BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bunlar da oldu...

Bunlar da oldu...

Bir haftadır İbrahim Tatlıses ve kadrolu dansözü Asena arasındaki buzlar nihayet çözüldü... Tatlıses’in Asena’yı dövmediği görüntülere yansırken, Asena’nın da dediği gibi kapıya falan çarpmadığı anlaşıldı. Meğer Asena kafasını sağa-sola sallarken, İbrahim Tatlıses’in eli arada kalıyormuş...



* Bir haftadır İbrahim Tatlıses ve kadrolu dansözü Asena arasındaki buzlar nihayet çözüldü... Tatlıses’in Asena’yı dövmediği görüntülere yansırken, Asena’nın da dediği gibi kapıya falan çarpmadığı anlaşıldı. Meğer Asena kafasını sağa-sola sallarken, İbrahim Tatlıses’in eli arada kalıyormuş... ... * İnternet çıktı çıkalı her türlü açıklamayı kendine ait siteden yapan Alpay, daha önceki dönemde yapamadığı savunmalara da yer verdi... İlkokulda öğretmenler odasının kapısını kendisinin değil, 127 Necdet’in kilitlediğini belirten Alpay, kırdığı mahalle bakkalının camlarının parasını sonraki yıllarda ödediğini de sitesinde yazdı... ... * Milli çapkın Erdal Acar, İngiltere Prensi’nin de talip olduğu Britney Spears’a bir mail göndererek buluşmak istediğini söyledi. Amerikalı pop sanatçısının, “Bana bak... Ben senin bildiğin kızlardan değilim... Evlenmeden kimseyle görüşmem” diye cevap verdiği, Acar’ın da temsili bir nikah töreni hazırlığında olduğu öğrenildi... ... *Uzun yaşama geninin bulunması üzerine, jübile yapan futbolcuların tekrar yeşil sahalara dönmesi gündeme geldi. Oğuz, Rıdvan, Tanju, Metin, Ali, Feyyaz gibi yıldızlar “Ne olur ne olmaz, idmanlı kalalım” diye çalışmalara başlarken, Şifo Mehmet, Bülent Korkmaz ve Hami gibi emektar futbolcular da jübilelerini birkaç yıl erteledi. TEMEL’İN YERİ Amerikalı, Rus ve Temel otelde kalırken gece yarısı yangın çıkar. Panik içinde üçü de yukarı katlara koşar, ama kurtuluş yok... Çaresizlik içinde Amerikalı, odada bir şemsiye bulur, “Başka şansım yok” diyerek şemsiyeyi açar ve paraşüt gibi kullanarak sağ salim yere varır. Bunu gören Rus, yandaki odada başka bir şemsiye bulup paraşüt gibi kullanarak o da kurtulur. İkisi de yukarıya bakarak merak içinde Temel’i beklerken, yakınlarına hızla düşen bir cisim birden bire yere çarpar. Gidip bakarlar, Temel... Hayatta ama kan-revan içinde ve her tarafı kırık... Hemen sorarlar; -Ne oldu Temel?... “-Şemsiyeyi bulamadum. Ama dolapta yağmurluk vardi...” HAFTANIN HATIRLATMASI “Servet kaybettiysen, az şey kaybetmişsin... Şerefini kaybettiysen çok şey kaybetmişsin... Cesaretini kaybettiysen herşeyini kaybetmişsindir...” (Goethe) İbibik... -Trafik; kör, sağır ve kolsuz sürücüler kaynıyor... Bir gün SAKATA geleceğiz... -Tatile çıkan mutlu azınlık İMTİ-YAZ sahibi midir?... -Çok yalnız bir çoban... Gündüz DAVAR’la#la, gece duvarlarla konuşuyor... -Şairler dövüşür... Ama sonunda biri DİZE gelir... -Kaset piyasası yine birbirine girdi... HİT-DALAŞI... -İ-TİRAJIM var, okumayan topluma... (İbrahim Ormancı... Kargo gelmedi haberin olsun) BİZİMKİLER * Huzur Pide, Engin Abi’nin kredi kartından yanlışlıkla 6.5 milyon yerine 650 milyon çekmiş... Dolana kadar pide yiyecekmiş... * Ulaştırmadan Süleyman Aydoğan merak etmiş, “Şiddetli bir deprem olsa uçağı etkiler mi?...” * Beşiktaşlı Hüseyin yeni sezon kombine bileti için kredi arıyor... Babası G.Saraylı olmuş da... *Yemekhaneye bir kartla iki kişi girenlerin ismi panoya asılacakmış... Haberiniz olsun... Kadınlar & Erkekler... Erkek severse... Bir ilişki çok iyi devam ediyorsa, erkek durup dururken kadını kendine bağlamak için ayrılmayı teklif eder. Kadının yalvaracağını sanır ama hep şu sonuç çıkar; ... Bir mektup “Sevgili Amanda... Bu sana son mektubum. Seninle çok mutlu bir 3 ay geçirdim. Ancak artık benimle görüşmeni istemiyorum. Hatta beni telefonla bile arama. Bence bu işi en tatlı yerinde bitirmek en iyisi...” (Joe) ... Bir sonraki mektup “Sevgili Amanda... Dün telefonu açtım. Seni aramayacaktım ama köpeğimin patileri telefonun hafıza düğmesine geldi ve senin telefonunu çaldırdı. Hem sen o saatte niye evde değildin?... Elim çarptı ve yanlışlıkla senin telesekreterinin şifresini tuşlamışım. Hey, Fernando da kim?... Ben bu mektubu şey için yazmıştım, yani bende birşeyini unutmuşsun. İş günleri saat 17:00’den sonra evdeyim. Diğer saatlerde de bana cepten ulaşabilirsin. Bu sana son mektubum...” ... Daha sonraki mektup “Sevgili Amanda... Gerçekten bu sana son mektubum. Bugün Sevgililer Günü. Sevgililer Günün kutlu olsun. Bu mektubu postaya vermeyip, senin camına atarak camını kırdığım için özür dilerim ama postada gecikir diye şeyettim. Fernando’nun pis işler çevirdiğini ve yüzbinlerce dolar kumar borcu olduğunu söylüyorlar, sanırım doğru. Neyse; sana mutluluklar dilerim...” ... Ondan da sonraki mektup “Sevgili Amanda... Kendimi sana bu mektubu yazmaya mecbur hissettim. Fernando bir İspanyol’du değil mi?... Bu arada İspanyollar’ın çok eşliliği sevdiğini de biliyorsundur herhalde. Bu sana son mektubum...” ... En son mektup “Sevgili Amanda... Fernando’nun borç batağına iyice saplandığını duydum. İstersen ona yardım edebilirim. Bu arada; bugün benimle yemeğe çıkmaya ne dersin?... İstersen Fernando’yu da getir. Ona nasıl yardım edeceğimi filan da konuşuruz. Galiba; iyice borca batmış. Metresleri de varmış diyorlar. Bugün her zamanki yerde buluşuruz. Bu sana son mektubum...” ... Köşenizi ilk zamanlarda hayranlıkla izlerken, son zamanlarda iyice müdavimi oldum. Kadınlar & Erkekler bölümüne bir izlenimimi göndermek istiyorum. Adım; Uğur Demirci, e-mail adresim: ugurdemirci87@hotmail.com... Gazeteyi gösterip hava atacak arkadaşların listesini bile çıkardım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT