrı bir çamaşır bölümü olacağı, yemek pişirmek için gerekli malzemenin hazır bulundurulacağı da bilindiğine göre o zaman problem nedir? Problem, bazı kişilerin koğuş içinde egemenlik kurmuş olmasında. Halk arasında koğuş ağalığı olarak bilinen sistemin yeni uygulama ile tarihe karışacak olmasında. Mahkumların daha sıkı denetlenip, şimdi eleştirilmekte olan, “içeriye” her türlü yasak malzemenin sokulamayacak oluşunda. Problem, bazı güç dengelerinin değişecek olmasında. Cezaevlerinden gelir elde etmekte olan bir takım kişiler, yeni sistemin kendilerine mani olacağını bildiğinden, aslı olmayan birçok söz söylüyorlar. Yaydıkları negatif ve yalan haberler doğal olarak mahkumları ve yakınlarını tedirgin ediyor. Onlar, bir şekilde bu projenin hayata geçirilmemesinden yana. Sayın Hikmet Sami Türk, zamanında İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı yapmış bir hukuk adamı. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi insanları rencide edecek ve haklarını ellerinden alacak bir yapıda değil. Tam tersi için çalışıyor. Bu yeni tip cezaevlerinde mahkumların toplumdan soyutlanmaları gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil. Ceza çekerken yeniden topluma kazandırılmaları için sosyal faaliyetlerin sürmesine özellikle destek veriyor. Bütün bu iyi niyete rağmen projeye tepki göstermek ancak iki sebepten kaynaklanabilir. Konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmamak ya da yanlış bilgi edinmiş olmak ve art niyet taşımak. O gün Sayın Bakan’la başka önemli konular hakkında da konuştuk. İlerleyen günlerde sohbetimizin o bölümünü de kaleme alacağım. Ama bana göre F tipi cezaevleri meselesi şu anda en sıcak konu. Yaklaşık iki buçuk saat süren görüşmemiz bittikten ve bu arada Bakanlığın lezzetli yemeklerini tattıktan sonra kaldığım otele döndüm. Aklımda hep o gün konuştuklarımız vardı. O arada televizyonu açtım ve haberlere denk geldim. Biz Sayın Bakan’la cezaevlerini konuşurken yine bir gösteri yapılmış aleyhte. Yine içi yanan anneler sokaklarda pankart taşımış. Gösteri izinsiz olduğu için polis dağıtmak zorunda kalmış. Bu habere bağlantılı olarak bir dernek başkanının açıklaması yayınlandı. Dernek başkanı diyor ki, “Adalet Bakanlığı bizleri sürmekte olan inşaata çağırdı. Yapılan çalışmayı gözlerimizle görmemizi istedi. Gideceğiz. Ama gözümüzle görsek de fikrimizden ve davamızdan geri dönmeyeceğiz.” Buna ne cevap verilir ki İkna olmamakta ısrarlı. Herşeye inanmaya hazır ama yeni sistemin iyi olacağına değil. Karşısındakine hiç şans tanımıyor. Üzülerek televizyonu kapattım. Aynı saat dilimi içinde iki ayrı görüşü de dinlemiştim. Vicdanımın, zekamın, dünya görüşümün eşliğinde diyorum ki, F tipi cezaevleri mahkumların iyiliği için yapılıyor. Müsaade edin izah etsinler. Ülkeyi yönetenlere biraz güvenmeyi deneyin. Eğer birilerine güvenecekseniz benim adayım Sayın Hikmet Sami Türk olacaktır. SÖZÜN ÖZÜ Dinlemek, söylemekten daha fazla bilgi gerektirir. LEVHA Derin sular durgun olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT